"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 15.07.2006-28.02.2007 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davalıya ait işyerinde 15/07/2006 ila 28/02/2007 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığının tespitine ve bu hizmetlerinin diğer hizmetleri ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davacının işe giriş bildirgesinin 01/03/2007 tarihinde verilmiş olduğu, davacının davasını 14/11/2012 tarihinde açmış olduğu dava açmak için hakdüşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesidir. Anılan maddede; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde Mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilecekleri öngörülmüştür.
Somut olayda hizmet cetvelinde davacının 01/03/2007 ila 08/12/2007 tarihleri arasındaki çalışmalarının davalıya ait işyerinden tam olarak bildirildiği, davacının 01/03/2007 tarihinden önceki çalışmalarının tespitini istediği anlaşılmaktadır. Tespiti istenen 15/07/2006 ila 28/02/2007 tarihleri arasındaki hizmet yönünden, çalışmanın sonu itibariyle, dava tarihinin 14/11/2012 olduğu dikkate alındığında dava tarihi itibariyle 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmediği açıktır. Bu nedenle Mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre karar vermesi gerekirken, yazılı şekilde davanın hakdüşürücü sürede açılmadığından bahisle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yanlış değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
21.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.