"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, Kurum tarafından gönderilen ödeme emirlerinin iptaline, borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacının temyizine gelince; dava, davalı Kurumca başlatılan takip dosyaları kapsamında borçlu olmadığının tespiti ile takiplerin iptali, asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalı Kurumdan tahsili ve davacı aleyhine koyulan hacizlerin kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile hükümde yazılı şekilde karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının dava dışı ... İnş. San. ve Tic Aş'ye 26.04.2005 tarihli yönetim kurulu kararı ile yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak seçildiği, 15.10.2005 tarihli yönetim kurulu kararı ile hisselerinin tamamını devrettiği ve yönetim kurulu üyeliğinden istifasının kabulüne karar verildiği, bu kararın yönetim kurulu karar defterinde 27.12.2012 tarihinde noter onayının yapıldığı, davacı hakkında davalı Kurum tarafından 2007/19302; 19303 sayılı takip dosyaları ile 2006/7-2007/2.aylarına dair prim ve işsizlik sigortası prim borcu, 2009/15487; 15488 sayılı takip dosyaları ile 2008/12-2009/8.aylarına ilişkin prim ve işsizlik sigortası prim borcu, 2011/14410; 14411; 14412; 14415 sayılı takip dosyaları ile 2006/12-2010/9.ayları arasındaki dönemin prim ve işsizlik sigortası primi ve idari para cezası borçlarının takibine geçildiği, 2007/19302 sayılı dosyadan davacının aracına ihtiyati haciz kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, ticaret siciline tescil, kural olarak bildirici etkiye sahiptir. İstisnai olarak, ticaret unvanı ve işletme adının korunması; ticaret şirketlerinin tüzel kişilik kazanabilmesi; esnaf işletmelerinde ticari mümessil tayini; anonim şirketlerde ana sözleşmenin değişikliğinin hüküm ifade etmesi ve ticari işletme rehni halleri için ticaret siciline tescil, zorunlu ve kurucu niteliktedir.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 38. maddesinde sicil kayıtlarının etkisinin üçüncü şahıslar açısından başlangıcı düzenlenmiş ve ticaret sicili kayıtlarının, üçüncü kişiler hakkında kaydın ilan edildiği günü takip eden işgününde hüküm ifade edeceği belirtilmiştir.
Ticaret sicilinin dış etkileri ise, aynı Kanunun 39. maddesinde “Üçüncü şahısların, yukarı ki madde gereğince kendilerine karşı hüküm ifade etmeye başlayan kayıtları bilmediklerine müteallik iddiaları dinlenmez.
Tescili lazım geldiği halde tescil edilmemiş veya tescil edilip de ilanı gerekirken ilan edilmemiş olan bir husus ancak bunu bildikleri ispat edilmek şartıyla, üçüncü şahıslara karşı dermeyan edilebilir.” şeklinde açıklanmıştır.
Davacının dava dışı şirketteki ilişkisinin sona ermesinin sicil gazetesinde ilanının, işlemin hukuken varlık kazanmasına değil, bu hususun üçüncü kişilere açıklanması amacına yönelik olduğu, dolayısıyla inşai değil bildirici bir işlem olduğu açıktır.
Hukuk Genel Kurulunun 30.01.2013 gün ve 2012/21-734 E., 2013/152 K. sayılı kararlarında belirtildiği üzere davacının dava dışı şirketteki temsil yetkisinin istifa ile sona ermesinin sicil gazetesinde ilanını, işlemin hukuken varlık kazanmasına değil, bu hususun üçüncü kişilere açıklanması amacına yönelik olduğu, dolayısıyla inşai değil bildirici bir işlem olduğu açıktır.
Davanın yasal dayanığını oluşturan 506 sayılı Kanunun 80/12. maddesinde sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici ve yetkililerinin kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları, 5510 sayılı Kanunun 88/20. maddesinde de Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcilerinin Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları bildirilmiştir.
5510 sayılı Kanunun 88/20. maddesi 506 sayılı Kanunun 80/12. maddesinden farklı olarak, tüzelkişiliği haiz işverenlerin üst düzeydeki yönetici ve yetkilileri yanında, şirket yönetim kurulu üyelerini de sorumlu tutmaktadır.
Somut olayda, davacı her ne kadar dava dışı borçlu... İnş. San. ve Tic Aş'ye 26.04.2005 tarihli yönetim kurulu kararı ile yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak seçilmişse de temsil ve ilzam yetkisinin bulunmadığı, şirketi münferiden atacağı imza ile temsil ve ilzam etmeye şirketin yönetim kurulu başkanın yetkili kılındığı anlaşılmaktır. Aynı zamanda davacının 15.10.2005 tarihli yönetim kurulu kararı ile hisselerinin tamamını devretmesine ve yönetim kurulu üyeliğinden istifasının kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Kurum tarafından talep edilen alacağın oluşmasına, temsil yetkisi sona erdiği halde davacının yapmış olduğu bir hukuki işlem neden olmadığı gibi, davalı Kurum, temsil yetkisi sona eren davacı ile dava dışı şirket yönünden 6762 sayılı Kanunun 38 ve 39.maddeleri anlamında üçüncü kişi de değildir. Temsil yetkisinin sona erdiğinin ticaret sicil gazetesinde ilanı iyiniyetli üçüncü kişileri korumaya yönelik olup, davacı temsil yetkisi sona erdikten sonra şirketi borç altına sokacak hukuki bir işlem yapmadığından, davacının kendisinden sonra şirket adına yetkili temsilcilerin ödemesi gereken bir borçtan dolayı şahsi sorumluluğunun bulunmadığı açıktır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden taraflardan davacıya iadesine, 10.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.