Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

TÜRK MİLLETİ ADINA

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.

Hükmün, davacı ve Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.

K A R A R

Dava davacının 10/05/2001 - 01/11/2004 tarihleri arasında sürekli ve kesintisiz asgari ücretle çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.

Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.

Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu, niteliği, başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden; ... sicil sayılı davalı şirket işyerinin 29.12.2004 tarihinde, ... adına kayıtlı ... sicil sayılı işyerinin ise 21.04.2000 tarihinde kanun kapsamına alındığı, davacı ve davalı tanıklarının dinlendiği, davacıya davalı şirket kaşesi mevcut, imzalı dava konusu uyuşmazlık tarihleri ile uyumlu bonservis verildiği, davalı işyerinde staj yapan dava dışı ...'ın staj belgesinde davacının imzasının bulunduğu, davacının işvereninin şikayetçi olduğu ... C. Başsavcılığı 2003/65 Sor. sayılı dosyasında davacının 12.03.2003 tarihli ifadesinin mevcut olduğu, kuruma şikayet üzerine müfettiş incelemesi yapıldığı, staj belgelerindeki imza doğrultusunda davacı adına kısmi çalışma tespit edildiği anlaşılmaktadır.

Somut olayda, davacının hizmet döküm cetveli getirtilmeden, şirket tescil belgeleri dosya arasına alınıp gerçek işveren belirlenmeden, dosyada çalışmaya dair delil niteliğinde olan belgeler değerlendirilmeden ve komşu işyeri ve bordro tanığı gibi hizmet tespiti davalarının vazgeçilmez delilleri yönünden araştıma yapılmadan sonuca gidilmesi hatalıdır.

Mahkemece yapılacak iş;

1-Şirketin, davacının talep tarihlerinden sonra kanun kapsamına alındığı değerlendirilerek şirket tescil belgelerini getirtmek belgeler sonrası şirketin işveren olması imkansız ise gerçek işvereni belirleyerek davaya dahil etmek

2- İşveren dönem bordrolarını talep ederek resen seçilen bordro tanığı dinlemek; gerektiğinde zabıta, emniyet, SGK, belediye araştırması ile komşu işyeri tanığı tespit edip, dinlemek

3- Davacının hizmet döküm cetvelini ve şahsi sicil dosyasını getirtmek

4-... C. Başsavcılığı 2003/65 Sor. sayılı dosyada işyerinde çalıştığını beyan eden ...’u tanık olarak dinlemek, tüm bu araştırmalar sonrası bonservis, staj belgesi, savcılık ifadesini de dikkate alarak sonuca gitmekten ibarettir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre SGK'nın temyiz nedenlerinin incelemesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacıya iadesine

05/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***