Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi

İLK DERECE

MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi

KARAR

A) Davacı İstemi:

Davacı Kurum; sigortalısı ...'ın yaşlılık aylığı almakta iken sahte çalışmalarının tespit edilmesi nedeniyle aylığının iptal edildiğini ve haketmediği 01/04/2011-24/04/2015 dönem aylıkları ve sağlık harcamalarının sigortalı adına yersiz ödeme olarak kaydedildiği ve kendisine bu dönem için ödenen 53.832,95 TL aylık ve 13.098,39 TL sağlık gideri olmak üzere toplam 66.931,34 TL'nin ödeme tarihlerinden işleyecek yasal faiziyle tahsili için ... 11. İcra Müdürlüğünde açılan ilamsız icra takibi yapıldığını, beyanla davalı tarafından bu takibe yapılan haksız itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

B) Davalı Cevabı:

Davalı ; davayı kabul etmediğini, Kurnak Nakliye şirketinde herhangi bir çalışmasının olmadığını, böyle bir şirketi bilmediğini, çalışmasının da söz konusu olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.

C)İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:

İlk derece Mahkemesince; “ 5510 Sayılı Yasanın 96. maddesinde yersiz ödemelerin geri alınmasıyla ilgili yasal düzenlemenin yer aldığı, kurum tarafından aksine bir delil sunulmayan, aksine bir iddiada bulunulmayan ... Nakliye Metal Metal Haf.İnş. Taahhüt Ltd.Şti. hakkında hazırlanan denetmen raporunda söz konusu iş yerinin sahte bildirimler için kullanıldığının tespit edildiği, davalının da duruşmadaki beyanında bu iş yerini bilmediğini, çalışmadığını, birileri vasıtasıyla sigortalılık sürecinin yapıldığı yönündeki ikrarı karşısında açılan davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ” gerekçesiyle,

“Davanın KABULÜ ile; Davalının ... 11. İcra Müdürlüğünün 2016/10373 E. sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, Konu yargılamayı gerektirmekle icra inkâr tazminatı isteminin kabulüne yer olmadığına, ” karar verilmiştir.

İstinaf Başvurusu ;

Davacı Kurum vekili; Davalı tarafın soyut ve yersiz itirazları sebebiyle icra takibinin sürüncemede kaldığından bu davanın açılması gerektiğini, alacaklarının likit bir alacak olduğunu icra inkar tazminatı şartları oluştuğunu beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Davalı, felçli olması nedeniyle yatalak durumda olduğunu, dolandırıldığını, karara itiraz ettiğini , gereğinin yapılmasını istemiştir.

D) Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı :

Bölge Adliye Mahkemesince “yersiz ödendiği ileri sürülen sağlık giderleri yönünden, 31.01.2012 tarihine kadar yapılan sağlık giderleri anılan Kanunun geçici 45. maddesi gereği talep edilemeyecektir. 31.01.2012 tarihinden sonra yapılan sağlık giderleri ise davalının 5510 sayılı Kanunun 60. maddesinin ilgili bentleri gereğince genel sağlık sigortalısı sayıldığından ve 67. madde kapsamında gelir testine tabi tutulmasıyla oluşacak ihtilafa konu dönemdeki prim borçlarını bilemeyeceği göz önüne alındığında, belirtilen giderler genel sağlık sigortalısı sayılan davalıdan talep edilemeyeceği gözetilerek, bu talep yönünden davanın reddi gerekirken, kabulüne karar verilmiş olması isabetsiz bulunmuştur. ” gerekçesiyle

“1-) Davacı SGK vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE,

2-)... 1. İş Mahkemesi'nden verilen 20.03.2017 tarih, 2016/405 Esas ve 2017/76 Karar sayılı kararına yönelik davalının istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1)-(b)-(3). maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3-)Davanın KISMEN KABULÜ ile;

Davalının ... 11. İcra Müdürlüğünün 2016/10373 E. sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile takibin 53.832,95 TL yersiz aylık ve 9.373,52 TL işlemiş faiz miktarı üzerinden devamına, fazla talebin REDDİNE,

İcra inkâr tazminatı talebinin REDDİNE, ” karar verilmiştir.

E) Temyiz:

Davacı SGK vekili; “ 5510 geçici 45. md. 31/01/2012 tarihi öncesindeki tüm sağlık giderlerini iptal eden bir madde değildir. Yersiz sağlık giderlerine ilişkin talebimizin kabulü gerekir. 21. Hukuk Dairesinin örnek kararları da bu yöndedir. ” gerekçesiyle temyiz yoluna başvurmuştur.

