Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, sigorta başlangıç tarihinin 18/08/1988 olduğunun ve davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddinne karar vermiştir.

Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,

2-Dava, davacının 18/08/1988-30/11/1988 tarihleri arası ... Ülkesinde davalı işverenin işçisi olarak çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece, yazılı olduğu şekilde davanın ispatlanamadığından istemin reddine karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik araştırma ve inceleme sonucu varılmıştır.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/8. maddeleri gereği bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır.Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilmeyen sigortalılar, çalışmalarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse bu çalışmaların Kurumca dikkate alınacağı belirtilmiştir. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı, kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de, çalışmanın konusu, niteliği, başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden, 07/01/1989 tarihli ve Bingazi Başkonsolosluğu tarafından onaylı yurt dışı hizmet belgesi ile çalışma belgelerinde, davacının davalı işveren nezdinde 18/08/1988-30/11/1988 tarihleri arası Libya Ülkesinde çalıştığının belirtildiği anlaşılmaktadır.

Somut olayda, her ne kadar mahkeme tarafından, davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmiş ise de, davacının çalışmalarını gösteren ve Başkonsolosluk tarafından onaylı belgeler dikkate alınmadan, öte yandan davalı işverene ait 1988/8-11. aylar arası dönem bordroları getirtilmeden, yine davacı adına davalı işveren tarafından işe giriş bildirgesi verilip verilmediği Kurumdan sorulmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.

Yapılacak iş; öncelikle davacı adına davalı işveren tarafından işe giriş bildirgesi verilip verilmediğini Kurumdan sormak, yine davalı işveren tarafından Kuruma verilen 1988/8-11. aylar arası dönem bordrolarını getirtmek, eğer işe giriş bildirgesi verilmemiş ve bordrolarda adına prim kesintisi yapılmamış ise, hak düşürücü süre üzerinde durularak sonucuna göre, eğer işe giriş bildirgesi verilmiş veya adına bordrolarda kesinti yapılmış ise, bu defa bordro tanıkları tespit edilip dinlenerek ve dosyadaki çalışma belgeleri dikkate alınarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 13/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***