Logo

20. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı kayımı sıfatıyla Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi 167 parsel sayılı taşınmaz, 4130 m² yüzölçümü ile tarla niteliğiyle ... mirascıları adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ... Yönetimi, 27/02/2013 tarihli dava dilekçesi ile taşınmazın kesinleşen orman sınırı içinde kaldığı, öncesi itibariyle ve halen de eylemli orman niteliğinde olduğunu ileri sürerek, davalı adına olan tapu kaydının iptaline, orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, davalıların elatmalarının önlenmesine, şerhlerin silinmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davanın kabulü ile taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı kayyımı sıfatıyla Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, kesinleşen orman sınırı içinde kaldığı ve eylemli orman olduğu iddia edilen taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1944 yılında 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1950 yılında 5653 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan makiye ayırma işlemi, 1961 yılında kesinleşen genel arazi kadastrosu, 17/01/1994 yılında 6 ay süre ile ilân edilip kesinleşen 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulaması vardır.

Mahkemece çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman sınırı içinde kaldığı gerekçesiyle tapu kaydının iptali yönünde hüküm kurulmuştur. Ancak tapu kaydında, 16/06/1981 tarihli, kimin lehine olduğu anlaşılamayan kamulaştırma şerhi bulunmaktadır. Taşınmazın üzerinde halen halı saha, tribünler ve sınırında da yol bulunmaktadır. Anayasanın 169. maddesinin koruyucu hükmü karşısında ormanlar üzerine üçüncü kişi ya da kurumlar lehine hiç bir kısıtlayıcı şerh konulamaz. Bu nedenle mahkemece, öncelikle kamulaştırma şerhinin hangi kurum lehine konulduğu tapu müdürlüğünden araştırılarak şerh sahibi kurumun davaya dahil edilmesi, daha sonra orman olduğu belirlenen bölüm üzerindeki kamulaştırma şerhinin silinmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı tarafın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına 24/10/2017 günü oybirliği ile karar verildi.

***