"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi
A)Davacı Talebi : Davacının, davalı şirkete ait işyerinde 02.08.2002-18.10.2011 tarihleri arası dönemde geçen çalışmalarının, asgari ücretin 2,76 katı prime esas kazanç düzeyinde ücretle geçtiğinin tespiti talep edilmiştir.
B)Davalı Cevabı :
Davalı SGK Başkanlığı vekili cevap davanın reddi gereğini savunmuştur.
... Özel Sağlık Hiz. San. Tic. Ltd. Şti.; yöntemince dava dilekçesi tebliğine karşın, yanıt dilekçesi vermemiştir.
C)İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı :
İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde özetle ;"Yargıtay’ca onanarak kesinleşen ve işbu Tespit davası için güçlü delil niteliğinde bulunan ... 10.İş Mahkemesinin 22.6.2015 tarihli, 2015/65 E. ve 2015/319 K. sayılı kararında; davacı ...’un son ücretinin (net 2200,00.-TL ücrete göre) günlük 73,33.-TL olduğu ve bu ücretinin brüt asgari ücretin 2,76 katı olduğu tespit edilmiş bulunmakta ise de; Davacının son ücretinin neti olan 2200,00.-TL üzerinden bölünmek suretiyle günlük 73,33.-TL bulunduğu gibi, 2011/Haziran ayındaki brüt asgari ücretin 2,76 katı olduğu belirlenmiştir. Ancak, davacı 18.10.2011 tarihine kadar çalıştığı görüldüğünden, hesaplamanın net 2200,00.-TL.nin brüt ücreti olan 3070,48.-TL.nin, 2011/Ekim ayındaki brüt asgari ücret olan 837,00.-TL.na bölünerek (3070,48 / 837,00)= 3,66 oranı üzerinden yapılması" Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
D)Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı :
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen kararın; HMK 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan incelemesinde; davalı şirket adına ... sicil numarasıyla tescilli işyerinde 02.08.2001-18.10.2011 tarihleri arası dönemde çalışan ve çalışmaları asgari ücret düzeyinde kazanç üzerinden tam olarak SGK Başkanlığı'na
bildirilen davacı; ilk yıl kasiyerlik, sekreterlik. ön muhasebe ve personel müdürlüğü görevleriyle çalıştığını, sonrasında şirket müdürü olarak çalıştığını beyan etmiş; dosya kapsamındaki kayıtlardan, 03.04.2001 tarihli kararla, 10 yıl süreyle şirket müdürlüğüne atandığı Ticaret Siciline kaydedilen davacının, 10.12.2003-12.12.2007 tarihleri arası dönemde ... Şube müdürlüğü, sonrasında ise ... Tıp Merkezinde şirket müdürü olarak görev yaptığı; ücret alacaklarının tahsili amacıyla açtığı davalar sonucu verilen kesinleşmiş kararlar yanında; 2008-2009 yıllarında, asgari ücreti aşan ücret tutarının yatırıldığı banka kayıtları , tanık anlatımları ve emsal ücret araştırmasına ilişkin bilgilerin de dosya kapsamına alındığıbelirtilerek İstinaf kanun yoluna başvuran SGK Başkanlığı vekilinin dilekçesinde yer verdiği itirazların bir bölümünün yukarıda sıralanan gerekçeler ışığında yerinde bulunduğu; ancak, kanıtların takdiri ve kanunun olaya uygulanmasındaki hatanın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği dikkate alınarak; HMK 353/1-b.2 maddesi uyarınca belirlenen aykırılık düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerektiği açıklanarak,
1- SGK Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; İzmir 9. İş Mahkemesi'nin, 09.02.2017 tarihli, 2015/414 E, 2017/25 K. sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına;
2-Davanın Kısmen Kabulüne,
... T.C. kimlik ve ... sigorta sicil numaralı davacı ...’un; davalı işveren ... Özel Sağlık Hiz. San. Tic. Ltd. Şti. adına ... sicil numarasıyla tescilli işyerinden 25.04.2006 – 18.10.2011 tarihleri arasında geçen çalışmalarının, asgari ücretin 2,76 katı düzeyinde prime esas kazanç düzeyinde ücretle geçtiğinin tespitine; fazlaya ilişkin istemin reddine,karar verilmiştir.
