"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, maluliyet talebinin reddine dair Kurum işleminin iptali ile malulen emekliliğe, 16/12/2011 tarihinden itibaren emekli aylığının faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının maluliyet aylığı talebini reddeden 17.04.2012 tarihli davalı Kurum işleminin iptaline, davacının malulen emekliliğine, 16.12.2011 tarihinden itibaren emekli maaşının yasal faizi ile ödenmesine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile "davalı kurumun 17/04/2012 tarih ve 4.391.990 sayılı kararının iptaline, davacının çalışma gücünün en az % 60 ını kaybettiğinin tespitine, bu orandaki maluliyetin başlangıç tarihinin 14.10.2009 olduğunun ve dolayısıyla davacının kuruma başvurduğu tarih gözetilerek 01.01.2012 tarihi itibariyle maluliyet aylığına hak kazandığının tespitine, 11.045,38 TL birikmiş alacaklarından 3.000,00 TL'sinin dava tarihi 25.07.2012, bakiyesinin ıslah tarihi 16.03.2015 gününden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı kurumdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'nun 22.05.2013 tarihli raporunda davacının çalışma gücünü %60 oranında kaybettiğinden malul sayılmasına, maluliyet başlangıcının Tıp Fakültesi'nin 03.04.2013 tarihli raporu olduğuna karar verildiği, davalı Kurum tarafından davacıya 01.05.2013 tarihinden itibaren maluliyet aylığı tahsis edildiği, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu'nun 12.01.2015 tarihli raporunda ise davacının çalışma gücünün en az %60'nı kaybetmiş olduğuna, maluliyet başlangıcının Tıp Fakültesi'nin 14.10.2009 tarih nolu heyet raporunun tarihi olduğuna karar verildiği anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Yasa'nın 95. maddesi ise "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usul ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir.
Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usulüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'nca karara bağlanır." şeklinde düzenlenmiştir.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulu'nca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumu'nu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu'na giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Somut olayda; Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'nun raporunda; maluliyetin başlangıç tarihinin 03.04.2013 tarihi olarak tespit edilmiş olmasına rağmen, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu'nun raporunda ise davacının 14.10.2009 tarihinden itibaren malul olduğuna karar verildiği anlaşılmakla her iki rapor arasında davacının maluliyetinin başlangıç tarihi konusundaki çelişki Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'dan alınacak rapor ile giderilmeden, karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davacının maluliyetinin başlangıç tarihinin tespiti bakımından dosyada mevcut raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde son kez olarak Adli Tıp Genel Kurulu'ndan rapor almak ve çıkacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
MG