Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVALILAR :1- Sosyal Güvenlik Kurumu Vek.av. ...

2-... Vek.av. ...

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.

Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 01.01.1983-26.08.1993 tarihleri arasında davalıya ait apartman işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece, hakdüşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun ispat edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır.Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilmeyen sigortalılar, çalışmalarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse bu çalışmaların Kurumca dikkate alınacağı belirtilmiştir. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı, kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu, niteliği, başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları ya da komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.

Somut olayda, davacının 15.11.1983 tarihinde 389282 sicil numaralı davalıya ait inşaat işyerinde ve 01.02.1988 tarihinde 516918 sicil numaralı davalıya ait apartman işyerinde işe girdiğine dair işe giriş bildirgesinin Kuruma verildiği, apartman işyerinin 01.02.1988-31.07.2005 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında olduğu, davalıya ait İnşaat işyerinden 04.11.1983-01.07.1985 arasında 83 yılında 46 gün, 84 yılında 360 gün 1985 tarihinde 180 gün hizmetinin bildirildiği, apartman işyerinde ise 01.02.1988-01.03.1992 tarihleri arasında 88 de 330 gün, diğer yıllarda tam zamanlı sigortalı bildiriminin yapıldığı, kolluk araştırmasına göre 1991 yılından beri davacının apartmanda çalıştığının bildirildiği, davalı tanığının ve davacı tanıklarının önce inşatta çavuş sonrasında apartmanda kapıcı olarak çalıştığını beyan ettikleri, davalıya ait işyerlerinden verilen işe giriş bildirgelerine istinaden kesintili ve tam zamanlı olarak bildiriminin yapıldığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, çalışması Kurumca kısmen tespit edilen davacının kısmi olarak bildiriminin yapıldığı dönemdeki eksik günlerinin tespiti yönünden hak düşürücü süreden söz edilemeyeceği açık olduğu halde hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilerek davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.

Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği ve davada hak düşürücü süreden söz edilemeyeceği nazara alınarak, inşaat işyerinin Kanun kapsamına alınma tarihlerini kurumdan sormak, inşaatın ne kadar devam ettiğini ve ruhsatın ne zaman alındığını, bu apartmanda ne zaman oturulmaya başlandığının ve ne zaman yapı kullanma izin belgesi alındığının araştırılarak, tespit istenen dönemde inşaat işyeri açısından bordo tanıklarını, beyanları yeterli olmadığı takdirde Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve Muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp yöntemince beyanlarını almak, dinlenen davacı tanıklarının işyeri kayıtlarını getirterek komşu tanığı olup olmadığını tespit etmek, tüm tanıkların hizmet cetvellerini getirtmek, apartmanda çalıştığı dönem açısından bu apartmanın kiracılarını, komşu apartman kapıcıları ve dava konusu apartmana yakın bakkal ve apartman yöneticilerini şahit olarak dinleyerek, davacının tüm mesaisini davalı apartmana hasredip etmediği, davacının davalı apartmanın kapıcı dairesinde oturup oturmadığı, tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 21.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***