"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi
K A R A R
A)Davacı istemi;
Davacı, davalı Kurumun davacının sigortalılık süresinden 14 ay silmesine ve davacıya prim farkı yansıtmasına ilişkin işleminin iptaline, sigortalılık süresinden yapılan kesintilerin eklenmesine ve davacı tarafından ödenen 2.314,02 TL prim farkının faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
B)Davalı cevabı;
SGK vekili,Kurum işleminin yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
C)İlk Derece Mahkemesi Kararı;
İlk derece mahkemesi, davalı kurumdan gelen yazılara göre davacının 2.314,02 tutarındaki fark primi, tarım sigortasından esnaf sigortasına geçişte doğan prim farkına karşılık ödediğinin anlaşıldığı, bu durumda davacının 31/01/2014 tarihinde 63 terk konu ile terk işleminin yapılmaması dolayısıyla 14 aylık hizmetinin verilmesi gerektiğini, ödemenin 14 aylık fark hizmet için yapılmış olması nedeniyle söz konusu prim tutarının davacıya iade edilmesi mümkün olmadığından, davacının bilirkişi raporuyla fazla ödediği tespit edilen 2,94TL fazla ödemesi dışındaki ödemiş olduğu primlerin iadesi talebinin reddi gerektiğini belirterek davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
D)Bölge Adliye Mahkemesi Kararı;
Bölge Adliye Mahkemesince,davacının 12.05.2011'den itibaren esnaf bağ-kur sigortalısı sayılması, ancak sehven tarım sigortalısı kabul edilmesi sebebiyle ödenen primler dolayısıyla, 5510 sayılı Kanunun 81. Maddesi gözetildiğinde prim borcu çıkarılmasına dair Kurum işleminin yerinde olduğu, ancak anılan borcun ödenmesine rağmen 14 aylık hizmetin verilmemesi ve Geç. 63. Maddenin uygulanmasının ise yerinde bulunmadığı, böylece davanın yazılı şekilde kısmen kabulüne dair mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
E)Temyiz;
SGK vekili,bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğu,davacının halen devam eden esnaf BağKuruna 31.01.2014 itibariyle 63 terk kodu uygulanmasının yasaya aykırı olmadığını belirterek temyiz etmiştir.
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe;
Davacı, esnaf bağkur sigortalılığının 31.01.2014 tarihi itibariyle durdurulması nedeniyle 14 aylık sigortalılık süresinin silindiğini ve 2.314,02 TL prim farkı yansıtıldığını belirterek Kurum işlemlerinin iptalini talep etmiştir.
Davacının biçerdöver işletmesi faaliyetinin ticari kazanç olarak nitelendirilmesi nedeniyle 12.05.2011 tarihinde esnaf Bağ Kur kaydı yapılmış, davacı 26.08.2011 tarihli dilekçesi ile zirai vergiye tabi olduğunu belirterek esnaf Bağ Kur tescilinin iptalini talep etmiş ve vergi dairesi ile yapılan yazışmada (zirai faaliyet) gerçek usul mükellefiyet şekli olarak bildirildiğinden tarım BağKurdaki 11.05.2011 tarihli terk kaldırılarak davacının tarım BağKur sigortalılığı devam ettirilmiştir. Ancak daha sonra ,vergi dairesinin 09.10.2015 tarihli yazısında davacının 12.05.2011 tarihinden itibaren biçerdöver işletmesi nedeniyle gerçek usulde (işletme hesabı defterine tabi) vergi mükellefi olduğunun bildirilmesi nedeniyle davacının faaliyetinin ticari kazanç olarak nitelendirilmesi gerektiği anlaşıldığından 12.05.2011 itibariyle tarım BağKur sigortalılığı durdurulmuş (53.madde 4/b esnaf) ,aynı tarihte esnaf BağKur sigortalılığı başlatılmış, tarım BağKur kapsamında 12.05.2011 tarihinden sonra ödediği tevkifat ve yapılandırma haricindeki prim ödemeleri esnaf BağKur numarasına aktarılmıştır. Her iki sigortalılık arasındaki prim farkından dolayı esnaf Bağ Kur kapsamındaki sigortalılığına, prim ödemelerinin karşıladığı süre olan 31.01.2014 itibariyle Geçici 63 istinaden terk kodu uygulanmıştır. Bu durumda, davacının 2926 sayılı yasa kapsamındaki sigortalılığının 11.05.2011 tarihinde sonlandırıldığı, 1479 sayılı yasa kapsamındaki sigortalılığının 12.05.2011- 31.01.2014 (63.madde) ve 01.05.2015-devam şeklinde olduğu, davacının 25.11.2015 tarihinde 2.314,02 TL ödeme yaptığı anlaşılmaktadır.
Sosyal Güvenlik Kurumu’nun 19.07.2017 tarihli yazısında , davacının 25.11.2015 tarihinde yaptığı 2.314,02 TL ödemenin 30.11.2015 tarihi itibari ile tahakkuk eden borcuna karşılık ödendiği bildirmiştir.
Mahkeme, bilirkişi raporuna göre ,davacının yaptığı 2.314,02 TL lik ödemenin ihya niteliğinde ödeme olduğu, tarım bağkur sigortalılığı ile esnaf bağkur sigortalılığı arasındaki prim farkından doğduğu ve ödemenin 14 aylık prim farkı karşılığı yapıldığı gerekçesiyle davacının 1479 sayılı yasaya tabi sigortalılığının geçici 63.maddeye göre 31.01.2014 tarihinde durdurulmasının hatalı olduğuna ,bu nedenle 12.05.2011 tarihinden başlayan esnaf bağkur sigortalılığının aralıksız devam etmesi gerektiğine karar vermiştir.
