Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

İLK DERECE

MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi

KARAR

A)Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;

Davacının davalı işveren yanında uzun yol şoförü olarak 02/01/2003-17/08/2010 tarihleri arasında çalıştığını, ancak davalı işverinin müvekkilinin ücretini kuruma eksik bildirildiğini, müvekkilinin ücretinin aylık taban ücreti+ yapılan km başına elde edilen gelir şeklinde ve bunun aylık ortalama net 2.500,00 TL olduğunu belirterek davacının davalı iş yerinde çalıştığı döneme ait prime esas kazancın tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

B)Davalı Cevabı :

Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve mesnetsiz açıldığını belirterek, reddini istemiştir.

Feri Müdahil kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve yersiz olduğunu belirterek, reddini istemiştir.

C)İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı :

İlk derece Mahkemesince "davanın reddine" karar verilmiştir.

D)Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı :

… “Yolluklar prim hesabında nazara alınmazlar ve prime tabi tutulmazlar. Bu ödeme ücret ve benzeri ödemelerden farklı nedenlere dayanır. İşin karşılığı olmaktan ziyade, işçinin görevi sırasında ihtiyaçlarını (otel, yemek vs. ihtiyaçları) karşılama amaçlıdır. Bu nedenle söz konusu belgede bulanan bulunan park ücreti, branda ücreti, fax ücreti, lastik tamir ücreti, hammaliye, kapak açma,araç mauyene ücreti tamamen araca bağlı olarak ve nakliye işi nedeni ile işveren tarafından yapılan giderler ve yemek bedeli de prime esas kazanca dahil edilmeyecektir. Ancak bu miktarlar çıktıktan sonra davacıya yapılan ödemeler her ne kadar "harcırah" olarak adlandırılmış ise de, bu nitelikte olmadığı, prime esas kazanca dahil edilmesi gerektiği , artırılan motorin ve branda priminin bu kapsamda bulunmadığı davacının da bu yönde bir iddiası olmadığı da gözetilerek belgelerin, ait olduğu aylara mal edilmesi gerektiği anlaşıldığından davacının istinaf talebinin kabulü ile davacının davalıya ait iş yerinde tespit edilen ek SPEK miktarları üzerinden çalıştığına dair…” gerekçesiyle,

1- Davacı vekilinin istinaf talebinin KABÜLÜ ile,

... 8. İş Mahkemesinin 2014/2445 E. 2017/13 K sayılı kararının KALDIRILMASINA,

2-Davanın KISMEN KABULÜ ile,

Davacının davalıya ait işyerinde çalışırken kuruma bildirilen SPEK dışında ek,

2009/06 ayda 140,00 TL,

2009/7 ayda 139,44 TL,

2009/9 ayda 472,24 TL,

2009/10 ayda 568,56 TL,

2009/11 ayda 278,22 TL,

2010/01 ayda 410,64 TL,

2010/02 ayda 290,56 TL,

2010/3 ayda 362,48 TL,

2010/4 ayda 357,89 TL,

2010/5 ayda 181,48 TL,

2010/6 ayda 556,31 TL.

2010/7 ayda 580,64 TL Net SPEK bulunduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.

E)Temyiz :

Davacı vekili davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, Davalı işveren vekili ise verilen kararın bozulmasını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek temyiz etmişlerdir.

F)Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe :

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,

2-Davalı işveren temyiz itirazlarına gelince;

Dava, 02/01/2003 ile 17/08/2010 tarihleri arasında davalı işyerinde uzun yol şoförü olarak çalışan davacının aylık taban ücret artı km başına elde edilen gelir şeklinde aylık ortalama 2500-TL net ücretle çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.

Uyuşmazlık davacının tır şoförü olarak çalıştığı dönemde asgari ücretin haricinde sefer başına aldığı harcırah (yolluk, sefer parası...vs.) miktarının prime esas kazançlar arasında sayılıp sayılmayacağı noktasında toplanmaktadır.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işyerinin kanun kapsamında olduğu, davacı adına asgari ücret üzerinden hizmet bildiriminde bulunulduğu ve Bölge Adliye Mahkemesince yargılama yapıldığı, yurtiçi hesap formaları esas alınarak düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda yerel mahkeme kararı kaldırılarak uzun yol şoförünün asgari ücretle çalışamayacağı kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.

