"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İŞ) Mahkemesi
DAVALILAR :
Davacı, davalılardan işverenlere ait işyerinde geçen çalışmaları ile geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı işyeri nezdinde 01/03/2006-25/12/2010 tarihleri arasında geçen hizmetinin tespiti ile uğramış olduğu kazanın iş kazası olduğunun tespiti istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanankarından olan ve olay tarihinde yürürlükte bulunan 5510 sayılı Yasa'nın 13. maddesi ile ;
"Madde 13- İş kazası;
a)Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b)(Değişik bend:17.04.2008-5754 S.K./8.mad) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c)Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır." şeklinde tanımlanmıştır.
Olayın iş kazası sayılması gerektiğinin tespitine ilişkin davanın asıl amacı, 5510 sayılı Yasa gereğince hak sahiplerine iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanmasının teminine yöneliktir. Diğer yandan bir sosyal sigorta olayının iş kazası sayılıp sayılmaması işverenin dahi hak alanını ilgilendirir. Zira işveren kusurlu ve olay da iş kazası ise, Kurum bağladığı gelirin peşin değerini işverenden isteyebilecektir.
5510 sayılı Yasa’nın 13. maddesinde İş kazasının 4 ncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5 nci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği bildirilmiştir.
Öte yandan davanın diğer yasal dayanağı olan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; davacının 01/08/1995-22/07/2003 tarihleri arasında dava dışı işyerlerinde geçen hizmetinin bulunduğu, başkaca Kurum'a bildirilmiş herhangi bir hizmetinin bulunmadığı, otogarda çıkış ücretini kesmek için görevlendirildiği iddia olunan davacıya 25/12/2010 tarihinde görev esnasında karşıdan gelen otobüsün çarpması şeklinde yaralama ile neticelenen trafik kazası olayının meydana geldiği, yargılama esnasında yapılan zabıta araştırması neticesi düzenenlenen tutanakların dosyaya sunulduğu, duruşmalarda davacı- davalı tanıkları ile komşu işyeri tanıklarının dinlendiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; Kurum tarafından olayın iş kazası olduğu kabul edilmekle birlikte Kurum'un bu işlemine dayanak bilgi ve belgeler getirtilmeden, hizmet tespiti yönünden her türlü şüpheden uzak bir şekilde fiili çalışma olgusu ispat edilmeden Mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesi davanın reddine ilişkin kurulan tespit hükmü hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, davacının iş kazası tespiti istemi ile ilgili olarak, Kurum'un trafik kazası olayını iş kazası olarak kabul ettiği işlemine dayanak teşkil eden bilgi ve belgeler getirtilerek davanın açılmasından sonra olayın iş kazası kabul edilmesi nedeniyle davalı Kurum açısından davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek, davacının ihtilaflı döneme ilişkin hizmet tespiti istemi ile ilgili olarak, ilk olarak davacıya hangi işyeri nezdinde çalıştığını açıkça açıklattırmak suretiyle bu işyerine ait kurum tescil dosyası ile tespiti istenen döneme ait ücret bordrolarını, dönem bordrolarını getirtmek, bordrolarda adı geçen çalışanları re'sen belirleyerek bunların beyanlarına müracaat etmek, bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle davalı işyerine komşu işyerlerini tespit edip bu işyerlerinin uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı çalışanları, yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, trafik kazası sonrası olay ile ilgili olarak hastane polisi tarafından düzenlenmiş tutanak ve diğer belge ve kayıtlar ile ceza soruşturması ve ceza davası( ...........Sulh Ceza Mahkemes..........Esas sayılı) dosyasını eldeki dosyaya getirterek incelemek suretiyle çalışmanın niteliğini ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde kanıtladıktan sonra davalı işyeri/işyerleri yönünden iş kazasının tespiti isteminin hizmet tespitine ilişkin varılacak kanaat ile birlikte 5510 sayılı Yasa'nın 13.maddesi hükümleri çerçevesinde tartışarak çıkacak sonuca göre Mahkemece bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
########