Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, taşınmaz üzerine konulan haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.

Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Davacı, tarafından 6183 sayılı Yasaya göre yapılan takipte, haline münasip evinin haczedildiği gerekçesi ile meskeniyet iddiasının kabulüne ve haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, davacının meskeniyet iddiasına değer verilerek, davanın kabulü ile davacıya ait bulunan 2 nolu bağımsız bölüm üzerindeki kurum tarafından konulan 10/12/2007 tarihli 20526 yevmiye numaralı kamu haczinin kaldırılmasına karar verilmiştir.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 6183 sayılı Yasanın 70. maddesine göre, borçlunun “haline münasip” evi haczedilemez. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı adı geçenin haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki “aile” terimi, geniş anlamda olup, borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar. İş mahkemesince, borçlunun sözü edilenlerle birlikte barınması için zorunlu olan haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli bedel bilirkişilere tesbit ettirildikten sonra, haczedilen yerin kıymeti bundan fazla ise satılmasına karar verilmeli ve satış bedelinden yukarıda nitelikleri belirlenen mesken için gerekli olan miktar borçluya bırakılmalı, kalanı alacaklıya ödenmelidir.

Bu kıstasları aşan nitelik ve evsaftaki yerlerle, makul ölçüleri geçen oda ve salonu kapsayan, ve ikamet için zorunlu öğeleri içeren bir meskenin dışındaki yerler, maddede öngörülen amaca aykırıdır. Borçlunun görev ve sıfatı, kendisinin yukarıda belirlenenden daha görkemli bir meskende ikamet etmesini gerektirmez.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının ortağı olduğu şirketin Kurum'a olan borcundan dolayı davacıya ait bulunan 2 nolu bağımsız bölüm üzerine Kurum'un 10/12/2007 tarih 20256 yevmiye sayılı haciz bildirisiyle haciz konulduğu, İnşaat Yüksek Mühendisi, Gayrimenkul Değerleme Uzmanı refakatiyle mahallinde yapılan keşif neticesinde alınan 23/01/2014 tarihli bilirkişi raporu içeriğinden, hacze konu evin evsafı belirtilerek 2014 yılı için değerinin 140.000,00 TL olduğunun belirtildiği, davacının benzer muhit ve mahiyetteki haline münasip bir evi 100.000,00 TL bedelle alabileceğinin belirtildiği; aynı bilirkişiden 2015 yılı için yapılan yeni değerlemeye göre alınan ek bilirkişi raporuyla da, hacze konu evin değerinin 152.850,00 TL olduğunun belirtildiği, davacının benzer muhit ve mahiyetteki haline münasip bir evi ise 109.180,00 TL bedelle alabileceğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.

Meskeniyet iddiasıyla açılan haczin kaldırılması davalarında, hacze konu evlerin değerinin hakimin davayı çözümü için kendisinin sahip olmadığı özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiği ve bu tür davalarda bilirkişinin oy ve görüşünün alınması gerektiği ortadadır (HMK m.266 vd.) . Bilirkişi, kendisinden sorulan husus hakkında, özel ve teknik bir bilgiye sahip ve o konuda uzmanlaşmış olmalıdır. Hakim, özel ve teknik bilgi gerektiren bir konuda bilirkişi raporunu yeterli görmezse ek rapor alabileceği gibi yeni bir bilirkişi veya bilirkişi heyeti görevlendirebilir.

Somut olayda; mahkemece hakimlik mesleğinin gerektirdiği, genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olmayan, özel ve teknik bilgiyi gerektiren konuda alınana bilirkişi raporu ve ek rapora rağmen bilirkişi raporunun aksine olarak sorunun çözümlenmeye çalışıldığı açık-seçiktir. Hukuki değerlendirme yapılma hakkının Hakim’e ait bulunduğu açıktır. Ne var ki meskeniyet iddiasıyla açılan haczin kaldırılması davasında, hacze konu evin değerinin ve davacının haline münasip olan benzer muhit ve mahiyetteki bir evin değerinin tespitinin uzmanlık gerektirdiği ve bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerektiği ortadadır. Bilirkişi raporunun yeterli görülmediği durumda ek rapor alınabileceği gibi yeni bir bilirkişi veya bilirkişi heyetinin de görevlendirilebileceği de açıktır.

Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan ve özellikle hakimlik mesleğinin gerektirdiği, genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olmayan, özel ve teknik bilgiyi gerektiren konuda bilirkişi yerine geçilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davalı ... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10.05.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.

***