"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi
K A R A R
A)Davacı İstemi:
Davacı vekili; davacının emekli olduktan sonra bir kısım hizmetlerinin sahte olduğu gerekçesiyle iptal edilerek, 01.01.2011 - 21.11.2015 arası ödenen yersiz aylık ve sağlık giderlerinin yasal faizleri ile birlikte tahsili için toplam 90.907,80.-TL borç bildiriminde bulunulduğunu, iptal edilen sürelerde fiilen çalıştığını, Kurum işleminin iptali ile, emekli maaşının iptal edildiği tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine, borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
B)Davalı Cevabı:
Davalı SGK Başkanlığı vekili; 5510 sayılı Kanunun 59. Maddesinin Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tesbit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlere ilişkin tutanakların aksi sabit oluncaya kadar muteber olduklarını, sözkonusu rapor ve tutanaklarda belirtilen hususların aksinin eşdeğer belgelerle kanıtlanması gerektiğini, Kurum işleminin mevzuata uygun olduğunu beyanla davanın reddi gereğini savunmuştur
C)İlk Derece Mahkemesi Kararı ve Gerekçesi:
Mahkemece yapılan yargılama sonucu, "Davanın KISMEN KABULÜ ile ;
54163417922TC Kimlik nolu davacı ...’ in davalı Kurumda ... sicil numaralı dosyada işlem gören ... Mobilya Teks. Dek. İnş. Tur. San ve Tic. AŞ.’ ne ait işyerinden2008/08, 2008/09, 2009/03, 2009/04, 2009/05, 2009/06 aylarda adına yapılan 180 gün, ... adına tescilli ... sicil nolu ... Tasarım Mobilya işyerinden 2009/07. Ayda yapılan 30 gün, ... sicil nolu ... Mobilya İhr işyerinden 2009/09, 2009/10 ve 2009/11. Aylarda yapılan 90 gün olmak üzere toplam 300 günlük hizmetinin fiili çalışmaya dayanmadığı anlaşıldığından davalı Kurum tarafından emekliliğinin iptal edilmesi işleminde herhangi bir hata bulunmadığı anlaşılmakla bu yönden açılan davanın reddine,
Davacının davalı Kuruma 20.01.2016 itibariyle 01.01.2011-22.11.2015 tarihleri arasında 63.252,18.-TL (yersiz aylık)+ 14346,44.-TLyasal faiz olmak üzere toplam 77.598,62-TL borçlu olduğu anlaşılmakla bununla ilgili talebin reddine,
7647,63 TL sağlık, 3428,57 TL reçete, 1727,32 TL sağlık gideri için faiz,505,66 TL reçete gideri için faiz olmak üzere toplam 13.309,18 TL yapılan itirazın kabulü ile bu miktarın iptaline" karar verilmiştir.
D)Bölge Adile Mahkemesi Kararı ve Gerekçesi:
... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi'nce ... 9. İş Mahkemesi'nin 22.11.2017 tarih, 2016/480 Esas ve 2017/429 Karar sayılı kararına yönelik davacı ve davalı Kurum vekillerinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
E)Temyiz:
Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili temyiz nedenleri:
Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu temyiz dilekçesinde özetle; davacının iddiasını yazılı deliller ile ispat etmek zorunda olduğunu, mahkemenin yeterli araştırma yapmaksızın vermiş olduğu kısmen kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürülmüştür.
