"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, Kurum tarafından gönderilen ödeme emirlerinin ve takibin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal gerektirici nedenlere göre davalı Kurum vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava; dava dışı Kurumun 6183 sayılı Kanun'a göre, 03.04.2015 tarih 5.280.913 sayı takip, 5.280.998 sayı takip ve 5.281.091 sayı takip numaralı takip dosyalarında takip edilen sırasıyla prim, işsizlik sigortası primi ve damga vergisi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına çıkarılan ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının adının ödeme emirlerine el yazısıyla yazıldığı, bu nedenle davacı hakkında usulüne uygun olarak düzenlenmiş ödeme emirleri olmadığı gerekçesiyle, davacı adına çıkartılan ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davanın hakdüşürücü süre içerisinde açıldığı, 03.04.2015 tarih 2004/10, 11, 2005/10, 2009/6 2010/1-7 dönemlerine ilişkin 5.280.913 sayı takip, 2010/1-7 dönemlerine ilişkin 5.280.998 sayı takip ve 2010/1-7 dönemlerine ilişkin 5.281.091 sayı takip numaralı takip dosyalarında takip edilen sırasıyla prim, işsizlik sigortası primi ve damga vergisi borçları nedeniyle davacı hakkında yönetim kurulu üyesi sıfatıyla takibe başlanıldığı, borç dönemlerinde davacının dava dışı şirkette yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, şirkette temsil ve ilzam yetkisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır
Davanın yasal dayanağı ise 506 sayılı Kanunun 80, 5510 sayılı Kanunun 88 ve 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesi olup, davadaki sorunun bu maddeler ile birlikte değerlendirilerek çözüme kavuşturulması gerektiği ortadadır.
5510 sayılı Kanun'un yürürlük süresiyle ilgili 108/1-c maddesinde, Kanun'un 88. maddesinin 01/07/2008 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 80/12. maddesinde sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici ve yetkililerinin kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları, 5510 sayılı Kanunun 88/20. maddesinde de Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcilerinin Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları bildirilmiştir.
5510 sayılı Kanunun 88/20. maddesi 506 sayılı Kanunun 80/12. maddesinden farklı olarak, tüzelkişiliği haiz işverenlerin üst düzeydeki yönetici ve yetkilileri yanında, şirket yönetim kurulu üyelerini de sorumlu tutmaktadır.
Somut olayda, ödeme emirlerinde dava dışı şirket ünvanının yanında davacının adının da el yazısıyla yazılması, ödeme emrini başlı başına usulsüz düzenlenmiş bir ödeme emri haline getirmez. Ayrıca düzenlenen ödeme emirlerinin bizzat davacı adına tebliğe çıkartıldığı da ortadadır. Davalı Kurum tarafından takip yapılmak suretiyle davacının bir borç ödeme yükü altında sokulduğu, davacının da yapılan takibin iptalini talep etmek ve bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının diğer bir deyişle hukuki yararının bulunduğu açıktır
Yapılacak iş; ortada usulüne uygun olarak çıkartılarak tebliğ edilen ödeme emirlerinin bulunduğu anlaşılmasına göre, işin esasına girilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 03.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.