Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

Davacı ... Vek.Av. ... ile Davalı ... Gen. Müd. Vek.Av. ... aralarındaki tazminat davası hakkında Zonguldak 3. İş Mahkemesince verilen 05.11.2015 gün ve 50/684 Sayılı kararın Onanmasına ilişkin Dairemizin 11.02.2016 gün ve 21524/1679 Sayılı ilamına karşı davacı vekili tarafından süresi içinde maddi hatanın düzeltilmesi yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

İş Mahkemeleri Kanununun 8/3. maddesi gereğince İş Mahkemelerinden verilen kararlara ve buna bağlı Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme yolu kapalıdır. Ancak; Yargıtay onama ya da bozma kararlarında açıkça maddi hatanın bulunduğu hallerde, dosyanın yeniden incelenmesi mümkündür. Zira maddi yanılgıya dayalı olarak verilmiş onama ya da bozma kararları ile hatalı biçimde hak sahibi olmak, evrensel hukukun temel ilkelerine ters düştüğünden karşı taraf yararına sonuç doğurmamalıdır. Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır.

Maddi yanılgı kavramından amaç; Hukuksal değerlendirme ve denetim dışında, tamamen maddi olgulara yönelik, ilk bakışta yanılgı olduğu açık ve belirgin olup, her nasılsa, inceleme sırasında gözden kaçmış ve bu tür bir yanlışlığın sürdürülmesinin Kamu düzeni ve vicdanı yönünden savunulmasının mümkün bulunmadığı, yargılamanın sonucunu büyük ölçüde etkileyen ve çoğu kez tersine çeviren ve düzeltilmesinin zorunlu olduğu açık yanılgılardır.

Uygulamada zaman zaman görüldüğü gibi, Yargıtay denetimi sırasında, uyuşmazlık konusuna ilişkin maddi olgularda, davanın taraflarında, uyuşmazlık sürecinde, uyuşmazlığa esas başlangıç ve bitim tarihlerinde, zarar hesaplarına ait rakam ve olgularda ve bunlara benzer durumlarda; yanlış algılanma sonucu, açık ve belirgin yanlışlıklar yapılması mümkündür. Bu tür açık hatalarda ısrar edilmesi ve maddi gerçeğin göz ardı yapılması, yargıya duyulan güven ve saygınlığı sarsacağı gibi, Adalete olan inancı ortadan kaldırır ve yok eder.

Bu nedenledir ki; Yargıtay; bu güne değin maddi yanılgının belirlendiği durumlarda soruna müdahale etmiş baştan yapılmış açık maddi yanlışlığın düzeltmesini kabul etmiştir. Kaldı ki kimi açık maddi yanılgıya dayalı ve yanlışlığı son derece belirgin haksız ve adaletsiz sonuçların giderilmesi kamu düzeni açısından zorunludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2002/10-895E ve 2002/838K, 2003/21-425E ve 2003/441K sayılı kararları da bu doğrultudadır.

Gerçekten temyiz incelemesi sonunda yerel mahkeme kararının, Dairemizin 11.02.2016 tarih, 2015/21524 Esas, 2016/1679 Karar sayılı ilamı ile onandığı, onanan karara esas talebin sigortalıda meslek hastalığı sonucu oluşan sürekli iş göremezlik derecesindeki % 15,03 ve % 24,80 oranlarındaki artışlar nedeniyle maddi tazminat istemi olduğu ve davanın reddine karar verildiği, oysa bu sonuca eksik inceleme ve araştırma ile gidildiği oratadır. Hal böyle olunca yukarıdaki hükmün onanmasına dair kararın maddi yanılgıya dayalı olduğu ve düzeltilmesinin gerektiği anlaşılmakla, Dairemizin 11.02.2016 tarih, 2015/21524 Esas, 2016/1679 Karar Sayılı kararı kaldırılarak dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,

2- Dava, 02.05.2006 tarihinde meslek hastalığına bağlı olarak sürekli iş göremezlik oranının % 20,17’den % 35,20 'e yükselmesi nedeniyle % 15,03 oranındaki artan bölüm için maddi tazminat istemi ile 15.03.2012 tarihinde meslek hastalığına bağlı olarak sürekli iş göremezlik oranının % 35,20’den % 60,00 'e yükselmesi nedeniyle % 24,80 oranındaki artan bölüm için maddi tazminat istemine ilişkindir.

Kurumun 05.05.2015 tarihli yazısı ile davacının mesleki maluliyetinin % 20,17'den % 35,20 ye yükselmesi nedeniyke oluşan fark maluliyetinden dolayı gelirinde artış meydana gelmiş olup, sürekli iş göremezlik derecesi oranı % 25'in üzerinde olduğundan % 35,20 den % 60 a yükselmesi nedeniyle oluşan % 24,80 fark maluliyetinden dolayı gelir miktarının değişmediği bildirilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan 22.06.2015 tarihli hesaba ilişkin bilirkişi raporunda ise davacının sürekli iş göremezlik derecesinde artış olsa da ( % 60 a) gelirinde bir artış olmadığı bildrildiği halde belirlenen tazminat tutarlarından mahkemenin isteği üzerine fark maluliyet oranlarına göre bildirilen ilk peşin sermaye değerlerinin rücu edilebilir kısımlarının tenzil edildiği anlaşılmaktadır.

Yapılacak iş, % 15, 03 fark maluliyete ilişkin olarak gelirinde artış olup olmadığının tespiti ile artmış ise arttığı tarihten itibaren peşin sermaye değerinin araştırılması ve belirlenecek zarardan bu değerin rücu edilebilir kısmının tenzili suretiyle sonuca gidilmesi, % 24,80 oranında artan fark maluliyete ilişkin olarak ise gelirinde artış olmadığı bildirildiğinden herhangi bir peşin sermaye değeri düşürülmeden belielenecek zarara hükmetmekten ibarettir. Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: 1) Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin isteminin kabulü ile, Dairemizin maddi hataya dayalı 11.02.2016 tarih, 2015/21524 Esas, 2016/1679 Karar Sayılı onama ilamının ORTADAN KALDIRILMASINA, karar düzeltme harcının istek halinde davacıya iadesine;

2) Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 12/05/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***