"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişi vekili, 09/10/2013 havale tarihli dava dilekçesi ile; .... 127 ada 34, 36, 43, 44 parsel sayılı taşınmazların orman olmadığı halde, 2013 yılında 54 numaralı Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan orman kadastro çalışması sonucunda orman sınırı içinde bırakıldığını belirterek, taşınmazların orman sınırı dışına çıkarılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece orman kadastrosuna itiraz davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, orman kadastrosuna itiraz istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp 1949 yılında keşinleşen orman kadastrosu, 1951 yılında 5653 sayılı Kanuna göre makiye ayırma işlemi, 09/09/2013 tarihinde 30 gün süre ile ilan edilip eldeki dava nedeniyle kesinleşmeyen, evvelce sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ve sınırlaması yapılmış ormanlarda aplikasyon ve 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulaması, 1971 yılında kesinleşen arazi kadastrosu vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişi tarafından yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmaya göre, çekişmeli taşınmazların tamamının 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp 1949 yılında kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı, yörede 1950 yılında 5653 sayılı Kanun hükümlerine göre makiye ayırma çalışması yapıldığı; 1968 yılında tapulama çalışması yapıldığı; dava konusu taşınmazlardan eski 431 (yeni 127 ada 44) ve eski 429 (yeni 127 ada 43) parsel sayılı taşınmazların senetsizden, eski 422 (yeni 127 ada 36) ve eski 420 (yeni 127 ada 34) parsel sayılı taşınmazlara ise eski tapu kaydı uygulanmak suretiyle tespitlerinin yapıldığı, 2013 yılında yapılan aplikasyon, evvelce sınırlandırılmamış ormanların kadastrosu ve 2/B madde uygulamasında taşınmazlardan yeni 36 nolu parselin (B) harfiyle işaretli bölümü ile 34 nolu parselin tamamının 2/B madde kapsamında orman sınırları dışına çıkarılan alanda kaldığı, 36 nolu parselin (A) harfiyle gösterilen bölümü ile 43 ve 44 nolu parsellerin tahdit içinde kalmaya devam ettiğinin belirlendiği; bu taşınmazların eğimlerinin %12’den yüksek olduğunun anlaşıldığına; kaldı ki, ormanların ve orman muhafaza karakteri taşıyan makiliklerin hiç bir zaman makiye ayrılamayacağı, ayrılmış olsa bile kanuna aykırı olarak yapılan işlemin yok hükmünde olacağı, HGK'nın, YKD'nın Ekim 2002 sayısında yayınlanan 27.02.2002 gün ve 2002/1-19/97 sayılı kararında kabul edildiği gibi taşınmazlar 1949 yılında kesinleşen orman kadastro sınırı içinde kaldığından, çekişmeli eski 422 (yeni127 ada 36) ve eski 420 (yeni 127 ada 34) parsel sayılı taşınmazlara revizyon gören tapu kayıtlarının hukukî değerini yitirdiği, orman içinde kalan ya da orman sınırı dışına çıkartılan alanlarda tapu kayıtlarına değer verileceğine ilişkin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 45. maddesi Anayasa Mahkemesinin 01/06/1988 gün 31/13 ve 14/03/1989 gün 35/13 ve 13/06/1989 gün 7/25 sayılı kararları ile iptal edildiği, tüm açıklanan nedenlerle geçerli bir makiye ayırma işlemi bulunmayan 36 nolu parselin (A) harfiyle gösterilen bölümü ile 43 ve 44 parsel sayılı taşınmazların 1949 yılında yapılan orman tahditinde, kesinleşmiş orman sınırları içinde kalmaya devam ettiği belirlenerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak kadastro mahkemesinde görülen davalarda 3402 sayılı Kanunun 31/3 maddesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince vekalet ücetine hümedilmiş olması doğru görülmemiş, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle hüküm kısmının “Davalılar ... ve Orman ve Su İşleri Bakanlığı kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince hesaplanan 1.500,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak adı geçen davalılara verilmesine,” şeklindeki paragrafında geçen “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince” ibaresi kaldırılarak yerine “3402 sayılı Kanunun 31/3 maddesi uyarınca” ibaresi yazılmak suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla HUMK’nın 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 09/12/2019 günü oy birliğiyle karar verildi.