Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 27/071992-01/05/2002 tarihleri arasındaki bağ-kur sigortalılığının iptali ile aynı tarihler arasındaki SSK sigortalılığının geçerli olduğuna ve bu sürelerde sehven ödenen bağ-Kur primlerinin ödenmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.

Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 27.07.1992-01.05.2002 tarihleri arasında 506 sayılı yasa kapsamında geçen zorunlu sigortalı çalışmaları ile çakışan Bağ-Kur (4/b) sigortalılığının iptali ile çakışan bu sürelerde 506 sayılı yasa kapsamında zorunlu sigortalı olduğunun tespitine ve sehven ödenen Bağ-Kur primlerinin iadesi istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulü ile Davacı ...'in 27/07/1992-01/05/2002 tarihleri arasında Bağ-kur (4/1-b) sigortalılığının İPTALİNE, aynı tarihler arasında davacının SSK (4/1-a) sigortalılığının geçerli olduğunun ayrıca çakışan dönemde Bağ-kur sigortalılığı nedeni ile ödenen primlerinin davacıya iade edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 27.07.1992 tarihinden itibaren devam eden 506 sayılı yasaya tabi çalışmalarının bulunduğu, 01.06.1989-01.05.2002tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalılık kaydının bulunduğu ve prim borcunun bulunmadığı,01.04.1989-01.05.2002 tarihleri arasında vergi kaydının bulunduğu,18.04.1989-02.10.2002 tarihleri arasında oda kaydının, 18.04.1989-11.10.2002 tarihleri arasında ada esnaf sicil kaydının bulunduğu anlaşılmaktadır.

"Çakışan sigortalılık sorununu" gerek 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve gerekse 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu birbirlerine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp sigortalının önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır. Yasal sistemimize göre bir kimsenin Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması gerekir. 506 sayılı Yasanın 3. maddesinin I. ( F ) bendinde "Kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların" ( K ) bendinde ise, "Herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların" sigortalı sayılmayacağı" belirtilmiştir. Aynı şekilde 1479 Sayılı Bağ-Kur Kanunu'nun 24. maddesinin I. ve II. Fıkralarında da bir kimsenin Bağ-Kur kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında başkaca sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir. Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp, önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır (29.06.2005 gün ve 2005/21-389E, 2005/430K Sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı da aynı yöndedir.).

Somut olayda, davacının 27.07.1992 tarihinden önce başlayan sigortalılığı Esnaf Bağ-Kur sigortalılığı olduğundan, 27.07.1992-01.05.2002 tarihleri arasında Esnaf Bağ-Kur sigortalısı olduğu kabul edilerek, davanın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

***