"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVACILAR : ... vs. Vek.Av. ...
Davacı, davalı Kurum tarafından gönderilen ödeme emirlerinin iptaline borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal gerektirici nedenlere göre davalı Kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davanın her iki davacı yönünden de hakdüşürücü süre içerisinde açıldığı, davacılardan ...'ın dava dışı borçlu kooperatifte 09/07/2005 tarihinden 10/04/2010 tarihine kadar temsil ve ilzama yetkili üst düzey yönetici olarak görev yaptığı, davacı ...'nun ise, 02/01/2008 tarihinden 10/04/2010 tarihine kadar temsil ve ilzama yetkili üst düzey yönetici olarak görev yaptığı, dava dışı borçlu Yapı. Koop.'nin Kurum'a olan borçlarından dolayı, davacılardan ...'a prim borcuna ilişkin tarih sayılı 2010/1-4 aylarını kapsayan 2010/33761 takip dosya numaralı, prim borcuna ilişkin tarih sayılı 2008/3-5 aylarını kapsayan takip dosya numaralı ve idari para cezası borcuna ilişkin tarih sayılı 2006/4-6 aylarını kapsayan takip dosya numaralı ödeme emrinin çıkartıldığı yine, davacılardan ...'na ise, prim borcuna ilişkin tarih sayılı 2010/1-4 aylarını kapsayan takip dosya numaralı, prim borcuna ilişkin tarih sayılı 2008/3-5 aylarını kapsayan takip dosya numaralı ve idari para cezası borcuna ilişkin tarih sayılı 2006/4-6 aylarını kapsayan takip dosya numaralı ödeme emirleri ile takibe başlanıldığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı ise 506 sayılı Kanunun 80, 5510 sayılı Kanunun 88 ve 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesi olup, davadaki sorunun bu maddeler ile birlikte değerlendirilerek çözüme kavuşturulması gerektiği ortadadır.
5510 sayılı Kanun'un yürürlük süresiyle ilgili 108/1-c maddesinde, Kanun'un 88. maddesinin 01/07/2008 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 80/12. maddesinde sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici ve yetkililerinin kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları, 5510 sayılı Kanunun 88/20. maddesinde de Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcilerinin Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları bildirilmiştir.
5510 sayılı Kanunun 88/20. maddesi 506 sayılı Kanunun 80/12. maddesinden farklı olarak, tüzelkişiliği haiz işverenlerin üst düzeydeki yönetici ve yetkilileri yanında, şirket yönetim kurulu üyelerini de sorumlu tutmaktadır.
Öte yandan; 506 sayılı Kanun'un 80/1. maddesinde " İşveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecburdur." hükmü yer almakta olup, önce prime esas kazançlara ilişkin Kurum Tebliği, ardından bu tebliği yürürlükten kaldıran İşveren Uygulama Tebliği, bu süreyi 'takip eden ayın sonuna kadar' olarak belirlemiştir. Tebliğ'de "Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalıları çalıştıran işverenler, bir ay içinde çalıştırdıkları sigortalıların prime esas kazançları üzerinden hesaplanacak sigortalı hissesi prim tutarlarını sigortalıların ücretlerinden keserek, kendi hissesine isabet eden prim tutarlarını da bu tutarlara ekleyerek en geç takip eden ay/dönemin sonuna kadar Kuruma ödeyeceklerdir.
