Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

Davacı, davalılardan işverenlere ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, davalılardan Kurum ile vekillerince ve ...

tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının davalı işveren şirket bünyesinde 15.05.1990-02.06.2011 tarihleri arasında geçen ve davalı kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.

Birleşen dava, davacının davalı ... yanında15.05.1990 ila 01.09.1998 tarihleri arasında geçen ve davalı kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece, hükümde yazılı olduğu şekilde asıl davada davanın kısmen kabulüne birleşen davada davanın kabulüne karar verilmiştir.

Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

Gerçekten; sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak sigortalılıktan söz edilemez.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen

.../...

tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30/06/1999 gün 1999/21-549-555- 03/11/2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.

Somut olayda, davacının ... besi çiftliği işyerinden 01/10/1990, 01/01/1994, 01/02/1996, şirket işyerinden ise 01/09/1998 tarihli işe giriş bildirgelerinin olduğu, SS şirket işyerinde 01.09.1998-10.10.2011 tarihleri arasında kesintili olarak sigortalı çalışmasının olduğu, davalı ...’ye ait sicil nolu işyerinde 01.10.1990-30.04.1990, 01.01.1996-30.08.1996 tarihleri arasında sigortalı çalışmasının olduğu,şirketin 13.05.1998 tarihinde tescil edildiği, ... Besi Çiftliğinin 18.10.1988 ila 30.06.1998 tarihleri arasında Kanun kapsamında olduğu, davalı ...’nin diğer davalı şirketin de ortağı olduğu ve aralarında organik bağ olduğu, iki ayrı işyerinin olduğu, besi çifttliklerinde ve şirkete ait büroda çalıştığı iddia edildiğinden tüm işyerleri için resen tespit edilecek komşu işyeri tanıklarının dinlenmeden, davacının bu sürelerde hangi işyerinde çalıştığının kesin olarak tespit edilmeden davacının çalışma olgusunun yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmediği anlaşılmaktadır.

Yapılacak iş, öncelikle davacıya hangi tarihler arasında hangi çiftlikte ve işyerinde çalıştığının açıklatılarak, tüm işyerleri için ayrı ayrı Kurumdan sorulmak suretiyle veya zabıta araştırması ile tespit edilecek komşu işyerlerinde benzer işi yapan işlerle uğraşan işverenler veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanların beyanlarına başvurarak sözkonusu dönemler içinde hangi işyerinde çalıştığı hususunun kesin olarak belirlenmesi, infazda tereddüt sağlamayacak şekilde davacının bu sürelerde hangi işyerinde çalıştığının hüküm fıkrasında gösterilmesi, davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar vermekten ibarettir.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılardan Kurum haricindekilere iadesine, 23.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***