Logo

20. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava dilekçesinde, müvekkilinin ... ilçesi, ... mahallesi 568 ada 21/1'de kayıtlı l nolu konutun sahibi olduğunu, konutun arsa payının 1/16 olup, 568 adanın yüzölçümünün 4967 m2 olduğunu, kooperatif yetkililerinin düzenleme yaparken konutun önünde ve yan tarafında yolun kesiştiği noktada köşe yuvarlatılmış, adanın etrafına da yaya kaldırımı yapıldığını, bunlar yapılırken müvekkilinin bahçesindeki kullanım alanının daraltıldığını, bunların müvekkilinin bahçesinin içinden geçtiğini, bu nedenlerle bu davayı açmak zorunda kaldıklarını, davanın kabulü ile müvekkilinin taşınmazına tecavüz teşkil eden yaya kaldırımının sökülerek tecavüzün önlenmesine, bahçe kullanım payının diğer paydaşlarla eşit hale getirilmesine, yeniden düzenleme yapılmasına karar verilmesi istenilmiştir.

Mahkemece tapu kayıtlarından yapılan incelemede dava konusu yerin kat mülkiyetine geçtiği anlaşıldığından ve Kat Mülkiyeti Kanunu gereğince kat mülkiyetine geçilmiş olan yerlerle ilgili davaların bakma görevi sulh hukuk mahkemesine ait olduğundan dava dilekçesinin görev yönünden reddine, karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava müdahalenin meni istemine ilişkindir.

Dosya içindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacının talebinin birden çok parseli kapsayan yapı kooperatifinin kendi bahçesine yaptığı müdahalenin önlenmesine ilişkin olduğu, mimari proje ve vaziyet planına göre bahçenin daralmasına sebebiyet veren müdahalenin kaldırılmasını talep etmekle uyuşmazlığın bir parselde oluşan kat mülkiyeti kurulmuş taşınmazdan kaynaklanmadığı tam aksine birden çok parsel üzerine kurulu kooperatif tüzel kişiliğinin müdahalesinden söz edildiği anlaşılmakla, uyuşmazlıkta Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinin değil, genel hükümlerin uygulanması gerektiğinden görev hususu da genel hükümler çerçevesinde belirlenmelidir.

Hukuki uyuşmazlıklarda asliye hukuk mahkemelerinin görevi asıl, sulh hukuk mahkemesinin görevi ise istisna olup, özel bir kanun hükmü ile açıkça sulh hukuk mahkemesinde bakılacağı bildirilmeyen bütün dava ve işler asliye hukuk mahkemesinde görüleceğinden, takibin yapıldığı ve davanın açıldığı tarih dikkate alındığında, mahkemece, genel hükümlere göre davaya bakılıp işin esası hakkında hüküm kurulması gerekirken, görevsizlik kararı verilmiş olması doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde iadesine 19/02/2018 günü oybirliği ile karar verildi.

***