"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi
K A R A R
A) DAVACININ İSTEMİ :
Dava, davacının davalı işyeri nezdinde 08/08/1988-16/08/1988 tarihleri arasında geçen hizmetlerinin tespiti istemine ilişkindir.
B) DAVALILAR CEVABI :
Davalı işyeri sahibi tarafından davaya cevap verilmemiş olup duruşmada alınan beyanı ile; davacının anılan tarihte bir haftalık çalışmasının kabulünde olduğu, muhasebeci tarafından işe giriş bildirgesinin düzenlenip Kurum'a verildiği ancak sigortalılık primlerinin yatırılmadığı özet olarak belirtilmiştir.
Davalı SGK vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi ile; Kurum kayıtlarında ihtilaf konusu bordrosunun bulunmadığı, tarafların kardeş oldukları, davalının hizmet akdine dayalı olarak çalıştırdığı kardeşini sosyal güvenlik hakkından mahrum bırakmasının hayatın olağan akışına ters düşeceği, dava dilekçesinde yazılı tanıkların iddiaya konu sürelerde çalışmalarının bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
C) İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI :
İlk derece Mahkemesince, “davanın kabulüne” karar verilmiştir.
D) BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNİN KARARI :
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece Mahkemesinin kararının yerinde olduğu belirtilerek davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
E) TEMYİZ TALEPLERİ :
Davalı Kurum vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesi ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddinin gerektiği, tanık beyanları ile davacı iddiasının ortaya konulmadığı, davacının çalışmalarının Kurum kayıtlarında görüldüğü kadar olduğu, davacının davalının kardeşi olduğu ve dava konusu inşaat bittikten sonra konutta ikamet ettiği hususlarının değerlendirilmediği özet olarak belirtilerek kurulan hükmün bozulmasına karar verilmesi talep olunmuştur.
F) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 11/02/2004 gün, E:2004/21-54, K:2004/54 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Ayrıca 506 Yasada öngörülen sigortalılık, kişinin Anayasa’da ifadesini bulan temel sosyal haklardan olan sosyal güvenlik hakkına ilişkindir. Nitekim, Anayasa’nın 12. maddesine göre, herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Anayasa’nın 60. maddesinde ise, “herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, sosyal güvenlik hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı dokunulmaz ve feragat edilemez bir hak olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 6. maddesinde de, bu ilke aynen benimsenerek, çalışanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olduğu, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği, sözleşmelere sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamayacağı belirtilmiştir. Bu haliyle sigortalı olmak, kişi bakımından sadece bir hak olmayıp aynı zamanda bir yükümlülüktür (M.Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi, 1985, sh. 90). Bu nedenle, sigortalılık hakkından feragat edilemez.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 01/02/1961 doğum tarihli olan davacı adına 08/08/1988 tarihli işe giriş bildirgesinin aynı zamanda davacının abisi olan davalı işyeri sahibi tarafından düzenlenmekle Kurum kayıtlarına intikal ettiği, aynı tarihli işe başlangıç tarihini gösteren sigorta sicil kartı aslının dosyaya sunulduğu, hizmet cetvelinde davacı adına ilk defa 10/05/2007 tarihinde dava dışı işyerince Kuruma SSK lı sigortalılık hizmet bildiriminde bulunulduğu, davalı işyerinin özel bina inşaatı faaliyetinden dolayı 08/08/1988 tarihinde Kanun kapsamına alınıp aynı gün Kanun kapsamından çıkarıldığı, davalı bina inşaatı işyerine ait yapı ruhsatının 11/09/1987 tarihinde alınmış olup ihtilaf konusu dönemde inşaat faaliyetinin devam ettiği, davalı bina inşaatının bitimi sonrası alınan tapu senedinden binanın tamamının mülkiyeti davalı işyeri sahibi adına kayıtlı iken 18/12/1990 tarihinde satış ile ½ mülkiyet hissesinin davacı adına tescilinin gerçekleştirildiği, yargılama esnasında alınan bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu, duruşmalarda re'sen vergi kaydı getirilmekle biri kamu tanığı haline getirilen davacı tanığı ile diğer davacı tanıklarının dinlendiği anlaşılmaktadır.
506 sayılı Yasanın 6. maddesinde belirlendiği şekilde sosyal güvenlik hakkı vazgeçilemez, devredilemez ve kaçınılamaz bir haktır. Bu durumda, davalı işyeri sahibi ile davacının abi-kardeş olduğu nazara alındığında davalının kardeşinin sosyal güvenceden yoksun kalmasına neden olacak şekilde hizmet süresini eksik bildirmiş olması hayatın olağan akışına uygun değildir. Öte yandan davacının daha önceden inşaat sektöründe herhangi bir çalışma kaydının bulunmamasına rağmen kamu tanığının davacının davalı nezdinde kalfa olarak çalıştığı yönündeki çelişkili beyanı ve davacının davalı bina inşaatının tamamlanması sonrasında binanın mülkiyetine ½ hisse ile sahip olması karşısında davacının ihtilaf konusu dönem içerisinde davalı nezdinde geçen çalışmalarının gerçek ve eylemli bir çalışma olarak değerlendirilemeyeceğinin kabulünü gerektirmektedir. Açıklanan nedenlerle davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
İlk derece Mahkemesince, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı ORTADAN KALDIRILMASINA, ilk derece Mahkemesi kararının davalı Kurum yönünden BOZULMASINA karar vermek gerekmiştir.
G) SONUÇ: Davalı SGK vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.