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava, davalı Kurumca davacının emekli olduktan sonra bir kısım sigortalılığının fiili olmadığı gerekçesiyle iptali ve yaşlılık aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptali ve davalı Kuruma borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden,Davacı ...'in 4507 gün SSK hizmeti, 600 gün askerlik borçlanması olmak üzere toplam 5107 gün üzerinden 28.12.2010 tarihli tahsis talebine istinaden, 25 yıl, 46 yaş, 5075 gün koşullarını sağlaması nedeniyle 506 sayılı Yasanın Geçici 81/B-c bendine göre 01.01.2011 tarihinde yaşlılık aylığı bağlandığı, ancak Konak Sosyal Güvenlik Denetmenliğince düzenlenen 23.01.2014 tarih ve 2014/Cİ-003 sayılı rapor ile, 1244692.35 sicil numaralı işyeri dosyasının tescil tarihi itibariyle sahte sigortalılık bildirimi işlemlerinde kullanılmış olması nedeni ile yapılan bildirimlerin iptal edilmesi gerektiği ve Kurumdan yaşlılık aylığı almakta olduğu tesbit edilen kişilerin olması durumunda da tahsis işlemlerinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğinin belirtilmiş olması nedeni ile davacı adına bu işyerinden 2008/08, 2008/09, 2009/03, 2009/04, 2009/05, 2009/06 aylarda yapılan 180 gün, ayrıca ... adına tescilli ... sicil nolu ... Tasarım Mobilya işyerinden 2009/07.ayda yapılan 30 gün, ... sicil nolu ... Mobilya İhr. işyerinden 2009/09, 2009/10 ve 2009/11 aylarda yapılan 90 gün olmak üzere toplam 300 günlük hizmetinin iptali sonucu, kalan gün sayısının yeterli olmaması nedeni ile bağlanan yaşlılık aylıklarının başlangıç itibarıyla iptal edilerek, 01.01.2011 - 22.11.2015 tarihleri arasında ödenen 63.252,18.-TL aylık tutarı ve 7.647,63.-TL sağlık gideri, 3.428,57.-TL reçete gideri olmak üzere toplam 74.328,38.-TL asıl alacak, 20.01.2016 tarihi itibariyle 14.346,44.-TL + 1.727,32.-TL + 505,66.-TL olmak üzere toplam 16.579,42.-TL yasal faiz toplamı 90.907,80.-TL’nin bir ay içinde ödenmesinin istenildiği,anlaşılmaktadır.
Somut olayda ; ilk derece mahkemesi tarafndan Kurum tarafından emeklilik aylığının iptal edilmesi işleminde herhangi bir hata bulunmadığı anlaşılmakla bu yönden açılan ve Davacının davalı Kuruma 20.01.2016 itibariyle 01.01.2011-22.11.2015 tarihleri arasında 63.252,18.-TL (yersiz aylık)+ 14346,44.-TLyasal faiz olmak üzere toplam 77.598,62-TL borçlu olduğu anlaşılmakla “davanın reddine” ve ''7647,63 TL sağlık, 3428,57 TL reçete, 1727,32 TL sağlık gideri için faiz, 505,66 TL reçete gideri için faiz olmak üzere toplam 13.309,18 TL yapılan itirazın kabulü ile bu miktarın iptaline" karar verildiği; Kararın “Yersiz sağlık gideri talebinin reddine” , ilişkin kısmı isabetsiz olmuştur.
Şöyle ki;
19.01.2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6385 sayılı Yasanın 12. maddesi ile 5510 sayılı Yasaya eklenen “Yersiz yapılan sağlık giderlerinin terkini” başlıklı Geçici 45. maddede:“Bu Kanuna göre genel sağlık sigortalısı ya da bakmakla yükümlü olunan kişi kapsamına girmekle birlikte, asli olarak hak etmediği bir kapsamda sağlık hizmeti alanlara 31/01/2012 tarihine kadar verilen sağlık hizmetlerine ilişkin Kurumca tahakkuk ettirilmiş veya ettirilecek borçlar, varsa ilgililerin bu nedenle açtıkları davadan vazgeçmeleri halinde tahsil edilmez. Bu borçlara ilişkin açılmış olan dava ve icra takiplerinden Kurumca vazgeçilir.” hükmüne yer verilmiştir. Anılan hükmün gerekçesinde ise, 5510 sayılı Kanuna göre, vatandaşların genel sağlık sigortası kapsamına alınmasına ilişkin işlemlerin 2012 yılı Ocak ayı itibarıyla tamamlanması nedeni ile, bu tarihe kadar yaşanan geçiş sürecinde, tabi olduğu genel sağlık sigortası statüsünün aradığı şartlarla sağlık yardımı alması gerekirken, Kanunun diğer statülerine göre ya da bakmakla yükümlü olunan kişi statüsünde hak etmediği halde sağlık yardımı yapılanlara ilişkin sağlık giderlerinin ilgililerden tahsil edilmemesi ve bu suretle oluşacak mağduriyetlerin önlenmesinin amaçlandığı belirtilmiştir.