Ödeme süresinin son gününün resmi tatile rastlaması halinde, prim tutarları, en geç son günü izleyen ilk iş günü içinde Kuruma ödenecektir." hükmü düzenlenmiştir. Bu durumda örneğin, ocak ayında doğan prim borcunun, takip eden şubat ayı sonuna kadar ödenmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
506 sayılı Yasanın 80. maddesi hükmüne göre; tüzel kişiliğe haiz işverenlerin üst düzeydeki yönetici ve yetkililerinin Kuruma karşı işverenleriyle müştereken ve müteselsilen sorumluluk kapsamının idari para cezası borcunu da kapsayıp kapsamayacağı sorununa gelince, 506 sayılı Kanun'un 80/5. maddesinin 08/12/1993 tarihinde yürürlüğe giren 3917 sayılı Kanun ile değişikliğinden itibaren " Kurumun, süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde,..." denilmektedir. "Diğer alacaklar"ın nelerden ibaret olduğu Kurum gelirlerinin tespiti ile mümkün olmaktadır. 29/07/2003 tarihli 4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu'nun 19. maddesinde kurum gelirleri sayılmıştır. 29/07/2003 tarihli 4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu'nun 19. maddesinin 1. fıkrasının a bendinin 6 nolu alt bendinde ve 5502 sayılı Kanun'nun 34. maddesinin 1. fıkrasının a bendinde 506 sayılı Kanun'un 140. maddesine göre tahsil edilen gelirleri de Kurum gelirleri içerisinde saymıştır. 506 sayılı Kanun'un 140. maddesinde de 'Kurumca verilecek idari para cezaları' düzenlenmiştir. Bu durumda 'diğer alacaklar' kavramının içerisine Kurum gelirlerinden sayılan idari para cezalarının da dahil olduğu hususunda kuşku yoktur.
Öte yandan Kurum alacakları bakımından, zamanaşımı süresinin hangi mevzuata göre belirleneceği üzerinde durmakta da fayda vardır. Bu dönemleri maddeler halinde sayacak olursak;
1-506 sayılı Yasanın 3917 sayılı Yasa ile değiştirilmeden önceki halinde durum;
Öncelikle, zamanaşımı süresinin ne zaman başlayacağı konusu üzerinde durmak gerekir. SGK primleri her ay için izleyen ayın sonuna kadar ödenebilir. Prim borcunun muaccel olduğu tarih her ay için izleyen ayın sonudur. 506 sayılı Yasanın 80. maddesinin 3917 sayılı Yasayla yapılan değişiklikten önceki haline göre, Sosyal Sigortalar Kurumunun prim alacakları ile ilgili olarak 818 sayılı Borçlar Yasası hükümlerinin uygulanması söz konusuydu.
Borçlar Yasasının 125 maddesine göre, prim alacaklarının tahsilinde zamanaşımı süresi, 10 yıl olarak uygulanmaktaydı. Prim zamanaşımı, Borçlar Yasasının 128. maddesine göre, borcun muaccel olduğu tarihte başlar. Borcun muaccel olduğu tarih ise, 506 sayılı Yasanın 80. maddesine göre ay be ay ödenmesi gereken prim alacakları yönünden, ertesi ayın sonuna kadar ödenmesi gerektiğinden, en son ödeme tarihi olan "izleyen ayın son günüdür. Bu dönemde zamanaşımının kesilmesi ve durdurulması, bu konuda bir özellik göstermez. Borçlar Yasasının 132. ve ardından gelen maddeleri burada da aynen geçerlidir.(Bakınız, Mustafa Çenberci-Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi Olgaç Matbaası 1977, shf;641) Bu dönemde, SSK prim alacakları İcra İflas Yasası hükümlerine göre tahsil edilmekteydi.
2-506 Sayılı Yasanın 3917 sayılı Yasa ile değişik 80. maddesi uygulama zamanında durum;
506 sayılı Kanunun 80. maddesinde, 3917 sayılı Kanun ile yapılan ve 8.12.1993 tarihinde yürürlüğe giren; “Kurumun, süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.” hükmü uyarınca, Kurum alacakları yönünden 6183 sayılı Kanunun zamanaşımına ilişkin 102. ve devamı maddeleri geçerli olmuştur.
Kurumun prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması öngörüldüğünden, anılan Yasanın 102. maddesi uyarınca, sözü edilen alacaklar 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olmuştur. Anılan hüküm, “tahsil zamanaşımı” başlığı altında “Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait özel yasalarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur. Zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemeler kabul olunur” şeklinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla 506 sayılı Yasanın 80. maddesinde, 5198 sayılı Yasayla yapılan değişiklikten önce, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacakları, 6183 sayılı Yasanın 102.maddesi uyarınca, dönemin başladığı takvim yılını takip eden, takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde zamanaşımına uğramaktaydı.
