Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.

Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacı murisinin 01.10.2005- 17.12.2009 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmişse de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile varılmıştır.

Davanın 5510 sayılı Yasa'nın 4/I-a bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olduğu, geçiş hükümlerini içeren aynı Yasanın Geçici 7. maddesi hükmü gözetildiğinde, somut uyuşmazlığın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa'nın 79. maddesidir.

506 sayılı Yasa'nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.

Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; davacının ihtilaflı dönemde 30.04.2008-02.05.2008 tarihleri arasında dava dışı 1064313 sicil numaralı işyerinde, 01.11.2008- 18.12.2009 tarihleri arasında ise dava dışı 1305520 sicil numaralı işyerinde çalıştığı, davalı işyerinin 03.10.2006 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği ve 01.02.2010 tarihinden itibaren yasa kapsamında olduğu, davalı işverenin cevabında özetle, davacı ve murisinin şirketlerinde işçi olarak çalışmadığını, 2006 ila 31.10.2008 arasında kendisine ait araçla prim karşılığı %5 kendi adına çalıştığını belirttiği, davacının davalı şirkete ait olduğunu belirttiği 2006 ila 2008 yıllarına ait 4 adet tahsilat faturası sunduğu, davacı tanıklarının dinlendiği anlaşılmaktadır.

Mahkemece yapılacak iş; ilgili Ticaret Sicilinden davalı işyerine ait tüm kayıtlar celbedilip, davacının ihtilaflı dönemde çalıştığı işyerleri ile davalı işveren arasında hukuki ve organik bağ olup olmadığını ortaya koymak, organik bağ bulunduğu takdirde bu işyerlerinin ihtilaflı döneme ilişkin dönem bordrolarının tamamını getirtmek, dava konusu dönemde müfettiş denetimi olup olmadığı araştırılarak tespiti istenen dönemde çalışması bulunan bordro tanıklarını dinlemek, bordrolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya bunların tanıklığıyla yetinilmediği taktirde, ilgili il müdürlüğünden, gerekirse zabıta, vergi dairesi ve meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu iş yeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak suretiyle davacının işe giriş ve çıkış sürelerini net belirlemek ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10 maddeleri gereğince ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine

04.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***