Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 14/02/2011-23/05/2011 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.

Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dava, davacının davalı işyeri nezdinde 14/02/2011-23/05/2011 tarihleri arasında geçen 99 günlük hizmetinin tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun ispatı konusunda, Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.

Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden, 06/06/2008 ve 12/05/2011 tarihli işe giriş bildirgelerinin davalı işyeri tarafından düzenlenmiş olup Kurum kayıtlarına intikal ettiği, davacının 06/06/2008-14/02/2011 ve 12/05/2011-23/05/2011 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen hizmetlerinin Kurum'a bildirilmiş olduğu, davalı işyerinin 01/05/2004 tarihinde Kanun kapsamına alınmış olduğu, davalı işyerine ait ihtilaf konusu dönem bordrolarının getirtildiği, eldeki dosya arasına alınan işçilik alacağı dosyasında davacı tarafından üzerinde atılı imzaların kendi imzası olduğu iddia edilen ve 03/01/2011-17/04/2011 tarihleri arasında düzenlenmiş 9 adet fatura koçanlarının yer aldığı, 2011/2. ayı ücret bordrosunda davacının atılı imzasının yer aldığı ve bordroda 14(on dört) günlük çalışma kaydının görüldüğü, en son çalıştığı günün 14/02/2011 tarihi olup buna göre ücretinin tahakkukunun talep edildiği ve yine 12/05/2011 tarihinden en son çalışma tarihi olan 23/05/2011 tarihine kadar geçen sürelere ilişkin tahakkuk edecek ücret tahakkukunun talep edildiği, davacının imzasının yer aldığı, matbu işyerinden ayrılış dilekçelerinin dosyada yer aldığı, yargılama esnasında alınan bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu, duruşmalarda davacı, davalı tanıkları ile bordrolu tanıklarının dinlendiği anlaşılmaktadır.

Somut olayda dosya kapsamında toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, imzalı ücret bordrosu, işyerinden ayrılış dilekçeleri ile duruşmalarda dinlenen bir kısım tanık beyanlarından davacının çalışmalarının imzalı ücret bordrosunda belirtilen süre kadar Kurum'a bildirildiği anlaşılmakla Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır. Gerçekten, davacının işyerindeki çalışmaları aylık bordrolara dayanılarak Kurum'a bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. İmzalı ücret bordrosu ve işyerinden ayrılış dilekçeleri, davacı çalışmalarının davalı işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise, eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Başka bir anlatımla, yazılı belgelerin varlığı halinde tanık sözlerine itibar edilemez. Dairemizin, giderek Yargıtay'ın oturmuş ve yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır.

Yapılacak iş; davacının dava konusu dönemdeki çalışmalarının Kurum'a kesintili olarak bildirildiğinin göz önünde bulundurularak davanın reddine karar vermekten ibarettir.

Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece hatalı değerlendirme neticesi davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davalı Kurum ve davalı işyeri vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davalılardan Mehmet Cür' e iadesine

13/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***