"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillere , kanuni gerektirici nedenlere göre
davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava; 10/01/2007 tarihindeki iş kazasında yaşamını yitiren sigortalının hak sahibi olan yakınlarının manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece 12/11/2012 tarihli ilk karar ile ,davanın kısmen kabulü ile ,davacı ... 'a takdiren 8.000.00 -TL,davacılar ... 'a ve ...'a ayrı ayrı takdiren 6.000.00-TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacılara ödenmesine ,fazlaya ilişkin talebin reddine ,davacılar ... ,... yönünden açılan davaların ise bu alacakların ibra edilmesinden dolayı ayrı ayrı reddine dair verilen karar ,kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 26/03/2013 gün , 2013/2573 esas,2013/5754 karar sayılı kararı ile özetle ....gerçek anlamda ibranameden söz edebilmek için yapılan ödemelerin miktar olarak ibranamede açıkça gösterilmesi ve ödemenin yapıldığı tarihteki zararı karşılaması koşuldur.Başka bir anlatımla ,yapılan ödemeyi belli etmeyen sözleşmeyi işvereni borcundan kurtaran ibraname olarak nitelendirmeye olanak olmadığı gerekçesiyle davacılar ... ,... yararına uygun miktarlarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılmada ilk kararda direnilmiş ve direnme hükmünün davacılar vekili ile davalılardan ...i ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulunun 24/06/2015 gün ,2013/21-2293 esas ,2015/1735 karar sayılı kararı ile özetle ....miktar içermeyen 'ibraneme -feragatname 'olarak adlandırılan belgeye dayalı olarak davacıların manevi tazminat isteminin reddi isabetsiz olup ,bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre ,Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken ,önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır,gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bunun üzerine Mahkemece davacı ... ve ... 'a ayrı ayrı takdiren 8.000.00 -TL ,davacılar ... 'a ,... 'a ayrı ayrı takdiren 6.000.00TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacılara ödenmesine ,fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Davacıların yakını ... 'ın 10/01/2007 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası neticesinde vefat ettiği ,mahkemece aldırılan 15/10/2011 tarihli bilirkişi raporuna göre davalı şirketin %70 oranında ,davalı işveren vekili ...'nın %15 oranında ,davalı şantiye şefi ... 'ün %10 oranında ve vefat eden işçinin ise %5 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalı yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları,tarafların sosyal ve ekonomik durumları,paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez ve yine 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de açıklandığı üzere zarar görenin müterafik kusurunun varlığı halinde bu durumun manevi tazminatın takdirinde göz önünde bulundurulması gerekir.
Bu açıklamalar sonrasında somut olayda, olay tarihi, tarafların kusur durumu dikkate alındığında baba ... yönünden hükmedilen 8.000,00 TL tutarlı manevi tazminat azdır.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine
06/06/2016 gününde oy birliğiyle karar verildi.