"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının davalı işyerinde 24.03.2003-31.10.2011 tarihleri arasında geçen ve davalı Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının davalı işyerinden 26.11.2004-01.06.2005; 25.11.2005-01.03.2006; 25.01.2007-31.05.2007; 03.09.2009-08.11.2009; 17.09.2010-06.11.2011 tarihleri arasında hizmetinin bildirildiği, mahkemece verilen ilk kararda davacının davalı işyerinde "26.11.2004-01.03.2006 ve 25.01.2007-31.10.2011 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak asgari ücret ile 1993 gün çalıştığı 714 gününün kuruma bildirildiği ve geri kalan 1279 günlük çalışmasının bildirilmediğinin tespitine" karar verildiği, kararın sadece davalı Kurum vekili tarafından temyiz edildiği, araştırılması gereken hususlar belirtilerek Dairemizin 21.04.2014 tarihli, 2013/8509E, 2014/8382K sayılı ilamı ile hükmün bozulduğu, bozma kararına uyan mahkemenin bu kez davacının davalı işyerinde "14.11.2003 – 1.3.2006 ve 25.1.2007 – 31.10.2011 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle 2335 gün çalıştığı, 714 günlük çalışmasının Kuruma bildirildiği, 1621 günlük çalışmasının bildirilmediğinin tespitine" karar verdiği, kararın süresi içinde davalı Kurum ve davalı işveren vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
Usuli kazanılmış hak kavramı, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (...nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.)
Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Taraflardan yalnız birinin hükmü temyiz etmesi halinde Yargıtay'ın temyiz eden tarafın yararına olarak verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme artık, temyiz eden tarafın önceki bozulan karara oranla daha aleyhine bir hüküm veremez. Buna da "aleyhe hüküm verme yasağı" denir.
Aksi halde usul hükümleri ile hedef tutulan istikrar zedelenir ve mahkeme kararlarına karşı güven sarsılır.
Somut olayda, davacının davalı işveren nezdinde 26.11.2004-01.03.2006 ve 25.01.2007-31.10.2011 tarihleri arasında toplam 1279 gün çalıştığının tespitine karar verildiği, kararın davalı Kurum tarafından temyiz edildiği, Dairemiz tarafından eksik araştırmayla karar verilmesi sebebi ile kararın bozulduğu, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildiği ancak bu kez davacının çalıştığı eksik bildirilen sürenin 14.11.2003 – 01.03.2006 ve 25.01.2007 – 31.10.2011 tarihleri arasında 1621 gün olduğunun tespitine karar verildiği, dolayısıyla davacının çalıştığı süre tespit edilirken, ilk kararı temyiz etmeyen davacı lehine, temyiz eden davalı Kurum aleyhine olamayacağı göz önünde bulundurulmadan hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Ne var ki bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden, HMK’nın 370/2 maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü hüküm fıkrasının 2.paragrafı tamamen silinerek, yerine; "... s.s. nolu ... TC kimlik numaralı davacı ...'ün davalı işveren ... Spor Kulübüne ait ... sicil numaralı iş yerinde 26.11.2004-01.03.2006 ve 25.01.2007-31.10.2011 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak asgari ücret ile 1993 gün çalıştığı 714 gününün Kuruma bildirildiği ve geri kalan 1279 günlük çalışmasının bildirilmediğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine" rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılardan ...'ne yükletilmesine, 25.04.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.