"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde temyizen incelenmesi davalı vekilince duruşmalı olarak istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08/10/2019 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
A)Davacı İstemi;
Davacı vekili, 10/01/2003 tarihli dava dilekçesinde özetle müvekkilinin 24/04/2000 tarihinde iş kazası geçirdiğini belirterek 1.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili 09/05/2013 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini 36.000,00 TL’ye ıslah etmiştir.
B)Davalıların Cevapları;
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı tarafın ıslah dilekçesi davalıya 22/05/2013 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili 29/05/2013 tarihinde zamanaşımı def’inde bulunmuştur.
C)İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sürekli iş göremezlik oranının maluliyet tespiti davası neticesinde %19,2 olduğu, iş kazasında davalı işverenin %80, davacı işçinin %20 oranında kusurlu oldukları, davacının toplam zararından SGK tarafından davacıya bağlanan geçici iş göremezlik ödeneğinin davalı işverenin kusuruna karşılık gelen miktarı düşülerek davacının maddi zararının 77.032,37 TL olarak tespit edildiği, ıslahla arttırılan taleple bağlı kalınarak maddi tazminat davasının kabulü ile 36.000,00 TL’nin kaza tarihi olan 24/04/2000'den itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verildiği, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, davacının sürekli iş görmezlik oranı, işçinin yaşı, olayın tarihi, manevi tazminatın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması dikkate alınarak manevi tazminat talebi kabul edilerek 20.000,00-TL manevi tazminatın davalı şirketten tahsiline karar verildiği anlaşılmıştır.
D)Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:
İlk Derece Mahkemesi kararının davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, Maluliyetin belirlendiği ve maddi zararın tespit olunduğu tarih itibariyle alacağın zamanaşımına uğramadığı, kusur raporunun denetime elverişli ve dosya kapsamıyla uyumlu olduğu, hesap raporuyla davacının maddi zararı tespit edilmiş olup, ayrıca tespit olunan maluliyet durumuna göre Mahkemece hükmolunan manevi tazminat miktarının fahiş olmadığı, yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.davalı vekilinin yerinde bulunmayan bütün istinaf itirazlarının esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi’nin 10/04/2018 tarihli ek kararıyla maddi ve manevi tazminat miktarları ayrı ayrı değerlendirildiğinde HMK. m. 362/1-a' da belirtilen "40.000" TL'lik miktarı geçmediğinden Bölge Adliye Mahkemesince verilen kesin kararın temyiz edilemeyeceği belirtilerek temyiz dilekçesinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
E) Temyiz Nedenleri;
Davalı vekili asıl ve ek karara ilişkin temyiz dilekçesinde özetle: yerel mahkemece hükme esas alınan hesap raporunda maddi tazminatın 77.032,37 TL olarak belirlenmesi nedeniyle kararın temyizi kabil olup ek kararın hatalı olduğunu, ıslahın zamanaşımına uğradığını, sürekli iş göremezlik ödeneği yönünden müvekkilinin pasif husumetinin bulunmadığını, kazanın gerçekleşmesinde davacının tam kusurlu eyleminin etkili olduğunu müvekkiline kusur yüklenemeyeceğinden davanın reddi gerektiğini, davacının dalgın olduğunu beyan ederek kusurlu olduğunu kabul ettiğinin açık olduğunu, maluliyetin dava konusu kaza ile irtibatının olup olmadığının araştırılmadığını, SGK tarafından davacıya bağlanan gelirin tüm peşin sermaye değeri ile tüm gelirlerin davacının tazminat alacağından mahsubu halinde davacı tazminat alacağının kalmadığını, davacı maluliyeti %60 altında kaldığından pasif devre hesabının maddi tazminat hesabında dikkate alınamayacağını, hesaba esas ücretin hatalı olarak belirlendiğini, davacının tedavi süresince ve sonrasında ücretlerini aldığından bu döenmler için ekonomik kaybının bulunmadığını, 07/05/2002 tarihli ibraneme ile dava hakkından feragat ettiğini, manevi tazminatın tamamına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, işletilecek faiz de dikkate alındığında manevi tazminatın fahiş olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep ettiği anlaşılmıştır.
