"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
KARAR
1-Temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Dava, davalılara ait dolmuş hatlarında 01/05/1996-01/11/2008 tarihleri arasında aralıksız olarak çalıştığının, tespitine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, “ Davanın KABULÜ ile;
Davacının davalı işveren ...’na ait ... sicil ve ... plaka sayılı “Minibüs İşletmesi” işyerinde; 03.08.2001 – 19.09.2001, 26.05.2002 – 21.06.2006 ve 15.08.2006 – 05.07.2007 tarihleri arasında 506 sayılı Yasanın 78 maddesine göre belirlenen sigorta primine esas kazançların alt sınırı ile 1836 gün çalıştığı, 1836 günlük çalışmalarının Kuruma bildirilmediğinin TESPİTİNE ” karar verilmiştir.
Karar, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davanın önce aynı soyadı taşıyan ve akrabalık ilişkisi bulunan bir grup davalı aleyhine açıldığı, Mahkemece verilen kararın Dairemizce “davalılar arasında maddi yönden zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı gibi şekli yönden dava arkadaşlığı da söz konusu değildir” gerekçesiyle bozulması üzerine davaların tefrik edildiği, davacının davalılara ait işyerlerinden adına verilmiş işe giriş bildirgesi ve Kuruma bildirilmiş çalışma kaydı olmadığı, kararın gerekçesinde “yazılı delil başlangıcı olan ve ilk trafik para cezası tutanağının düzenlendiği 3.8.2001 tarihinden itibaren çalışmaya başladığının ve tanık ...’in son çalışma tarihi olan 15.07.2008 tarihine kadar devamlı çalıştığı” hususlarına dayanılarak davanın kabulüne karar verildiği, anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/8. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/8. maddelerine göre Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır. Yasada yer alan 5 yıllık süre hak düşürücü olup mahkeme tarafından kendiliğinden nazara alınması gerektiği gibi davacının aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesinin veya 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağı ve hak düşürücü sürenin, kesilmesi ve durmasının mümkün bulunmadığı hukuksal gerçeği de ortadadır.
İşverenin çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği Kanun'un 79/1 .maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta işlemleri Yönetmeliği'nin dördüncü kısmında işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi (SSİ Yön. Madde l6) , dört aylık sigorta primleri bordrosu (SSİ Yön. Madde 17), sigortalı hesap fişi (SSİ Yön. Madde 18) vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması halinde artık Kanun'un 79/10 (eski 8) maddesinde yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir.
Somut olayda, davanın 16/04/2010 tarihinde açıldığı gözönüne alındığında; tespitine karar verilen sürelerden “ 03.08.2001 – 19.09.2001” tarihleri arasında tespitine karar verilen çalışmanın hakdüşürücü süreye uğrayıp uğramadığı hususu irdelenmeden karar verilmiş olması isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; belirtilen dönemde davalı işyerinden verilmiş işe giriş bildirgesi , Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nde belirtilen belgeler ya da müfettiş raporu gibi hak düşürücü süreyi kesecek, belgelerin bulunup bulunmadığı hususunu tekrar araştırmak, trafik para cezası tutanağının hak düşürücü süreyi kesecek belgelerden olmadığı hususu da gözönüne alınarak, araştırmanın sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davalı ...'na iadesine,
26/09/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.