"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVACILAR :
Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacılar ve davalılardan A.Ş. vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyizin kapsamı ve temyiz nedenlerine göre, temyiz eden davacılar vekili ile davalı ...Ş. vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Asıl dava 21.12.2009 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu %100 maluliyete uğrayan müteveffa davacı ...’nin maddi zararlarının giderilmesi, Birleşen dava ise iş kazasına bağlı olarak vefat eden ...’nin anne, baba ve kardeşlerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece; Asıl davada müteveffa sigortalının maddi tazminat istemi hakkında bir karar verilmediği, birleşen davada ise davacı baba için 6.440,28 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın, davacı anne için 3.160,63 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın, davacı kardeşle’un her biri için 5.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 21/12/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
1- Somut olayda, Davacı ...’nin 21.12.2009 tarihinde Daval ve A.Ş Şirketleri tarafından oluşturulan adi ortaklık tarafından yapımı üstlenilen inşaatta, taşeron işçisi olarak çalışırken, meydana gelen iş kazası sonucu yaralandığı ve 20.08.2010 tarihinde iş kazasına bağlı olarak vefat ettiği, SGK tarafından olayın iş kazası olarak kabul edildiği, hükme esas kusur raporunda davacının %20 oranında müterafik kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.
Yargılamaya konu asıl davanın müteveffa davacı vekili tarafından 06.07.2010 tarihinde açıldığı ve dava dilekçesinde %100 maluliyete dayalı olarak fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 5.000 TL maddi tazminat isteminde bulunulduğu, 20.08.2010 tarihinde vefat etmesi üzerine iş bu davanın mirasçıları tarafından takip edildiği anlaşılmıştır.
.../...
6100 sayılı HMK’nun 297/2.maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Mahkemece verilen 26.09.2014 tarihli kararda ise müteveffa Davacı ...’nin talebi hakkında bir karar verilmediği, bu yönüyle hükmün usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır.
2- İfa amacıyla yapılan ödemelerin tazminattan indiriminin gerektiği, Dairemizin yerleşmiş görüşlerinden olduğu gibi Türk Borçlar Kanunun 55. Maddesinin de amir hükmüdür.
Kural olarak tazminat alacaklısına yapılmış ödemelerin bu miktar ile sınırlı olmak üzere bağlayıcılığı asıldır. Gerçek anlamda borcu sona erdiren bir ödemeden söz edebilmek için ise yapılan ödemenin ifa amacını taşıması ayrıca tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunmaması koşuldur. Ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında açık oransızlığın bulunduğu durumlarda yapılan ödeme ancak kısmi ödeme makbuzu niteliğinde kabul edilebilir. Ödemenin ifa amacı taşımaması halinde ise tazminattan indirilmesi mümkün değildir.
Davalı tarafça aşamalarda ve temyiz dilekçesinde iş kazasına mahsuben banka aracılığıyla bir ödeme yapıldığı ileri sürülerek bu ödemenin mahsubu talep edilmiş olup, mahkemece yapılan ödemelerin ifa amacı taşıyıp taşımadığı konusunda bir inceleme yapılmadan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3- Gerek mülga B.K'nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı T.B.K’nun 56. maddesi hükmüne göre Hakim, ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir. Hakimin manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin Duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de; hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde, davacı anne, baba ve kardeşler lehine hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlarının ayrı ayrı çok az olduğu açıktır.
Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, müteveffa davacı ...’nin asıl davadaki istemi dikkate alınarak talebi hakkında bir karar verilmesi, davalı tarafça yapıldığı iddia edilen ödemelerin ifa amacı taşıyıp taşımadığı tespit edilerek davacıların tazminatlarından mahsup edilip edilmeyeceği hususunun değerlendirilmesi ile, hükümde davacı ana, baba ve kardeşlere takdir edilen manevi tazminatın çok az olduğu anlaşılmakla her bir davacı için hakkaniyete uygun manevi tazminat takdir edilmesinden ibarettir.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
.../...
O halde, davacılar vekili ile davalı ...Ş. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine 24.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi. .
MG