Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İŞ) Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.

Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 17.08.1998-15.03.2003 tarihleri arasında davalı Belediyeye ait iş yerinde geçen ve davalı Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile hükümde yazılı şekilde karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.

Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının davalı işyerinden 17.02.2003 tarihinden itibaren hizmetinin bildirilmeye başlandığı, öncesinde dava dışı işyerinde 01.12.2001-25.12.2001 tarihleri arasında çalışmasının bulunduğu, davalı ... tarafından bir kısım ücret bordrolarının ibraz edildiği, gönderilen imzalı ücret bordroları fotokopi olup gerek gerek gün sayısı gerek prim ödemesi olup olmadığı konusunda denetime elverişli olmadığı görülmüştür.

Somut olayda, davacının dava dışı işyerinde 01.12.2001-25.12.2001 tarihleri arasında geçen çalışması sebebi ile öncesindeki talebinin hak düşürücü süreye uğradığı yönündeki değerlendirme yerinde olmakla birlikte 25.12.2001 tarihinden itibaren davacının kesintisiz çalıştığının ortaya koyulması durumunda blok çalışmanın varlığı kanıtlandığı takdirde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir.

Öte yandan, davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyeri bir kamu kuruluşuna aittir. Kamu kuruluşlarında, çalışanların kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıldır. Nitekim, davacıya ait kimi çalışmaların resmi kayıtlara intikal ettirildiği de tartışmasızdır. Davacının ücretsiz çalışması hayatın olağan akışına aykırı, kamu kuruluşundaki çalışmaların resmi kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıldır. Bu sebeple her yönden denetime elverişli imzalı ücret bordroları getirtilmeden, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması hatalı olmuştur.

Yapılacak iş, davacının dava dışı işyerinden çıkış tarihi olan 25.12.2001 tarihinden sonraki dönem bakımından, davalı ... nezdindeki uyuşmazlık dönemine ait ücret tediye bordrolarının ve puantaj kayıtlarının tamamının aslını veya onaylı ve okunaklı, bordronun tamamını gösteren, örneklerini getirtmek, sigortalının işyeri özlük dosyasının eksiksiz ve onaylı bir örneğini işyerinden istemek, davacıya imzalı ücret bordrolarındaki imzaların kendisine ait olup olmadığını sormak, davacının imza inkârı halinde bu bordrolarındaki imzaların davacının eli ürünü olup olmadığına dair imza incelemesi yaptırmak, eli ürünü olduğu anlaşılan dönemler yönünden imzalı ücret bordrosunda belirtilen kadar çalıştığını kabul etmek, eli ürünü olmadığı anlaşılan dönemler ile ücret bordrosu olmayan dönemler yönünden ise işveren kuruluşun davacı ile ilgili yetkili şef, amir, müdür gibi yetkili kişilerini tespit ederek bunların bilgilerine başvurmak, davacının ücretini ne şekilde aldığını araştırmak, çalıştığını gösterir belgelerin ibraz edilememesi halinde bunun nedenini araştırmak ve haklı bir nedene dayanıyor ise bu takdirde tanık sözlerine itibar ederek davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip davacının çalışmasının niteliğini somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya ve davalılardan ...'na iadesine, 20.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***