Dairemizin 16.09.2019 tarihli eksiklik talep yazısı ile Mahkemeden , davacının yaptığı ödemenin 01.05.2015 tarihinden itibaren tekrar başlatılarak devam eden 4/b sigortalılığına ilişkin cari prim borcu ödemesi mi yoksa 31.01.2014 tarihi itibariyle durdurulan sigortalılığının ihyası için yapılmış bir ödeme mi olduğunun Kurumdan açıkça sorulması talep edilmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu’nun cevap yazısında,davacının 01.05.2011 tarihi itibariyle yeniden sigortalılığı başlatılmış olup 25.11.2015 tarihinde ödediği 2.314,02 TL nin 01.05.2015-30.11.2015 tarihleri arası cari aylara ait prim borcuna istinaden ödendiği bildirilmiştir.
6645 sayılı Kanunun 56. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna geçici 63. madde eklenmiş olup “Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, Kuruma kayıt ve tescilleri yapıldığı hâlde, bu maddenin yayımlandığı ayın sonu itibarıyla 12 ay ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ay başından itibaren üç ay içinde ödememeleri veya ilgili kanunları uyarınca yapılandırmamaları hâlinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur.”
Ancak, daha sonra sigortalı ya da hak sahipleri tarafından talep edilmesi hâlinde durdurulan sigortalılık sürelerinin tamamı, talep tarihinde 80 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden borç tutarı hesaplanarak ihya edilir. Hesaplanan borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Tebliğ edilen borç tutarının bu süre içinde tamamen ödenmemesi hâlinde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu madde kapsamında ödenmiş olan tutarlar ilgilinin prim ve prime ilişkin borcunun bulunmaması kaydıyla faizsiz olarak iade edilir. İhya edilerek kazanılan hizmet süreleri borcun ödendiği tarihten itibaren geçerli sayılır. hükmü getirilmiştir.
18/05/2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7143 sayılı Kanunun 24.maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 76.maddede “ Köy ve mahalle muhtarları, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, Kuruma kayıt ve tescilleri yapıldığı hâlde, 31/05/2018 tarihi itibarıyla prim borcu bulunanların, bu tarihten önceki sürelere ilişkin prim borçlarını, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ikinci ayın sonuna kadar ödememeleri veya ilgili Kanunları uyarınca yapılandırmamaları halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Durdurulan süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek bunlara Kurum alacakları arasında yer verilmez. Sigortalılıkları durdurulanlardan bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında çalışmaya devam edenlerin sigortalılıkları 01/06/2018 tarihi itibarıyla yeniden başlatılır.
Ancak, daha sonra sigortalı ya da hak sahipleri tarafından talep edilmesi hâlinde durdurulan sigortalılık sürelerinin tamamı, talep tarihinde 80 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden borç tutarı hesaplanarak ihya edilir. Hesaplanan borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Tebliğ edilen borç tutarının bu süre içinde tamamen ödenmemesi hâlinde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu madde kapsamında ödenmiş olan tutarlar ilgilinin prim ve prime ilişkin borcunun bulunmaması kaydıyla faizsiz olarak iade edilir. İhya edilerek kazanılan hizmet süreleri borcun ödendiği tarihten itibaren geçerli sayılır.
Sigortalılıkları önceki kanunlara göre durdurulanlar için de bu maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.” denilmektedir.
Davacının biçerdöver işletmeciliği faaliyetinin esnaf BağKur sigortalılığı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği halde sehven tarım BağKur sigortalılığı olarak nitelendirildiğinin daha sonra anlaşılması nedeniyle, davacının 12.05.2011 tarihinden itibaren esnaf BağKur kapsamında tescil edilerek 12.05.2011 tarihinden sonra tarım bağkur sigortalılığı kapsamında yaptığı prim ödemelerinin esnaf Bağkur numarasına aktarılması sonucu her iki sigortalılık statüsü arasındaki prim farkından kaynaklı olarak davacının tarım Bağ Kura yaptığı prim ödemelerinin karşıladığı tarih olan 31.01.2014 itibariyle esnaf BağKur sigortalılığı durdurulmuş ve yasa gereği 01.05.2015 tarihinden itibaren yeniden başlatılmıştır. Dairemizin eksiklik talep yazısı üzerine dosyaya gelen Kurumun 24.09.2019 tarihli yazısında ve ekindeki sigortalılık belgesinde davacının 25.11.2015 tarihinde yaptığı 2.314,02TL lik ödemenin 01.05.2015 -30.11.2015 tarihleri arası cari aylara ait prim borcuna istinaden ödendiği belirtilmiştir.
Davacının 31.01.2014 ile 01.05.2015 tarihleri arasında kalan dönemdeki sigortalılığı, ancak yukarıda belirtilen yasa hükümlerine göre ihya yoluyla geçerli sayılabilir.
Mahkemece bu ödemenin araştırılması, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler dikkate alınarak durdurulan sigortalılık sürelerinin ihyası niteliğinde bir ödeme olup olmadığının belirlenmesi, aksi durumda kurum işleminin doğru olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin temyiz başvurusunun kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin kararının yukarıda yazılı sebepten dolayı KALDIRILMASI, İlk Derece Mahkemesi Kararının BOZULMASI gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 14/10/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.