Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVALILAR

Davacı, geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.

Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 24/01/2003 tarihinde iş kazası geçirdiğinin tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulü ile 24/01/2003 tarihinde meydana gelen kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmiştir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının davalıya ait sicil sayılı işyerinde 26/04/2002-08/12/2003 tarihleri arasında çalışması bulunduğu,Muğla Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nün 27/09/2010 tarihli yazısında 2003 yılında davacının geçirdiği iş kazası ile ilgili herhangi bir belgenin verilmediğinin , davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ise konu ile ilgili SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı Müfettişliğince 09/04/2007 tarihli, MS sayılı raporun düzenlendiğinin belirtildiği,dosya kapsamında davacının belindeki rahatsızlığı ile ilgili bir raporun bulunmadığı, Mahkemece, dinlenen üç tanıktan ikisinin davacının eşi ve kardeşi olduğu, diğer tanığın ise davalıya ait işyerinde çalışıp çalışmadığının araştırılmadığı anlaşılmaktadır.

İş kazasının tespiti istemine ilişkin bu tür davalar 506 sayılı Yasa'nın 11. maddesinden ( 5510 sayılı Yasa'nın 13.maddesinden ) kaynaklanmaktadır. Anılan maddeye göre, iş kazası, a) sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b) işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla, c) sigortalının, işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d) sigortalıların işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmeleri sırasında sigortalıyı hemen veya daha sonra bedence veya ruhça arızaya uğratan olaylardır. Zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası sayılması için, 1) sigorta olayına maruz kalan kişinin sigortalı olması, 2) sigorta olayının maddede sayılı sınırlı olarak belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelmesi koşuldur. Başka bir anlatımla, sigorta olayının, iş kazası sayılabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunlu olup İş kazası tespiti davaları bakımından özel olarak belirlenmiş bir ispat yöntemi de yoktur. Bu davaların her türlü delille ispatı mümkündür.

Somut olayda; davacının olay tarihinde davalıya ait otelde çalıştığı hususunda uyşmazlık yoktur. Ancak davacının yer altı galerisindeki boruları istiflediği sırada kazanın meydana geldiğini iddia ettiği olayların oluşup oluşmadığı usulünce araştırılmadığı gibi , davacının bel rahatsızlığı olup olmadığı da araştırılmamış ve davacıda bulunduğu iddia edilen arızalar ile olaylar arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı Mahkemece şüpheye mahal bırakmayacak şekilde ortaya konulmadan sonuca gidilmiştir. Hukuk Genel Kurulu'nun 13.10.2004 tarih ve 2004/21-529 Esas, 2004/527 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; “… Yasa'nın iş kazasını sigortalıyı zarara uğratan olay biçiminde nitelendirmiş olması illiyet (nedensellik) bağını iş kazasının bir unsuru olarak ele almayı gerektirmiştir. Ne var ki, burada aranan “uygun illiyet (nedensellik) bağı” olup bu da yasanın aradığı hal ve durumlardan herhangi birinde gerçekleşme olgusu ile sonucun birbiriyle örtüşmesi olarak anlaşılmalı, Yasa'da olmadığı halde, herhangi başkaca kısıtlayıcı bir koşulun varlığı aranmamalıdır. Kısacası; anılan yasal düzenleme, sosyal güvenlik hukuku ilkeleri içinde değerlendirilmeli; maddede yer alan herhangi bir hale uygunluk varsa zararlandırıcı sigorta olayının kaynağının işçi olup olmaması ya da ortaya çıkmasındaki diğer etkenlerin değerlendirilmesinde dar bir yoruma gidilmemelidir…"

Yapılacak iş, SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı Müfettişliğince düzenlenen 09/04/2007 tarihli, sayılı raporunu dosya kapsamına almak, 24/01/2003 tarihinde davacıyla birlikte çalışan bordro tanıklarını dinlemek, kaza tarihinde ve sonrasında hastaneye başvurduysa tıbbi belgeleri dosya arasına almak, davacının olay tarihinden önceki yaşantısında bel rahatsızlıkları için hastaneye başvurup başvurmadığı, tedavi görüp görmediği, ilaç kullanıp kullanmadığı hususlarını tespit etmek, daha sonra uzman bir bilikişi heyetine dosya tevdi edilerek öncelikle davacının iddia ettiği olayların meydana gelip gelmediğini tespit ederek, daha sonra davacının varsa önceki rahatsızlıkları da dikkate alınarak, bu olaylar meydana gelmiş ise davacıdaki arıza ile aralarında illiyet bağı bulunup bulunmadığı ortaya konulduktan sonra varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davalılardan A.Ş.'ne iadesine

18/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

E.M

***