F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:

Dava; sahte sigortalılık nedeniyle iptal edilen yaşlılık aylığı ve tahsis işlemi üzerine, yersiz ödenen aylıklar ve bu döneme ilişkin sağlık harcamalarının faiziyle tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

Hüküm, davacı Kurum vekilince temyiz edilmiştir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden; .../.../... adresinde bulunan ... sicil numaralı ... Nakliye Metal Mermer Hafr. İnş. Taah. San. Tic. Ltd. Şti işyeri hakkında sahte sigortalılık bildirimi nedeniyle düzenlenen 28/08/2014 tarih, 2014/ÜB/13 sayılı denetmen raporuna istinaden davacının adı geçen şirketteki çalışmalarının iptal edildiği, iptal edilen süreler nedeniyle emekliliğe hak kazanmadığının anlaşıldığı, ve bağlanan yaşlılık aylığının iptal edildiği, davalının hizmet cetveline göre bu işyerindeki 01/01/2011-01/03/2011 arasındaki 91 gün çalışmasının iptal edildiği, 2011 yılında; iptal edilen hizmetlerden başka çalışmasının bulunmadığı, 2011 yılından sonra hiçbir yerde çalışmasının bulunmadığı, davalıya 07/04/2015 tarihli tahsis talebine istinaden eksik günler kadar askerlik borçlanması sonucu yeniden aylık bağlandığı, davalıya 01/04/2011-24/04/2015 tarihleri arasında ödenen aylıkları ve sağlık giderlerinin yersiz ödeme olarak kaydedildiği ve bu dönem için ödenen 53.832,95 TL aylık ve 13.098,39 TL sağlık gideri olmak üzere toplam 66.931,34 TL'nin ödeme tarihlerinden işleyecek yasal faiziyle tahsili için davalı aleyhine ... 11. İcra Müdürlüğü nezdinde ilamsız icra takibi yapıldığı, müfettiş raporunun sonuç kısmında Kurumda 1362031.035 sayılı dosyada işlem gören ... Nakliye Metal Metal Haf.İnş. Taahhüt Ltd.Şti. iş yerinde ilk defa sigortalı çalıştırılmaya başlanan tarihin 10/08/2009 olduğu, işyeri tescil tarihinden itibaren sahte sigortalılık işlemlerinde kullanılmış olduğu kurumca yapılan tahsis işlemlerinin gözden geçirilmesi gerektiği, Kurumdan yaşlılık aylığı almakta olduğu tespit edilenlerin sahte sigortalılık sürelerinin iptal edilerek sonucuna göre işlem yapılması ve uzun vadeli sigortalı kolları kapsamında kurumca katlanılan tüm masraf ve yardımların yasal faiziyle birlikte tahsil edilmesinin gerektiği, cezai yönden suç duyurusunda bulunulması, idari yönden de idari para cezası uygulanması yönlerinde işlem tesis edilmesi yönünde tespitler bulunduğu, davalının yazılı ve sözlü beyanlarında adı geçen işyerinde çalışmadığına dair ikrarı bulunduğu, anlaşılmıştır.

Somut olayda, sahte sigortalılık tespiti ve yapılan işlemlerin yerinde olduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin bu yöndeki kararının ve tespitlerinin yerinde olduğu ancak kararın “Yersiz sağlık gideri talebinin reddine” ilişkin kısmının aşağıdaki gerekçelerle yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Şöyle ki:

19.01.2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6385 sayılı Yasanın 12. maddesi ile 5510 sayılı Yasaya eklenen “Yersiz yapılan sağlık giderlerinin terkini” başlıklı Geçici 45. maddede:“Bu Kanuna göre genel sağlık sigortalısı ya da bakmakla yükümlü olunan kişi kapsamına girmekle birlikte, asli olarak hak etmediği bir kapsamda sağlık hizmeti alanlara 31/01/2012 tarihine kadar verilen sağlık hizmetlerine ilişkin Kurumca tahakkuk ettirilmiş veya ettirilecek borçlar, varsa ilgililerin bu nedenle açtıkları davadan vazgeçmeleri halinde tahsil edilmez. Bu borçlara ilişkin açılmış olan dava ve icra takiplerinden Kurumca vazgeçilir.” hükmüne yer verilmiştir. Anılan hükmün gerekçesinde ise, 5510 sayılı Kanuna göre, vatandaşların genel sağlık sigortası kapsamına alınmasına ilişkin işlemlerin 2012 yılı Ocak ayı itibarıyla tamamlanması nedeni ile, bu tarihe kadar yaşanan geçiş sürecinde, tabi olduğu genel sağlık sigortası statüsünün aradığı şartlarla sağlık yardımı alması gerekirken, Kanunun diğer statülerine göre ya da bakmakla yükümlü olunan kişi statüsünde hak etmediği halde sağlık yardımı yapılanlara ilişkin sağlık giderlerinin ilgililerden tahsil edilmemesi ve bu suretle oluşacak mağduriyetlerin önlenmesinin amaçlandığı belirtilmiştir.