3-5198 sayılı Yasanın 11. maddesi ile 506 sayılı Yasanın 80. maddesinde 06.07.2004 tarihinde yapılan değişiklikle, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Yasanın 102.maddesinin de uygulanmayacağı öngörülmüştür. Dolayısıyla Kurumun sigorta primlerinden doğan alacakları, eskiden olduğu gibi Borçlar Yasasının 125. maddesine göre 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olacaktır. Zamanaşımı başlangıcı da Borçlar Kanunun 128. maddesi uyarınca alacağın muaccel olduğu, yani ödeme tarihinin son günü olacaktır. Örnek olarak, 2004 yılı 8. ay primi 30.09.2004 tarihine kadar ödeneceğinden, zamanaşımı süresi 01.10.2004 tarihinden başlayacak ve 01.10.2014 tarihinde sona erecektir.
4-Son olarak, 5510 sayılı Kanunun 93. maddesinde, yine 6183 sayılı Yasadaki zamanaşımı süresinden vazgeçilmiş ve zamanaşımı süresi ile ilgili olarak özel bir düzenleme getirilmiştir. Madde hükmüne göre, “Kurumun prim ve diğer alacakları ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak 10 yıllık zamanaşımına tâbidir.” Madde metni muacceliyet tarihinin belirlenmesinde, dolayısıyla zamanaşımı süresinin başlangıcının tesbitinde, Borçlar Yasasının uygulanmasına son vermiştir. Yasanın yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden sonraki primler için zamanaşımı başlangıcı ödeme dönemini takip eden yılbaşından itibaren başlayacaktır. Genel olan bu tanımlama dışında istisnai olarak "Kurumun prim ve diğer alacakları; mahkeme kararı sonucunda doğmuş ise, mahkeme kararının kesinleşme tarihinden" itibaren, zamanaşımının on yıl olarak uygulanacağı hükmü getirilmiştir. Ayrıca, 5510 sayılı Yasanın 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine tâbi sigortalıların zamanaşımı nedeniyle prim ödenmeyen süreleri, sigortalılık süresinden sayılmaz. Hükmü getirilerek primleri zamanaşımı nedeniyle sigortalılardan tahsil edilemeyen sigortalıların prim ödemeksizin yaşlılık aylığı bağlatması engellenmiştir.
Somut olayda, 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesinde asıl borçlu hakkında yapılan yasal takip ve araştırmalar sonucu kamu alacağının tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde, yasal temsilcisine ödeme emri çıkarabileceği bildirilmiş ise de; 6183 sayılı Kanun 506 ve 5510 sayılı Kanunlara göre daha genel bir Kanun durumunda olup uygulamada da benimsendiği üzere öncelik özel Kanun hükümlerine tanınacağından, özel kanun niteliğinde olan 506 sayılı Kanunun 80. maddesi ve 5510 sayılı Kanunun 88. maddesi karşısında, davacılar hakkında prim borçlarına ilişkin çıkartılan ödeme emirleri ile ilgili verilen kararda hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Ancak mahkemece, idari para cezası borçlarına ilişkin olarak davacılar hakkında idari para cezası borçları ile ilgili takip yapılamayacağını ve bu borçların 5 yıllık zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle her iki davacı yönünden takip numaralı ödeme emirlerinin de iptaline karar verilmiştir. Davacı ...'nun temsil ve ilzam yetkisinin 02/01/2008 tarihinde başladığı anlaşıldığına göre, hakkında çıkartılan idari para cezası borcuna ilişkin 22/08/2014 tarih sayılı 2006/4-6 aylarını kapsayan takip dosya numaralı ödeme emrinden de sorumluluğunun bulunmadığı ve mahkemece bu ödeme emrine yönelik verilen kararın da hukuka uygun olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki, davacı ...'ın temsil ve ilzam yetkisinin 09/07/2005 tarihinde başladığı, idari para cezası borcuna ilişkin 22/08/2014 tarih 1190376 sayılı 2006/4-6 aylarını kapsayan takip dosya numaralı ödeme emrinin, davacının sorumluluk dönemi içerisinde kalması, 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olması nedeniyle zamanaşımına uğramaması ve yukarıda anlatıldığı şekli ile Kurum'un alacakları içerisinde gösterilmiş olması nedeniyle, davacı ...'ın 22/08/2014 tarih sayılı 2006/4-6 aylarını kapsayan takip dosya numaralı ödeme emrinden de dava dışı borçlu kooperatif ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 07.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
E.M