"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, Mayıs 2006 tarihinden itibaren malullük aylığı bağlanmasına ödenmeyen aylıkların faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Asıl dava maluliyet durumunun tespiti, 2006 yılı Mayıs ayından itibaren maluliyet aylığına hak kazandığının tespiti ve birikmiş aylıkların yasal faizi ile tahsili, birleşen dava ise sigorta başlangıç tarihinin 29.02.1988 olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddine, davacının ödenmeyen malullük aylığı maaş istemlerinin Mayıs 2006 tarihinden itibaren başlatılması yönündeki isteminin davacının malullük aylığına hak kazandığı tarihin 01/10/2010 tarihi olması nedeniyle reddine, davacının malullük aylığına hak kazandığı aylık başlangıç tarihinin 01/10/2010 tarihinden itibaren 60.112,01-TL asıl maaş alacağın 500-TL'lik kısmının dava, bakiyesinin ıslah tarihi olan 28/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ve 11.549,68-TL işlemiş yasal faiz alacağı olmak üzere toplam 71.661,69-TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; SS Yüksek Sağlık Kurulu’nun 01.05.2007 tarihli raporunda, davacının çalışma gücünün en az 2/3'ünü kaybetmemiş olduğundan malul sayılmayacağına karar verildiği, yargılama sırasında Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınan 29.09.2010 tarihli rapora göre, davacının çalışma gücünün en az % 66'sını kaybettiği, malul sayılması gerektiğine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasa'nın 25. ve 26. maddesidir. Anılan madde; 4/a ve 4/b’li sigortalılar için “...çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60’ını kaybettiği...” Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usulüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucu Kurumun Sağlık Kurulunca tespit edilenlerin malul sayılacağı belirtilmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 95’inci maddesinde malûl sayılmayı gerektirecek hastalık veya arızanın bulunup bulunmadığının tespitinde izlenecek yol açıklanmıştır. Buna göre, kurum sağlık tesislerince düzenlenen raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınmalı, söz konusu kurul raporlarının Kurumu bağlayacağı, ancak, diğer ilgilileri bağlamayacağı dikkate alınarak, itiraz halinde, Adli Tıp Kurumundan alınacak rapora göre karar verilmeli; Yüksek Sağlık Kurulu Raporu ile Adli Tıp Kurumu raporu arasında çelişki bulunması halinde ise, Adli Tıp Genel Kurulundan alınacak raporla, bu çelişki giderilip, varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
HMK'nın 297. maddesinde ise; "hükmün sonuç kısmında da, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği" belirtilmiştir.
Somut olayda; davacının sigorta başlangıç tarihinin tespiti talebi konusunda olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmamış olması hatalı olduğu gibi, diğer talepleri yönünden ise maluliyet başlangıç tarihinin ne olduğu konusunda hüküm bulunmayan ve maluliyet oranı konusunda Yüksek Sağlık Kurulu'nun kararı ile aralarında çelişki bulunan Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu'nun raporuna ve alacak miktarı konusunda da dava tarihini aşacak şekilde hesaplama içeren bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmuş olması hatalı olup yazılı şekilde kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; dosyada mevcut raporlar ile Adli Tıp İhtisas Dairesi'nin arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Genel Kurulundan davacıdaki mevcut hastalık ve arazların, malûl sayılacak derecede olup olmadığı ve maluliyet başlangıç tarihinin ne olduğu konusunda rapor alınmalı, maluliyete aylığı koşulları irdelenmeli, sonuca göre bilirkişiden dava tarihine kadar birikmiş aylıkların miktarı ile birikmiş aylıklarının her bir aylığın hak ediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi konusunda ek rapor alınmalı, davacının tüm talepleri ile ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmelidir.
Kabule göre de; hüküm altına alınan alacağın asıl alacak ve bu alacağa ilişkin faiz alacağı olduğu gözetilmeksizin, asıl alacak üzerinden ikinci kez yasal faize hükmedilmesi de hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacıya iadesine 26/05/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
M.O