Yani maddenin metnine göre; kişinin genel sağlık sigortası kapsamında herhangi bir statüye göre sağlık yardımı alıyor olması, sağlık yardımı yapılmasını sağlayan sigortalılık statüsünün geçersiz sayılması halinde ; başka bir geçerli sigortalılık statüsü varsa veya bakmakla yükümlü olunan kişi kapsamına giriyorsa yine yersiz sağlık gideri tahsil edilmez. Bu iki hal de yoksa geçersiz sigortalılık statüsüne dayalı yapılan sağlık gideri yersizdir ve Kurumca tahsili gerekir.

Geçici 45. madde, gerekçesinde de belirtildiği üzere bütün vatandaşların genel sağlık sigortası kapsamına alınması çalışmalarının yapıldığı 2008-2010- 2012 sürecindeki geçiş döneminin sıkıntılarını gidermek amacıyla çıkarılmıştır. Davalının yaşlılık aylığı alabilmek için gerekli gün sayısını, sahte bildirimlerle sağladığı göz önüne alındığında, MK md. 2’deki “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” hükmüne aykırı şekilde Kurumun sağlık giderlerini isteyemeyeceği tespiti isabetsiz olmuştur.

Nitekim Kurum da 6385 sayılı yasayla getirilen düzenlemelerin uygulanmasına ilişkin çıkarmış olduğu 08/04/2013 tarih ve 2013/20 sayılı genelgede; “ Ancak, sahte olduğu Kurumca yada mahkeme tarafından tespit edilen sigortalı hizmetleri veya bu hizmetlere göre gelir/aylık bağlananlardan aylıkları iptal edilen genel sağlık sigortalıları ile bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilerin Kurumca tespit edilen yersiz sağlık giderleri 6385 sayılı Kanunun geçici 45 inci maddesi kapsamında değerlendirilmeyecektir.” açıklamasına yer vererek dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırılık teşkil edecek terkin işlemlerini himaye etmeyeceğini ortaya koymuştur.

Geçici 45.madde, 31.01.2012 tarihi öncesindeki tüm yersiz sağlık giderlerini affeden, bir madde değildir. Nasıl ki sahte sigortalılık ve buna dayalı olarak haksız sağlık yardımı alan kişileri Kurum Geçici 45. madde kapsamından faydalandırmamışsa , aylık alabilmek için muvazaalı şekilde boşanan kişilerin de bu hükümden yararlanması mümkün olmamalıdır.

Anılan genelgede Geçici 45. maddede yer alan “ilgililerin bu nedenle açtıkları davadan vazgeçmeleri halinde tahsil edilmez”ibaresini ve uygulamasını şöyle izah edilmiştir: “Söz konusu borçlara ilişkin sigortalılarca dava açılmış ise bu kişilerin de açtıkları davalardan vazgeçmeleri halinde bu kimselere ait borçlar da istenmeyecektir. Bu kimseler tarafından Kurum aleyhine açmış oldukları davalardan vazgeçtiklerini başvurdukları mahkemeden alacakları “feragat nedeniyle davanın reddine” dair kararın dilekçe ekinde Kuruma verilmesi gerekmektedir.” Mahkemece maddenin bu şartına hiç değinilmemiştir.

5510 sayılı Kanunun 60. maddesinde, genel sağlık sigortasından yararlanacak olanlar sayılmıştır. (g) bendinde ise, “Yukarıdaki bentlerin dışında kalan ve başka bir ülkede sağlık sigortasından yararlanma hakkı bulunmayan vatandaşlar” genel sağlık sigortalısı sayılmıştır. (g) bendinin lafzından tüm vatandaşların re’sen sağlık sigortası kapsamına alındığı izlenimi anlaşılmakta ise de durum böyle değildir. Kişinin kapsama alınması, sağlık hizmeti alabildiği anlamına gelmemektedir. Genel sağlık sigortalısı olmanın koşulları vardır. Bu koşullar 5510sayılı Kanun 67. maddede sayılmıştır.