Yani maddenin metnine göre; kişinin genel sağlık sigortası kapsamında herhangi bir statüye göre sağlık yardımı alıyor olması, sağlık yardımı yapılmasını sağlayan sigortalılık statüsünün geçersiz sayılması halinde ; başka bir geçerli sigortalılık statüsü varsa veya bakmakla yükümlü olunan kişi kapsamına giriyorsa yine yersiz sağlık gideri tahsil edilmez. Bu iki hal de yoksa geçersiz sigortalılık statüsüne dayalı yapılan sağlık gideri yersizdir ve Kurumca tahsili gerekir.
Geçici 45. madde, gerekçesinde de belirtildiği üzere bütün vatandaşların genel sağlık sigortası kapsamına alınması çalışmalarının yapıldığı 2008-2010- 2012 sürecindeki geçiş döneminin sıkıntılarını gidermek amacıyla çıkarılmıştır.
Nitekim Kurum da 6385 sayılı yasayla getirilen düzenlemelerin uygulanmasına ilişkin çıkarmış olduğu 08/04/2013 tarih ve 2013/20 sayılı genelgede; “ Ancak, sahte olduğu Kurumca yada mahkeme tarafından tespit edilen sigortalı hizmetleri veya bu hizmetlere göre gelir/aylık bağlananlardan aylıkları iptal edilen genel sağlık sigortalıları ile bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilerin Kurumca tespit edilen yersiz sağlık giderleri 6385 sayılı Kanunun geçici 45 inci maddesi kapsamında değerlendirilmeyecektir.” açıklamasına yer vererek dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırılık teşkil edecek terkin işlemlerini himaye etmeyeceğini ortaya koymuştur.
Geçici 45.madde, 31.01.2012 tarihi öncesindeki tüm yersiz sağlık giderlerini affeden, bir madde değildir. Nasıl ki sahte sigortalılık ve buna dayalı olarak haksız sağlık yardımı alan kişileri Kurum Geçici 45. madde kapsamından bu hükümden yararlanması mümkün olmamalıdır.
Anılan genelgede Geçici 45. maddede yer alan “ilgililerin bu nedenle açtıkları davadan vazgeçmeleri halinde tahsil edilmez”ibaresini ve uygulamasını şöyle izah edilmiştir: “Söz konusu borçlara ilişkin sigortalılarca dava açılmış ise bu kişilerin de açtıkları davalardan vazgeçmeleri halinde bu kimselere ait borçlar da istenmeyecektir. Bu kimseler tarafından Kurum aleyhine açmış oldukları davalardan vazgeçtiklerini başvurdukları mahkemeden alacakları “feragat nedeniyle davanın reddine” dair kararın dilekçe ekinde Kuruma verilmesi gerekmektedir.” Mahkemece maddenin bu şartına hiç değinilmemiştir.
5510 sayılı Kanunun 60. maddesinde, genel sağlık sigortasından yararlanacak olanlar sayılmıştır. (g) bendinde ise, “Yukarıdaki bentlerin dışında kalan ve başka bir ülkede sağlık sigortasından yararlanma hakkı bulunmayan vatandaşlar” genel sağlık sigortalısı sayılmıştır. (g) bendinin lafzından tüm vatandaşların re’sen sağlık sigortası kapsamına alındığı izlenimi anlaşılmakta ise de durum böyle değildir. Kişinin kapsama alınması, sağlık hizmeti alabildiği anlamına gelmemektedir. Genel sağlık sigortalısı olmanın koşulları vardır. Bu koşullar 5510sayılı Kanun 67. maddede sayılmıştır.
