Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, ödeme emirlerinin iptaline, Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.

K A R A R

Dava, borçlu olmadığının tespiti ve ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.

Dairemizin, 23/11/2015 tarih ve 2015/17337 -20832 E.K. sayılı bozma kararı üzerine, mahkemece direnme kararı verilerek davanını kabulüne karar verilmişse de , mahkemece direnmeye esas kararda “borcun yapılandırma kapsamında olduğu” gerekçesiyle davanın kabulüne yönelik kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiş Dairemizce “davacının yönetim kurulu üyesi olduğu dönem itibariyle borçtan sorumlu olacağı hususu dikkate alınmadan yazılı şekilde sonuca gidilmesinin hatalı olduğu” gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. Mahkemece bozma kararı sonrası direnmeye esas ilk kararda yer olmayan farklı bir gerekçeyle “davacının şirketi temsil ve ilzamla yetkili olmadığından borçtan sorumlu tutulamayacağı” belirtilerek direnme kararı verilmesi hatalı olmuştur.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 25/05/2010 tarihinde ... Mühendislik İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine 3 yıllığına yönetim kurulu üyeliğine seçildiği, yönetim kurulu üyeliğinden 29/06/2012 tarihinde istifa ettiği, ödeme emrine konu borcun 2011/1-2012/9.aylar arası prim ve işsizlik sigortası primi borçları olduğu anlaşılmaktadır.

Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Yasanın 88/20. maddesine göre, Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları hususları düzenlenmiştir.

Somut olayda; dava menfi tespit davası olup; dava dışı borçlu şirketin yapılandırması ve yapılandırma sonrası dava konusu borcun durumu araştırılmadan karar verilmesi hatalıdır.

Mahkemece yapılacak iş; şirketin yapılandırmaya ilişkin belgelerini getirtmek, borcun ödenip ödenmediğini araştırmak, yapılandırma ile borcun halen ödendiği tespit edilirse yapılandırma sonucunu beklemek, borcun tamamen ödendiği tespit edilirse davanın konusuz kaldığına karar vermek, yapılandırma ile borç ödenmemişse davacının yönetim kurulu üyesi olduğu ve 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın 88/20. maddesinde borçtan sorumluluk için yönetim kurulu üyeliğinin yeterli olduğu gözetilerek karar vermekten ibarettir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yetersiz inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, SGK vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 07/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***