"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Aş ve dahili davalı vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Bir davada hüküm, davanın tarafları arasında kurulur. Bu nedenle hükmü temyiz etme hakkı sadece davada taraf olan kişilere aittir.. Ancak, mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak taraf sıfatını almayan kişiler hakkında hüküm kurulmuşsa, bunlar hükmün kendileriyle ilgili bölümünü temyiz edebilir. Bu kapsamda SGK'nın davada taraf sıfatının bulunmadığı, aleyhine bir hüküm de kurulmadığından temyiz hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle Kurum'un yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan temyiz isteminin reddine ilişkin 24/04/2015 tarihli ek kararın ONANMASINA
2-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
3-Dava, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, 25.415,99 TL maddi, 8.000,00 TL manevi tazminatla 163,00 TL tedavi giderinin SGK dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, davacı tarafın 24/06/2014 tarihli dilekçesi ile lehlerine hüküm altına alınacak maddi tazminat miktarı açısından kendilerini bağladığı, Dairemizce bozulmasına karar verilen 03/07/2008 tarihli hükmün davacı tarafından temyiz edilmediği, bu bahsedilen hükümde davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının 2.000,00 TL olduğu anlaşılmaktadır.
.../...
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin yada tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Bu açıklamalardan olarak somut olayda, davacı tarafın 24/06/2014 tarihli dilekçesi ile lehlerine hüküm altına alınabilecek maddi tazminat miktarı konusunda kendilerini bağlaması üzerine, yine 2.000,00 TL'lik manevi tazminat miktarı konusunda 03/07/2008 tarihli hükmün davacı tarafından temyiz edilmemesi üzerine, hem maddi tazminat miktarı hem de manevi tazminat miktarı açısından davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğundan, mahkemece maddi tazminatla ilgili olarak davacı vekilinin 24/06/2014 tarihli dilekçesindeki hesap yöntemi izlenip bulunacak miktara hükmedilmesi, manevi tazminat açısından ise 2.000,000 TL'den fazlasına hükmedilmemesi gerekirken, usuli kazanılmış haklar aşılarak fazlaya karar verilmesi doğru değildir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden Aş'ne iadesine, 12/05/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
MG