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe;
A) Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi’nin 10/04/2018 tarihli ek kararına yönelik temyiz itirazının incelenmesinde, İlk Derece Mahkemesince davacı lehine 77.032,37 TL maddi tazminat alacağının istemle bağlı 36.000,00 TL’sine karar verildiği ve manevi tazminat yönünden de 20.000,00 TL’ye karar verilmiş olduğu, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince esastan red kararı verildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibariyle temyiz sınırının 47.530,00 TL olduğu, 6100 sayılı HMK’nun 362/2.maddesi gereğince alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda kesinlik sınırına alacağın tamamına göre belirleneceği açıktır.
O halde dava konusu maddi tazminat istemi yönünden alacağın tamamı olan itibar edilen hesap raporundaki miktar dikkate alındığında maddi tazminata ilişkin kararın temyizi kabil, manevi tazminata yönelik kararın ise kesin nitelikte olduğu anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesinin davalı vekilinin temyiz isteminin reddine dair 10/04/2018 tarihli ek kararının, manevi tazminat yönünden ONANMASINA, maddi tazminat yönünden ise BOZULARAK KALDIRILMASI ve davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi’nin 08/02/2018 tarihli kararına karşı maddi tazminat yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
B) 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici nedenlere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, sigortalının 24/04/2000 tarihinde gerçekleşen iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle, maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacının davalı şirkete ait iş yerinde kükürtleme bölümünde çalışırken olay günü calaskar ile kükürt çuvalını yukarı kaldırıp eritme kazanına taşıdığı sırada çuvalın yırtılarak sağ bacağı üzerine düşmesi neticesinde sağ bacağının kırıldığı, SSK Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü Tedavi Hizmetleri ve Malüliyet Dairesi Başkanlığı Sürekli İş göremezlik Derecesi tesbit kararında sürekli iş göremezlik oranının 12/01/2001 tarihinden itibaren %29.2 olarak tespit edildiği, Yüksek Sağlık Kurulunun 22/04/2009 tarihli raporunda sürekli iş göremezlik oranının %17 olarak tespit edildiği, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun 23/05/2011 tarihli raporunda ise sürekli iş göremezlik oranının %19,2 olarak tespit edilerek, SGK raporunda maluliyet oranı %29,2 olarak tespit edilmiş ise de bu rapora göre kalçada tespit edilen hareket kısıtlılığının zamanla ortadan kalktığı bu nedenle maluliyet oranları arasında çekişkinin bulunmadığının bildirildiği, nitekim maluliyet tespiti davası neticesinde maluliyetin %19,2 olarak belirlendiği anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi amacıyla açılan maddi ve manevi tazminat davalarında; zamanaşımı süresi gerek olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 146. maddesi gereğince haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıldır.
Uyuşmazlık bu tür davalarda uygulanmakta olan 10 yıllık zaman aşımı süresinin hangi tarihte başlatılması gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması demektir. Bedensel zararın gelişim, gösterdiği durumlarda zamanaşımına başlangıç olarak hastalık seyrinin yani gelişimin tamamlandığı tarihin esas alınması gerekir.
Dava konusu olayda, maluliyet oranları arasındaki farkın E cetveline göre sürekli iş göremezlik durumunun değerlendirilmesinden kaynaklandığı, maluliyette değişen ve gelişen bir durumun söz konusu olmadığı, giderek olayla birlikte zararın öğrenildiği ve zamanaşımının başlangıç tarihinin olay tarihi olarak kabulü gerektiği ortadadır.
Hal böyle olunca, ıslaha karşı davalı vekili tarafından süresi içerisinde ileri sürülen zamanaşımı def'inin kabul edilerek, ıslah dilekçesi ile istenilen maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ıslaha itibar edilmek suretiyle maddi tazminata karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddesi uyarınca (KALDIRILMASINA), ilk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenlerle (BOZULMASINA),davalı yararına takdir edilen 2.037,00TL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine,
dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine 08/10/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.