Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.

Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere kararın dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı şirketin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Dava, 17.01.2008 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu beden bütünlüğü bozulan davacının maddi ve manevi zararının giderilmesi istemlerine ilişkindir.

Mahkemece, 82.124,57-TL maddi, 80.000,00-TL manevi tazminatın 17.01.2008 tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

6100 Sayılı HMK'nın 26.maddesine göre mahkemeler taleple bağlılık kuralına kapsamında tarafların talep sonuçları ile bağlı olup ondan daha fazlasına karar veremezler.

Bunun yanında gerek 818 sayılı Borçlar Kanununun 47 .maddesi gerekse de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalı yakınlarına verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez ve yine 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de açıklandığı üzere zarar görenin müterafik kusurunun varlığı halinde bu durumun manevi tazminatın takdirinde göz önünde bulundurulması gerekir.

Bu açıklamalardan olarak somut olayda davacı, dava dilekçesinde yargılama konusu iş kazası nedeniyle %32 oranında malul kaldığını açıklayarak tazminat isteminde bulunmuştur. Halin böyle olması karşısında Mahkemece davacının maluliyet oranının %41,2 olduğu kabulüne göre yapılan hesaplamaya itibar edilmesi ayrıca manevi tazminatın %41,2 oranındaki maluliyete göre takdir edilmesi HMK 26 maddesinde tanımını bulan talebin aşılmasıdır. Bunun yanında tarafların sosyal ekonomik halleri, kusur durumları, davacının maluliyet oranı ve iş kazası tarihi gözetildiğinde davacı yararına hüküm altına alınan 80.000,00-TL tutarındaki manevi tazminat da çok fazladır.

Mahkemece, yukarıda belirtilen maddi ve hukuksal olgular gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Yapılacak iş davacı kazalının maddi zararını talebi olan %32 oranındaki maluliyete göre hesaplatmak, ayrıca davacı yararına (%32 oranındaki maluliyete göre) daha uygun miktarda manevi tazminata hükmetmek, bu arada ilk kararın yalnızca davalı yanca temyiz edilip bu noktada lehine oluşan usuli kazanılmış hak durumunu da karar yerinde gözetmektir.

O halde, davalı şirketin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.

SONUÇ: Kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine

03.05.2016 gününde oy birliğiyle karar verildi.

***