5510 sayılı Kanunun sağlık hizmetlerinden yararlanma şartlarını düzenleyen 67. maddesine göre; “18 yaşını doldurmamış olan kişiler, tıbben başkasının bakımına muhtaç olan kişiler, trafik kazası halleri, acil haller, iş kazası ile meslek hastalığı halleri, bildirimi zorunlu bulaşıcı hastalıklar, 63 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri gereğince sağlanan sağlık hizmetleri, 75 inci maddede sayılan afet ve savaş ile grev ve lokavt hali hariç olmak üzere sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlanabilmek için;
a) 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (c) ve (f) bentleri hariç diğer bentleri gereği genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin, sağlık hizmeti sunucusuna başvurduğu tarihten önceki son bir yıl içinde toplam 30 gün genel sağlık sigortası prim ödeme gün sayısının olması,
b) 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi ile (g) bendine tabi olan genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin yukarıdaki bentte sayılan şartla birlikte, sağlık hizmeti sunucusuna başvurduğu tarihte 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ve taksitlendirilerek tecil ve taksitlendirmeleri devam edenler hariç 60 günden fazla prim ve prime ilişkin her türlü borcunun bulunmaması, gerekmektedir............”
Yani 01.01.2012 tarihi sonrası dönemde, tüm vatandaşlar genel sağlık sigortası kapsamına alınmıştır. Ancak 67. maddeye göre sağlık hizmeti sunucusuna başvurulduğu tarihten önceki son bir yıl içinde toplam 30 gün genel sağlık sigortası prim ödeme gün sayısı olması ve 60 günden fazla prim ve prime ilişkin her türlü borcunun bulunmaması gerekir. (g) bendi kapsamında olanlar ise 5510 SK 60/1-c, 1 nolu alt bendi gereği gelir testi uygulaması ile belirlenecek primin ödenmesi halinde sağlık yardımlarından yararlanma imkânı getirilmiştir.
5510 sayılı Kanuna göre genel sağlık sigortalısı sayılabilmek ve sigortalılığın başlangıcı için bildirim ve tescil gereklidir. Kanunun 61. maddesinde, genel sağlık sigortasından yararlanmak için bir kısım grupların bildirimine gerek kalmadan kendiliğinden tescil edileceği, bir kısmının tescili için ise bir ay içinde başvuru şartı getirilmiştir. Tescili yapılanların ise gelirlerine göre belirlenen oranlara göre genel sağlık sigortası primi ödemeleri gerekmektedir.
Gelir testi işlemi, kişinin çeşitli göstergeler ışığında mevcut gelirinin belirlenmesidir.
Herhangi bir kapsamda genel sağlık sigortalısı veya genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi kapsamında sağlık yardımlarından yararlanma hakkı bulunmayan kişiler 5510 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı olarak tescil edilmekte olup, anılan kapsamda tescil edilen bu kişilerin tescil tarihinden itibaren yerleşim yerlerinin bulunduğu yerdeki Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına müracaat ederek gelir testi yaptırmaları gerekmektedir. Gelir tespitinde aynı hanedeki aile esas alınmaktadır. Kanun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrası (g) bendi kapsamında tescil edilen kişilerin gelir testi müracaat bildiriminin kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren bir ay içinde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına başvurmaları gerekmektedir. Söz konusu bir aylık süre içerisinde gelir testine başvurmayanların tescil başlangıç tarihinden itibaren aile içindeki gelirinin kişi başına düşen aylık tutarı olarak, Kanunun 82 nci maddesine göre belirlenen aylık prime esas kazancın (asgari ücretin) iki katı esas alınarak primlerin tahakkuk ettirilmesi öngörülmüştür.
5510 sayılı Kanunun 60/1-g bendi ile artık herkesin genel sağlık sigortası kapsamına alındığı ve her durumda sağlık hizmeti alabileceği kanısı hatalıdır. Koşulları taşımayan kişi sağlık hizmeti alamaz. Koşulları Kurum sağlayabilirdi mantığıyla (davacının 67. madde kapsamında gelir testine tabi tutulmasıyla oluşacak ihtilafa konu dönemdeki prim borçlarının Kurum tarafından tahsilinin mümkün olması) Kurum’un yersiz tedavi giderlerini tahsil imkanının engellenmesi hem sosyal güvenlik sistemini aksatacak bir durum olup hem de yasa koyucunun amacını aşar mahiyettedir.
O halde, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Bölge adliye Mahkemesince davalı SGK vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurulması gerekirken, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı kaldırılmasına ve ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
G)SONUÇ: Davalı SGK'nın temyiz itirazlarının kabulü ile;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.