Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İŞ) Mahkemesi

Davacı, sigorta kayıtlarında sehven 1956 doğumlu olarak geçen kişi ile Sinan ve İmhan'dan olma 01.03.1962 doğumlu ...'in aynı kişiler olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.

Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının doğum tarihinin 01/03/1962, isminin olmasına rağmen, SGK kayıtlarında sehven 1956 doğumlu ... yazıldığından bahisle SGK kayıtlarındaki adının, ve doğum tarihinin düzeltilmesi istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kabulü ile 25.10.1978 tarihli sigortalı işe giriş bildirgesindeki sigorta sicil numaralıoğlu doğumlur ile TC kimlik numaralı ve oğlu 01.03.1962 doğumlu davacı ...'in aynı kişiler olduğunun tespitine karar verilmiştir.

Bu tür aidiyet davaları kamu düzeni ile ilgili olduğundan çalışmaların başka bir sigortalıya ait olup olmadığı noktasında titizlikle inceleme yapılması ve toplanan delilerle hiçbir kuşku ve duraksamaya yol açmayacak şekilde hizmetin gerçekte kime ait olduğunun saptanması gerekir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden,sicil sayılı Toplama unvanlı işyerinden düzenlenen 25/10/1978 tarihli işe giriş bildirgesinde kimlik bilgilerinin oğlu olarak bildirildiği, sigorta sicil numarasının olduğu, davacının sunduğu 1978/4. dönem bordrosunda ise sigorta sicil numarası ile adına Ekim ve Kasım aylarında hizmet bildiriminin bulunduğu, ilçe nüfus müdürlüğünden doğumlu isimli kişinin bulunup bulunmadığının sorulmadığı, işyerinde çalışması bulunan tarafsız bordro tanıklarının dinlenmediği, böylelikle çalışma olgusunun yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmeden sonuca gidildiği görülmektedir.

Yapılacak iş, öncelikle ilgili nüfus müdürlüğünden isimli bir kişinin bulunup bulunmadığını sormak, bulunması halinde davaya dahil edilip göstereceği delilleri toplamak, işyerinin ihtilaflı dönem bordrolarını getirtip, bordro tanıklarını resen tespit edip dinlemek, gerekirse Kurum, vergi idaresi, belediye ve emniyet müdürlüğü gibi kamu kurumları aracılığıyla tespit edilecek komşu işyerlerinin işverenleri veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarının beyanlarına başvurmak, işyerinde çalışan kişinin davacı olup olmadığını tespit etmek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 25/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

C.C

***