5510 sayılı Kanunun sağlık hizmetlerinden yararlanma şartlarını düzenleyen 67. maddesine göre; “18 yaşını doldurmamış olan kişiler, tıbben başkasının bakımına muhtaç olan kişiler, trafik kazası halleri, acil haller, iş kazası ile meslek hastalığı halleri, bildirimi zorunlu bulaşıcı hastalıklar, 63 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri gereğince sağlanan sağlık hizmetleri, 75 inci maddede sayılan afet ve savaş ile grev ve lokavt hali hariç olmak üzere sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlanabilmek için;

a) 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (c) ve (f) bentleri hariç diğer bentleri gereği genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin, sağlık hizmeti sunucusuna başvurduğu tarihten önceki son bir yıl içinde toplam 30 gün genel sağlık sigortası prim ödeme gün sayısının olması,

b) 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi ile (g) bendine tabi olan genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin yukarıdaki bentte sayılan şartla birlikte, sağlık hizmeti sunucusuna başvurduğu tarihte 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ve taksitlendirilerek tecil ve taksitlendirmeleri devam edenler hariç 60 günden fazla prim ve prime ilişkin her türlü borcunun bulunmaması, gerekmektedir............”

Yani 01.01.2012 tarihi sonrası dönemde, tüm vatandaşlar genel sağlık sigortası kapsamına alınmıştır. Ancak 67. maddeye göre sağlık hizmeti sunucusuna başvurulduğu tarihten önceki son bir yıl içinde toplam 30 gün genel sağlık sigortası prim ödeme gün sayısı olması ve 60 günden fazla prim ve prime ilişkin her türlü borcunun bulunmaması gerekir. (g) bendi kapsamında olanlar ise 5510 SK 60/1-c, 1 nolu alt bendi gereği gelir testi uygulaması ile belirlenecek primin ödenmesi halinde sağlık yardımlarından yararlanma imkânı getirilmiştir.

5510 sayılı Kanuna göre genel sağlık sigortalısı sayılabilmek ve sigortalılığın başlangıcı için bildirim ve tescil gereklidir. Kanunun 61. maddesinde, genel sağlık sigortasından yararlanmak için bir kısım grupların bildirimine gerek kalmadan kendiliğinden tescil edileceği, bir kısmının tescili için ise bir ay içinde başvuru şartı getirilmiştir. Tescili yapılanların ise gelirlerine göre belirlenen oranlara göre genel sağlık sigortası primi ödemeleri gerekmektedir.

Gelir testi işlemi, kişinin çeşitli göstergeler ışığında mevcut gelirinin belirlenmesidir.

Herhangi bir kapsamda genel sağlık sigortalısı veya genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi kapsamında sağlık yardımlarından yararlanma hakkı bulunmayan kişiler 5510 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı olarak tescil edilmekte olup, anılan kapsamda tescil edilen bu kişilerin tescil tarihinden itibaren yerleşim yerlerinin bulunduğu yerdeki Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına müracaat ederek gelir testi yaptırmaları gerekmektedir. Gelir tespitinde aynı hanedeki aile esas alınmaktadır. Kanun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrası (g) bendi kapsamında tescil edilen kişilerin gelir testi müracaat bildiriminin kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren bir ay içinde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına başvurmaları gerekmektedir. Söz konusu bir aylık süre içerisinde gelir testine başvurmayanların tescil başlangıç tarihinden itibaren aile içindeki gelirinin kişi başına düşen aylık tutarı olarak, Kanunun 82 nci maddesine göre belirlenen aylık prime esas kazancın (asgari ücretin) iki katı esas alınarak primlerin tahakkuk ettirilmesi öngörülmüştür.

5510 sayılı Kanunun 60/1-g bendi ile artık herkesin genel sağlık sigortası kapsamına alındığı ve her durumda sağlık hizmeti alabileceği kanısı hatalıdır. Koşulları taşımayan kişi sağlık hizmeti alamaz. Koşulları Kurum sağlayabilirdi mantığıyla (davacının 67. madde kapsamında gelir testine tabi tutulmasıyla oluşacak ihtilafa konu dönemdeki prim borçlarının Kurum tarafından tahsilinin mümkün olması) Kurum’un yersiz tedavi giderlerini tahsil imkanının engellenmesi hem sosyal güvenlik sistemini aksatacak bir durum olup hem de yasa koyucunun amacını aşar mahiyettedir.

O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır.

G)SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nun 373/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***