Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı-Karşı davalı yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin ve çıkarılan borcun iptaline, yeniden aylık bağlanmasına, kesilen aylığının kesildiği tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline,

Davalı-Karşı davacı yersiz ödenen yetim aylıklarının tahsiline ilişkin icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, ...'ın hesabına başka kişilerin prim ödemelerini geçirerek işlem yapan .. . mirasçıları olan davalılar ... ile ...'den faiziyle tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin esas sayılı ve birleşen dosyalar yönünden kısmen kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, davacı-karşı davalı ve davalı karşı davacı vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dava, davacı/karşı davalı ...’ın, bir kısım hizmet süresi ile yaşlılık aylığının iptali ve davacı/karşı davalı ...’a yaşlılık aylığının borç çıkarılmasına ilişkin davalı Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

2-Karşı davalar;

a) Davacı/karşı davalı ...’a yersiz ödenen aylıkların, ...’ın hesabına başka kişilerin prim ödemelerini geçirerek işlem yapan . ..’in mirasçıları olan davalılar ... ve ...’den faizi ile tahsili,

b) Davacı/karşı davalı ... aleyhine yersiz ödenen aylıklardan dolayı Tokat 1. İcra Müdürlüğünün 2009/2056 sayılı dosyası üzerinden yapılan takipte davacı/karşı davalı ...’ın yaptığı itirazın iptali ile takibin devamı istemine ilişkindir.

Mahkemece, yargılama sonucunda 09.02.2016 tarihli oturumda, tefhim edilen kısa kararda; “Davanın Kısmen Kabulü İle

A) ...'ın 01.08.1996 tarihli kurum işlemi iptali isteminin reddi ile kesildiği tarihten itibaren kendisine yasal faiziyle birlikte yaşlılık aylığı ödenmesi talebinin reddine,

B) Tokat 1. İcra Müdürlüğünün 2009/2056 sayılı dosyaya ilişkin itirazın iptali ile ...'a %20 icra inkar tazminatı yükletilmesine,

.../....

C) 22.172,07 TL yersiz ödenen yaşlılık aylığının ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ...'dan alınarak Sosyal Güvenlik Kurumu'na ödenmesine,

Fazlaya ilişkin talebin reddine,” karar verildiği, ancak gerekçeli kararın hüküm bölümünde; “Davanın Kısmen Kabulü İle;

A) ...'ın 01.08.1996 tarihli kurum işlemi iptali isteminin reddi ile kesildiği tarihten itibaren kendisine yasal faiziyle birlikte yaşlılık aylığı ödenmesi talebinin reddine,

B) Tokat 1. İcra Müdürlüğünün 2009/2056 sayılı dosyaya ilişkin itirazın iptali ile ...'a %20 icra inkar tazminatı yükletilmesine,

C) 22.172,07 TL yersiz ödenen yaşlılık aylığının ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ...'dan alınarak Sosyal Güvenlik Kurumu'na ödenmesine yer olmadığına,” şeklinde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.

Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.

HMK.' nın 294. maddesi; “(1) Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür.(2) Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur. (3) Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. (4) Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. (5) Hükmün tefhimini, duruşmada bulunanlar ayakta dinler. (6) Hükme ilişkin hususlar, niteliğine aykırı düşmedikçe, usule ilişkin nihai kararlar hakkında da uygulanır.” şeklindedir. HMK'nın 297/2. maddesinde de taleplerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir.

Tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Öte yandan kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK.' nın yukarda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.

Temyize konu davada, kısa kararın C bendinde, “22.172,07 TL yersiz ödenen yaşlılık aylığının ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ...'dan alınarak Sosyal Güvenlik Kurumu'na ödenmesine,” şeklinde karar verilmesine rağmen gerekçeli kararda çelişecek şekilde; “22.172,07 TL yersiz ödenen yaşlılık aylığının ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ...'dan alınarak Sosyal Güvenlik Kurumu'na ödenmesine yer olmadığına,” şeklinde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

.../...

O halde, davalı/karşı davacı Kurum vekili ile davacı/karşı davalı ... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacı-karşı davalıya iadesine, 03.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***