Logo

20. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında ... köyünde bulunan 133 ada 11 parsel sayılı 5899 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 1953 tarih 145 ve 105 sıra numaralı tapu kayıtlarına dayanarak davalı adına tarla niteliğiyle tespit ve tescil edilmiştir.

Davacı ... Yönetimi, 133 ada 11 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı ve evveliyatının ve eylemli durumunun da orman olduğu iddiasıyla, davalı adına olan tapu kaydının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescili, tapu kaydında 3. kişiler lehine olan mevcut şerhlerin terkini istemiyle dava açmıştır.

Mahkemece davanın kabulü ile, dava konusu edilen ... ili, ... ilçesi, ... köyü 133 ada 11 parsel sayılı taşınmazın bilirkişinin krokisinde (A) harfi ile göstermiş olduğu 5.298,90 m²'lik kısmı ile (B) harfi ile gösterdiği 600,10 m²'lik kısmının davalı adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya yeniden kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp 1949 yılında keşinleşen orman kadastrosu, 24/10/2013 tarihinde ilân edilip kesinleşen, evvelce sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ve sınırlaması yapılmış ormanlarda aplikasyon ve 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulaması, 1993 yılında kesinleşen arazi kadastrosu vardır.

İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın (A) harfli kısmının orman tahdidi içinde kalan ve eylemli orman olan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen 36/A maddesi gereğince davalıdan onama harcı alınmasına yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde iadesine

05/03/2019 gününde oy birliği ile karar verildi.

***