"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 20/11/1989 tarihinde 1 gün sigortalı çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin 20/11/1989 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurum vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının sigortalılık başlangıcının 20.11.1989 tarihi olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, istek gibi davanın kabulüne karar verilmişse de eksik inceleme sonucunda varılan hüküm hatalı olmuştur.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; dava dışı ... San Tic AŞ işyerinden davacı adına 20.11.1989 tarihli işe giriş bildirgesi düzenlendiği ve 28.11.1989 tarihinde kurum kayıtlarına geçtiği, dönem bordrosunun alındığı ve tanık dinlenildiği ancak tanıkların hizmet cetvelleri alınmadığından nizalı dönemde dava dışı işyerinde çalışmasının olup olmadığının tespit edilemediği ve nizalı dönemde işyerinin 506 sayılı Yasa kapsamında olup olmadığı yahut vergi kaydının olup olmadığı hususlarının da araştırılmadığı anlaşılmaktadır.
506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527,30.6.1999 gün 1999/21-549-555,5.2.2003 gün 2003/21-35-64,15.10.2003 gün 2003/21-634-572,3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 10.11.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Öte yandan, 506 sayılı Yasa'nın Yasa'nın 60/G maddesine göre "Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak, bu tarihten önceki süreler için ödenen Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir." Yasanın geçici 54.maddesine göre " 01/04/1981 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescil edilmiş olanlar hakkında 60 ıncı maddenin (G) fıkrası hükmü uygulanmaz."
Somut olayda; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığı yeterince araştırılmadan, dinlenen tanıkların hizmet cetvelleri alınmaksızın ve işyerinin nizalı dönemde 506 sayılı Yasa kapsamında olup olmadığı hususları sorulmaksızın davanın kabulüne karar verilmiştir. Dinlenen tanık beyanı davacının çalıştığı süreleri ve çalışmanın niteliğini belirlemeye yeterli değildir. Giderek 06.03.1973 doğumlu davacının nizalı dönemde 16 yaşında olduğu ve 506 sayılı Yasa'nın 60/G maddesi dikkate alınmaksızın hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; mahkemece beyanları alınan tanıkların hizmet cetvelleri alınarak, nizalı dönemde dava dışı işyerinde çalışmalarının olup olmadığı tespit edilmeli ve çalışmalarının bulunmaması halinde bordrolarda ismi geçen tanıklar res'en tespit edilip dinlenmeli, bu kişilerin tanıklıkları ile yetinilmediği durumda Belediye ve ... ilgili il müdürlüğünden işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu iş yeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, işyerinin Yasa kapsamında olup olmadığı hususları da tespit edilerek gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2,6,9 ve 79/10 maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra ve 506 sayılı Yasa'nın 60/G maddesi de dikkate alınmak sureti ile sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin ve yukarıda belirtilen hususlara uygun araştırma yapılmaksızın hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ :Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06.10.2016 gününde oy birliği ile karar verildi.