E)Temyiz :
Fer’i Müdahil Kurum vekili ve Davalı işveren vekili verilen kararı ücretin asgari ücret olduğunu belirterek temyiz etmişlerdir.
F)Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe :
Dava; 02/08/2002- 18/10/2011 tarihleri arasında davalı işyerinden eksiksiz bildirilen hizmet sürelerine ilişkin prime esas gerçek kazancın asgari ücretin 2,76 katı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Hizmet tespiti davaları, niteliği gereği çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine imkan tanımasına karşılık, ücretin ispatında bu denli serbestlik söz konusu değildir. Ücretin ispatında Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 tarihli, 2005/21-409 E., 2005/413 K.; 19.10.2011 tarihli, 2010/10-480 E. 2010/523 K.; 19.06.2013 tarihli, 2011/10-608 E., 2011/649 K.; ve 19.06.2013 tarihli, 2012/10-1617 E., 2013/850 K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 288. (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200.) maddesinde yazılı sınırları aşan, ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır.
Ücret miktarı HUMK’nın 288. (HMK'nın 200.) maddesinde belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmak kaydıyla, işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle ispatı mümkündür.
Yazılı delille ispat sınırın altında kalan miktar için veya bu miktar üzerinde olsa bile varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgelerin bulunması hâlinde tanık dinletilmesi mümkündür (1086 sayılı HUMK m. 292 (6100 sayılı HMK m. 202).
506 sayılı Kanun'un 78. maddesinde prime esas günlük kazançların alt ve üst sınırlarının ne olacağı gösterilmiştir. Günlük kazancın alt sınırı HUMK’nın 288. (HMK'nın
200.) maddesinde belirtilen sınırı aşıyorsa, ücretin yazılı delille saptanması gereğinin pratikte bir önemi kalmayacaktır. Zira 506 sayılı Kanun'un 78. maddesine göre, “...günlük kazançları alt sınırın altında olan sigortalılar ile ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançları alt sınır üzerinden hesaplanır.” Ücretin alt sınırla tespit edilen miktardan fazla olması hâlinde ise, günlük kazancın hesaplanmasında asgari ücret esas alınır.
Hâl böyle olunca, ücret miktarı HMK’nın geçici 1. maddesinin 2. fıkrası delaletiyle HUMK'nın 288. (HMK'nın 200.) maddesinde belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmak kaydıyla işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle ispatı mümkün olduğundan, buna göre araştırma yapılması gerekmektedir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacı ...’un alacak dosyasında hükme esas alınan bilirkişi raporunda ücretinin asgari ücretin 2.76 katı olarak hesaplandığı ve hükmün kesinleştiği, davacının davasını kesinleşmiş alacak dosyasına ve Ziraat Bankası banka hesap hareketlerine dayandırdığı, yapılan yazışmalardan davalı işverenin maaş ödemelerini T.Finans Bankası aracılığı ile gerçekleştirdiği, T.C.Ziraat Bankası hesap hareketlerinde delil olarak sunulan “maaş ödemesi” açıklamalı ödemelerin davacının kendisi tarafından elden yatırıldığı, sunulan ücret bordrolarının bir kısmının davacı tarafından imzalandığı (2008/1-12 aylar arası), anlaşılmıştır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; talebin 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 288. ve 292. (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200. ve 202.) maddelerindeki hükümler çerçevesinde ispat edilmesi ve sadece tanık beyanları veya emsal ücret araştırması yapılarak sonuca gidilmesinin hukuka uygun olmadığı, davacının müdür olarak çalıştığını iddia ettiği, müdür pozisyonunda bulunan bir kişinin Kurumla olan ilişkide resmi belgeleri denetlemeye en yetkili kişi olduğu gözetildiğinde bordrolardaki ücreti aşan miktarda ücret talep etmesi mümkün olmadığı gibi davacının kendisinin banka hesabına yatırdığı “maaş ödemesi”adı altındaki dekontlara delil olarak dayanması hukuken mümkün değildir.Zira hukuken hiç kimse kendi muvazaalı işlemine dayanamaz. Buna göre, davacının iddiasının ancak yazılı belgelerle kanıtlanabileceği anlaşılmakla yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum ve davalı işveren vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
G)SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nun 373/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden ilgililerine iadesine, 10/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.