Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverenlere ait işyerinde geçen çalışmalarının sigortalı hizmetleri olarak tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, hak düşürücü süre yönünden reddine karar vermiştir.

Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının davalılara ait işyerinde 1989 Aralık ayından itibaren 05/10/1992 tarihine kadar kesintisiz olarak çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Uyuşmazlık, davacının hizmet tespitine yönelik talebinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı, uğramadığı takdirde davacının çalışmalarının yöntemince kanıtlanıp kanıtlanmadığı noktasında toplanmaktadır.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/8. maddelerine göre Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır. Yasa'da yer alan 5 yıllık süre hak düşürücü olup mahkeme tarafından kendiliğinden nazara alınması gerektiği gibi davacının aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesinin veya 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının, hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağı ve hak düşürücü sürenin, kesilmesi ve durmasının mümkün bulunmadığı hukuksal gerçeği de ortadadır.

İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği Kanun'un 79/1.maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin dördüncü kısmında işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi (SSİYön.Madde16), dört aylık sigorta primleri bordrosu (SSİYön. Madde 17), sigortalı hesap fişi (SSİY. Yön. Madde 18) vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması halinde artık Kanun'un 79/10 (eski 8) maddesinde yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir.

Maddede belirtildiği üzere Yönetmelikle tespit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi) verilmesi durumunda hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi çalışmaların sigorta müfettiş raporu ile saptanması durumunda da hak düşürücü sürenin geçtiğinden sözedilemeyeceği açıktır. Bir sigortalının askere gitmeden önce çalıştığı işyerini askerliğe müteakip girmesi durumunda hizmet akdi mecburi hizmet nedeniyle kesilmiş olduğundan artık hak düşürücü sürenin oluştuğundan bahsedilemez. Davacıya ödenen ücretten sigorta primi kesilen hallerde, davacının iş ve sosyal sigorta mevzuatının öngördüğü sigorta hak ve yükümlülüklerini yerine getirmesi nedeniyle Kurumun Yasa'dan kaynaklanan denetim ve inceleme görevini yapmaması karşısında hak düşürücü sürenin işlemeyeceği kabul edilmelidir.

Davacının sigortalı çalışmalarının Kurum'a kısmen bildirildiği hallerde, eksik bildirimlere yönelik olarak açılan davada hak düşürücü süre işlemeyecektir. (Hukuk Genel Kurulunun 23.06.2004 gün ve 2004/21-369 E, 2004/371 K. sayılı kararı )

Halen yürürlükte olduğu şekliyle dava açma süresi beş yıl olup, hak düşürücü süredir. 506 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihte beş yıl olan hak düşürücü süre 20.06.1987 tarih ve 3395 sayılı Kanunun beşinci maddesiyle on yıla çıkarılmışken, 01.06.1994 tarih ve 3995 sayılı Kanunun 3. maddesiyle tekrar beş yıla indirilmiştir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; 25/03/1986 tarihli işe giriş bildirgesinin davacı adına davalılara ait sicil no lu işyerince düzenlenmiş olup Kurum kayıtlarına intikal ettiği, davacı adına 25/03/1986 tarihinden itibaren 37 gün davalı işyerince Kurum'a hizmet bildiriminde bulunulduğu, 1987/2-17/05/1989 dönemi içerisinde dava dışı işyerince Kurum'a hizmet bildiriminde bulunulduğu, davalı işyerinin 24/06/1968 tarihinden itibaren ticaret odasına kayıtlı olduğu, davalı işyerine ait dönem bordrolarında 1992/2 dönem için (108 gün ), 1992/3 dönemi için (120 ) gün davacıya ait sigortalı çalışma kaydının yer aldığı anlaşılmaktadır.

Somut olayda, Mahkemece davalı işyerine ait ihtilaf konusu bir kısım dönem bordrolarında davacı adına sigortalı çalışma kayıtlarının yer olduğu anlaşılmakla davacının 1989 Aralık ayından itibaren 05/10/1992 tarihine kadar davalılara ait işyerinde geçtiği iddia olunan hizmet tespiti isteminin hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.

Yapılacak iş, davacının davalılara ait ekmek mamulleri ve fırıncılık faaliyetinde bulunan işyerinde 1989 Aralık ayından itibaren 05/10/1992 tarihine kadar geçtiği iddia olunan kesintisiz hizmet sürelerinin tespiti istemi yönünden, mahalli sağlık kuruluşları ile belediye tarafından zaman içinde işyerinde kontrol yapılması ve buralarda kayıtlarının tutulması gerektiği gözetilerek dava konusu dönemi kapsayacak şekilde, bu kuruluşlardaki işyeri ile ilgili kayıtlar ile tutulan tutanakları celbetmek, belediye tarafından verilen sıhhat cüzdanında belirlenen sıhhi muayenelerinin hangi işyerinde çalışırken yapıldığını belediye ve ilgili sağlık kuruluşlarından araştırmak, fırın işyerinde kayıtlara geçmiş kişiler ile anılan fırından alışveriş yapması muhtemel komşu apartman görevlilerini, bakkal ve benzeri komşu işyeri çalışanlarını re’sen tanık sıfatı ile dinlemek ve davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle araştırma genişletilip tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve davacının çalışması kesintisiz yani blok çalışma niteliğindeyse hak düşürücü sürenin oluşmayacağı da dikkate alınarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

MG

***