"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili 02/05/2013 tarihli dilekçesinde özetle;... ... köyünde bulunan 849 sayılı parselin tapulama tespiti sırasında davacılar ile mirasçılarının kullanımında olduğu hususunun beyanlar hanesine şerh edildiği, ... tarafından komisyon kararına itiraz edilmesi üzerine ... Kadastro Mahkemesinin 1996/12 E. - 20 K. sayılı ilamı ile davacılar lehine olan kullanım şerhinin silinmesine karar verildiğini, önce davacılar lehine şerh verip sonra bu gibi yerlerin mülkiyetinin kazanılmayacağından bahisle hiçbir bedel ödenmeden şerhin terkininin hukuka aykırı olduğunu, davacıların mağduriyetine sebep verdiğini, tapu kaydı ve kadastro tutanaklarının “yasal güvence” altında olduğunu, taşınmazın öncesinde davacılar tarafından tapulama tutanağında ismi geçen kişilerden satın alındığını, kadastro işlemlerinin tapu sicili ile bir bütün olduğunu belirterek kesinleşen mahkeme kararı ile bedel ödenmeksizin tapusu, iptal edilen davacıların hissesine karşılık fazlaya dair haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00.- TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; TMK’nın 1007. maddesine dayalı tazminat davalarının dayanağının, davacıların mülkiyet hakkının ihlal edilmesi olduğu, getirtilen tapu kayıtlarına göre davacıların tespit öncesi veya sonrası itibari ile hiçbir zaman taşınmaza malik olmadıklarını, dava konusu taşınmazın öncesi itibari ile ... vasfında olup 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince ... adına ... sınırları dışına çıkarıldığı, kadastro sırasında davacılar ve murisleri adına kullanıcı şerhi verildiği, taşınmazın öncesi ... olması nedeni ile zamanaşımı ve zilyetlik yolu ile kazanmalarının mümkün olmadığı, daha sonra ... tarafından açılan dava sonucu sözkonusu şerhin terkin edildiği, bu durum itibari ile davacıların tazminat talep etme haklarının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava, TMK’nın 1007. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; ..., ... köyünde bulunan 849 parsel sayılı taşınmazın 1992 yılında yapılan kadastro sırasında 35420,30 m2 yüzölçümü ve çalılık vasfı ile ... adına tespit edilmiş, “...oğlu ... ve ... oğlu ... ve ... oğlu ... ve ...oğlu ... ve ... oğlu ... ve ... oğlu ...’nun Haziran 1992 yılından beri kullanımındadır” şerhi verilmiş, kadastro tutanağının askısı 10.12.1992 - 11.1993 tarihleri arasında ilan edilmiş ... tarafından açılan 2016/12059 - 2018/6193 dava sonucu ... Kadastro Mahkemesinin 1996/12 E. - 20 K. sayılı ilamı ile ... köyü 849 parsel sayılı taşınmazın davalı lehinde verilen kullanıcı şerhinin terkinine karar verilmiş, hüküm 30.09.1997 tarihinde kesinleşmiş, 02/05/2013 tarihinde ise eldeki dava açıldığı anlaşılmıştır. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 02/10/2018 gününde oy birliği ile karar verildi.