Hizmet veya ücret tespitine yönelik davalarda, davacının çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliği dikkate alınarak, ücretinin ve davalı ... Başkanlığına, davalı işveren tarafından ödenen ve ödenmesi gereken primlerin miktarının belirlenebilmesi amacıyla, prime esas kazancın tespitinde, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Davanın niteliği gereği, çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşılık ücretin ispatında bu denli bir serbestlik söz konusu değildir. Çalışma olgusunun her türlü delille kanıtlanması olanağı bulunmakla birlikte; Hukuk Genel Kurulu’nun 2005/21-409 Esas, 2005/413 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. HMK 200. maddesi, Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar ve değerleri iki bin beş yüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar ve değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle iki bin beş yüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz, demekle, Kanunda ispat sınırı olarak gösterilen belli tutarı aşan hukuki işlemler ve senede karşı olan iddialar kural olarak yalnız senetle ispat edilebilir. Bu kaidenin istisnaları bulunmakta olup somut olayda ise bir istisna bulunmamakla birlikte senetle ispat şartı geçerlidir. Bir hukuki işlemin senetle ispatının gerekip gerekmediği o hukuki işlemin tümünün değerine göre belirlenir. Buna göre de, Ücret miktarı HMK’nun Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle HUMK 288. maddesinde (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200.maddesi) belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtlar, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle ispatı mümkündür. Yazılı delille ispat sınırın altında kalan miktar içinse tanık dinletilebilir. Tespiti istenen miktar sınırı aşıyor olsa bile varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa da tanık dinletilmesi mümkündür. 506 sayılı Kanun’un 78.maddesinde prime esas günlük kazançların alt ve üst sınırlarının ne olacağı gösterilmiştir. Günlük kazancın alt sınırı HUMK’nun 288. (HMK m. 200) maddesinde belirtilen sınırı aşıyorsa, ücretin yazılı delille saptanması gereğinin pratikte bir önemi kalmayacaktır. Zira 506 sayılı Kanun’un 78.maddesine göre, “....günlük kazançları alt sınırın altında olan sigortalılar ile ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançları alt sınır üzerinden hesaplanır” ücretin alt sınırla tespit edilen miktardan fazla olması halinde ise, günlük kazancın hesaplanmasında asgari ücret esas alınır.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 29/07/2003 tarih ve 4958 sayılı Yasanın 36. maddesi ile değişik 77/2. maddesinde “Şu kadar ki, ölüm, doğum ve evlenme yardımları, yolluklar, kıdem, ihbar ve kasa tazminatları, ayni yardımlar ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca miktarları yıllar itibariyle belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, sigorta primlerinin hesabına esas tutulacak kazançların aylık tutarının tespitinde nazara alınmaz. Bunların dışında her ne ad altında ödeme yapılırsa yapılsın tüm ödemeler prime tabi tutulur.” hükmü yer almaktadır.

506 sayılı Yasa’nın 77. madde 1. fıkrasında prim hesabında göz önünde tutulacak kazançlar belirtilmiş, 2. fıkrasında ise bunun istisnaları gösterilmiştir. Fıkrada ifade edildiği biçimde yolluklar prim hesabında nazara alınmazlar ve prime tabi tutulmazlar. Bu ödeme ücret ve benzeri ödemelerden tamamen farklı nedenlere dayanır. İşin karşılığı olmaktan ziyade işçinin görevi sırasında ihtiyaçlarını (otel, yemek vs. ihtiyaçları) karşılama amacına dayalıdır.

Harcırah (yolluk) işçinin görevli bulunduğu yerden başka yerlere geçici görevle gönderilirken yapacağı ek masrafa karşılık yapılan ödemeler olup, davalı işyeri tarafından her sefer için yapılan ödemelerin bu mahiyette kaldığı şüphesizdir. Çünkü davalı işyeri davacıya ücreti dışında sefer başına ödeme yaparken asıl amacı davacının yapacağı ek masrafları karşılamak olup, onun ücretini artırmak gibi bir amaç içinde değildir.

Mahkemece, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda davacıya yapılan ödemelerin 506 sayılı yasanın 77. maddesinin 2. fıkrasında belirttiği şekilde yolluklar kapsamında kalması nedeniyle prime esas kazançlar arasında sayılamayacağı göz önünde bulundurularak davanın reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davacı vekili ve davalı işveren vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır.

G)SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nun 373/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***