"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, kanuni gerektirici nedenler ile temyiz kapsamı ve nedenlerine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının iş kazalarına dayanan maluliyetleri nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda 13.01.2001 tarihli iş kazası nedeniyle 14.841,41 TL maddi, 4.000 TL manevi, 08.04.2005 tarihli iş kazası nedeniyle 111,85 TL Maddi, 1.000 TL manevi tazminatın ayrı ayrı kaza tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacı vekilinin 11.04.2008 tarihli dava dilekçesi ile, 1.000 TL Maddi, 10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, davacının 13.01.2001 tarihli iş kazası nedeniyle %13,3 oranında, 08.04.2005 tarihli iş kazası nedeniyle %0 oranında malul olduğu, iş kazaları nedeniyle davacının %50 müterafih kusurunun bulunduğu, davacı vekilince sunulan 22.12.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat isteminin 15.12.2014 tarihli hesap bilirkişi ek raporu doğrultusunda 2001 tarihli iş kazası için 14.841,41 TL, 2005 tarihli iş kazası için 111.85 TL olmak üzere 14.953,26 TL'ye artırıldığı, talep artırım dilekçesinden sonra davalı vekilinin 25.12.2014 tarihli dilekçesiyle ıslaha karşı zamanaşımı def'inde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık bu tür davalarda T.B.K' nın 146.maddesi (B.K.’nun 125.md) gereğince uygulanmakta olan 10 yıllık zaman aşımı süresinin hangi tarihte başlatılması gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması demektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zarar, ancak bakım ve tedavi sonucunda düzenlenen hekim raporuyla belirli bir
-açıklığa kavuşur. Bedensel zararın gelişim gösterdiği durumlarda zamanaşımına başlangıç olarak hastalık seyrinin yani gelişimin tamamlandığı tarihin esas alınması gerekir.
Somut olayda, tazminatın 11.04.2008 tarihli dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 6100 sayılı HMK'nın 109. maddesinde öngörülen kısmi dava olarak talep edildiği ortadadır. Bu duruma göre zamanaşımı süresi dava dilekçesi ile talep edilen maddi tazminat yönünden dava tarihi itibariyle kesilerek, bakiye alacak miktarı yönünden işleyeme devam edecektir.
Hal böyle olunca, davacı vekilince sunulan 22.12.2014 tarihli ıslah dilekçesi niteliğindeki talep artırım dilekçesine karşı davalı vekilince süresi içinde sunulan zamanaşımı def'i nin, davacının 23.01.2001 tarihli ilk iş kazası yönünden değerlendirilerek, bu iş kazası için ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığı gözetilerek, 23.01.2001 tarihli iş kazası için ıslah edilen kısma ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
02.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.