Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Birleşen ... İş Mahkemesinin .../... Esas sayılı davası bakımından;

Davacı, haksız ve yersiz olarak ödenen ölüm aylığının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptaline, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

Birleşen davada davacı ise, ölüm aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaline, kesildiği tarihten itibaren tekrar bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, asıl davanın kabulü, birleşen davanın reddine karar vermiştir.

Hükmün, davalı-birleşen davanın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.

KARAR

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalının (karşı davacı) aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,

2-Asıl dava; Kurumdan ölüm aylığı almakta iken boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı tespit edilen davalıya yersiz ödenen aylıklar ve faizinin tahsili amacıyla ... 10. İcra Müdürlüğünün 2010/13347 E. sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibiyle düzenlenen ödeme emrine itiraz üzerine, davalının yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, % 40 tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir.

3- Birleşen dava; 5510 sayılı Yasa'nın 56/2.fıkrası uyarınca boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeni ile ölüm aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali, aylıkların yeniden bağlanması istemine ilişkindir.

Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine, karar verilmiştir.

Hüküm, davalı (karşı davacı) tarafından temyiz edilmiştir.

Genel bir kavram olarak, “likid (ligiude) alacak”; “tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır” Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya, alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması, ya da, borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez (YHGK 17.10,2012 gün ve 2012/9-838-715 sayılı ilamı).

Somut olayda, likit bir alacak söz konusu olmadığından, alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HMK 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasında bulunan “Takibe konu asıl alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatının kabulü ile, ” cümlesinin ve “Takibe konu asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” cümlelerinin tamamen silinerek hükümden çıkartılmasına, hükmün DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacı ...'ya iadesine, 10/10/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.

***