Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı Kurumun 18.06.2013 tarih ve 210 sayılı kararının iptaline karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.

Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, Kurum tarafından talep edilen prim belgelerine ilişkin olarak Kurumun 18/06/2013 tarih ve 210 sayılı Kararının iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 86/6. maddesinde; “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca, fiilen yapılan denetimler sonucunda veya işyeri kayıtlarından yapılan tespitlerden ya da kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde veya kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı anlaşılan sigortalılara ait olup, bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde, bu belgeler Kurumca re'sen düzenlenir ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edilir. İşveren, bu maddeye göre tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde, ilgili Kurum ünitesine itiraz edebilir. İtiraz, takibi durdurur. İtirazın reddi halinde, işveren kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir. Yetkili mahkemeye başvurulması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz. Mahkemenin Kurum lehine karar vermesi halinde, 88 inci ve 89 uncu maddelerin prim borcuna ilişkin hükümleri uygulanır.” hükmü bulunmaktadır.

Diğer yandan hukuk mahkemeleri ile idari mahkemeler arasındaki ilişkin yargı yolu ilişkisi olup bir hukuk davası idare mahkemesinde açılırsa idare mahkemesi kendisine açılmış olan davanın adli yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar vermekle yetinmek zorunda olup kararda davanın belli bir hukuk mahkemesine gönderilmesine karar veremez. Davacı, bundan sonra hukuk mahkemesine yeni bir dava açabilir, ancak bu dava artık idare mahkemesine açılmış olan davanın devamı niteliğinde değildir. Bu nedenle idari mahkemesinde dava açılması ile meydana gelen hak düşürücü sürenin kesilmesi idare mahkemesinde açılan davada verilen kararın kesinleşmesi ile hükümsüz hale gelir. Daha açık bir anlatımla hukuk mahkemesinde açılması gereken bir davanın yanlış yargı yoluna başvurularak idari yargıda açılmış olması hak düşürücü süreyi kesmez.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden, Halk Sağlığı Müdürlüğü tarafından Kuruma 2013 yılı Ocak ayına ilişkin Portör Muayenesi isim listesinin gönderilmesinden sonra Kurum tarafından davacı şirketten ...'un çalışmalarına ilişkin olarak 2013/1. ay prim belgelerinin istendiği, davacı şirketin bu işleme yaptığı itirazının Kurumun 18/06/2013 tarih ve 210 sayılı Komisyon Kararı ile reddedildiği, söz konusu red kararının davacıya 05/07/2013 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından bu işlemin iptali için ilk olarak Kahramanmaraş İdare Mahkemesinin 2013/1145 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığı, ancak davanın İş Mahkemesinin yetkili olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmesi ile sonuçlandığı anlaşılmaktadır.

Somut olayda, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 86/6. maddesi gereğince davacının itirazının reddine ilişkin Komisyon kararının tebliğinden itibaren bir ay içerisinde yetkili iş mahkemesine başvurması gerektiği halde İdare Mahkemesinde dava açtığı anlaşıldığından Kahramanmaraş İdare Mahkemesinin 2013/1145 Esas sayılı dosyası getirtilip davanın söz konusu hüküm gereğince 1 ay içerisinde açılıp açılmadığı ve 1 ay içerisinde açıldığının anlaşılması halinde ise İdare Mahkemesinin kararının kesinleşmesinden sonra 2 hafta içinde eldeki davanın açılıp açılmadığı değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 09/02/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***