"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, ödeme emirlerinin iptaline, el koyma kararı kalkana kadar durdurulmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı şirketin yönetim kurulu üyelerinin tamamının 11. Ağır ceza mahkemesinin esas sayılı dosyasında şüpheli sıfatıyla yargılandıkları ve Ayrıca 11. Ağır ceza mahkemesinin sayılı dosyasında şüpheli sıfatıyla yargılandıkları, 2. Sulh ceza mahkemesinin değişik iş dosyasında şirketin ve yöneticilerin tüm mal varlıklarına el konulduğu, yöneticilerin tutuklandığı, davacı şirkete kayyum atanması gerekirken kayyum ataması yapılmadan borcun tebliğe çıkarıldığı, bu nedenle davacıların tebliğ tarihinden sonraki 7 gün içerisinde itiraz edememesi hususunun mücbir sebep sayılabileceği, kurum alacağının tahsil edilebilmesi için adli makam tarafından verilen el koyma kararının kaldırılmasının beklenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, SGK tarafından yapılan ve nolu takibe ilişkin icra işlemlerinin 2. sulh ceza mahkemesinin değişik iş kararı ile verilen el koyma kararı kaldırılana kadar durdurulmasına karar verilmiştir
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacı Ltd. Şti.'ye sayılı takip dosya numaralı 2013/2-9. dönemlerindeki işsizlik sigortası primi ve sayılı takip dosya numaralı 2013/2-9 dönemlerindeki prim borçlarına ilişkin ödeme emirleri ile takibe başlanıldığı, davanın 7 günlük hakdüşürücü süre içerisinde açıldığı, davacı şirketin bir kısım yetkili ve yöneticilerinin 14/12/2010 tarihinde tutuklandığı ve 19/08/2011 tarihinde bihakkın tahliye edildikleri, bir kısım yetkili ve yöneticinin ise tutuklanmadığı, davacı şirkete kayyum atanmadığının anlaşıldığı 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin tarih D. İş. sayılı kakarıyla davacı şirketin malvarlığına el konulmasına izin verildiği, davacı şirket tarafından 'haklı sebeple ödememe' hali nedeniyle davaya konu ödeme emirlerinden sorumluluğunun bulunmadığı iddiasıyla eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı ise 506 sayılı Kanunun 80, 5510 sayılı Kanunun 88 ve 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesi olup, davadaki sorunun bu maddeler ile birlikte değerlendirilerek çözüme kavuşturulması gerektiği ortadadır.
5510 sayılı Kanun'un yürürlük süresiyle ilgili 108/1-c maddesinde, Kanun'un 88. maddesinin 01/07/2008 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 80/12. maddesinde sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici ve yetkililerinin kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları, 5510 sayılı Kanunun 88/20. maddesinde de Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcilerinin Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları bildirilmiştir.
Somut olayda, davacı şirketin 506 sayılı Kanun'un 80. ve 5510 sayılı Kanun'un 88. maddelerindeki ' haklı sebepleri olmaksızın' ödememe hali kapsamında davaya konu borçlardan sorumlu olmadığının kabulü mümkün değildir. Bu hüküm, tüzel kişilerin kanuni temsilcileri, küçüklerin, kısıtlıların, miras ortaklığı, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler veya limited şirketlerin yöneticisi veya ortakları hakkında uygulanabilir. Şirket asıl borçludur. Bu durumda Kanun'da asıl borçlu için 'haklı sebebe' ilişkin bir düzenleme olmadığına göre, davacı şirketin davaya konu ödeme emirlerinden sorumlu olduğu açıktır. Öte yandan; davacı şirketin bir kısım yönetici ve yetkililerinin tutuklanmadığı, tutuklananların da borç dönemlerinden çok öncesinde tahliye edildikleri de ortadadır.
Yapılacak iş; davacı şirketin davaya konu ödeme emirlerinden sorumlu olduğu anlaşıldığına göre, davanın reddine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
C.C