"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerine ait ...... yer alan ve 1583, 1584, 1585, 1586, 1611 parsel sayılı taşınmazları kapsayan 28/12/1970 tarihli 167 nolu ve 16/05/1964 tarihli 50, 51 nolu tapu kayıtlarının kadastro tespiti sırasında uygulanmamak suretiyle orman kapsamına alındığını, böylelikle dava konusu taşınmazlara hukuka aykırı olarak el konulduğunu beyan ederek ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak; taşınmazların değerlerinin tespitiyle şimdilik 5.000,00.-TL tazminatın el koyma tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; kamulaştırmasız elatmanın, herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın idare tarafından kişilere ait özel mülklere el konulmasından doğan haksız fiil benzeri bir dava türü olup, tazminat hususunda değerlendirme yapılabilmesi için öncelikle tazminat talep eden kişinin taşınmazda hak sahibi olmasının gerektiği, davacıların dayandığı eski tarihli tapu kayıtları üzerinden 1982 yılında kadastro tespiti geçtiği, kadastro tespitine bir kısım davacılar tarafından itiraz edildiği ve mahkemece verilen kararlarla dava konusu 1583, 1584, 1586 ve 1611 parsel sayılı taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tescil edildiği, tapu kayıtlarının uygulanabilirliğinin kalmadığı; 1585 parselle ilgili olarak ise kadastro tespitine itiraz davası açılmayarak tespitin bu şekilde kesinleştiği, bu parsel yönünden kadastrodan önceki hak sahipliğine ve tapuya dayanılarak dava açma hakkının Kadastro Kanununun 12. maddesi uyarınca on yıllık hak düşürücü süreye uğradığı, kaldı ki davacılar tarafından mülkiyet davası açılmaksızın tazminat talep edilmekle, taşınmazların maliki olmayan davacıların kamulaştırmasız el atmadan doğan tazminat talep etme hakları da bulunmadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 1007. maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre; davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının davacılara yükletilmesine 04/12/2019 günü oy birliğiyle karar verildi.