Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi

İLK DERECE

MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi

A) Davacı İstemi:

Davacı; 5510 sayılı Yasa'nın 56/2.fıkrası uyarınca boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeni ile ölüm aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali ve kesilen yetim aylığının başvuru tarihini takip eden ay olan Nisan 2015'ten itibaren tekrar bağlanmasını talep etmiştir.

B) Davalı Cevabı:

Davalı SGK vekili özetle; kurum işleminin yerinde olduğunu ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C)İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:

İlk derece Mahkemesince; “... 22. İş Mahkemesinde görülmüş olup, mahkemece davanın reddine dair 27.05.2014 tarih ve 2013/918 Esas ve 2014/357 K. Sayılı kararın 20.10.2014 tarihinde kesinleşmesinden sonra davacı tarafından boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşamadığını belirterek 5510 Sayılı yasanın 35/3. Maddesindeki " aylığın kesilmesine yol açan sebebin ortadan kalması halinde, 34. Maddede belirilen şartlar saklı kalmak kaydıyla, müracaat tarihini takip eden ay başından itibaren yeniden aylık bağlanır" hükmüne dayanarak yeniden tahsis talebinde bulunduğu, kurumca 24.03.2010 tarihli ve Ü.Ç.-59 sayılı denetim raporu ve ... 22. İş Mahkemesinin 27.05.2014 tarih ve 2013/918 Esas ve 2014/357 K. Sayılı red kararı gerekçe gösterilerek bu talebinin reddedildiği, söz konusu kararın gerekçe kısmında; "04/02/2014 tarihinde ... İlçe Emniyet Müdürlüğünce davacı ile boşandığı eşinin araştırma tutanağının düzenlendiği tarih itibariyle birlikte yaşamadıklarının tespiti yapıldığı, davacının ve boşandığı eşinin 2010 yılı üçüncü aydan sonra ayrı ayrı adreslerde yaşadıklarına ilişkin belgeler dosya içinde mevcut olduğu, 5510 Sayılı yasanını 59. Maddesi gereğince kurum denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının düzenlediği tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu, davacının boşandığı 15/09/2009 ila davalı kurum denetim memurlarınca düzenlenen 23/03/2010 tarihli denetim raporu arasındaki kalan dönemde boşandığı eşi ... isimli kişi ile ayrı yaşadığını 5510 sayılı yasanın 59. Maddesi gereği ispat yükü kendisine düşen davacının ispatlayamadığı, dosyaya sunulan tüm belgelerde davacı ile boşandığı eşinin ayrı yaşamasına ilişkin kayıtların davalı kurum denetim memurlarının tespit ve rapor tarihi olan 2010 yılı Mart ayından sonra olduğu" tespitleri yapılarak, davacının boşandığı tarih olan 15/09/2009 ile birlikte yaşamayı tespit eden 23/03/2010 tarihli denetim raporu arasındaki kalan dönemde fiili birlikteliği kabul ettiği, ancak bu tarihten sonra dosya giren delillerin ise davacının ayrı yaşadığını gösterdiği kabul edilmiş olup, davacının yeniden yetim aylığı bağlanmasına ilişkin 17.03.2015 tarihli başvurusuna karşı kurumun 2010 tarihli denetim raporundaki maddi olguları gerekçe göstererek, bunun dışında başvuru tarihindeki duruma ilişkin her hangi bir araştırma yapmaksızın başvurunun reddetmiş olduğu anlaşılmış olmakla mahkememizce yapılan yargılama aşamasında toplanan delillerden de davacının eski eşiyle fiilen birlikte yaşadığını gösteren bir delil bulunmadığı, aksine davacı ile eski eşinin ayrı yaşadıklarına ilişkin tanık beyanları ile ... İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün 2010-2015 dönemine ilişkin 07.04.2016 tarihli gizli araştırmasında davacının 4,5 yıldır oturduğu adreste tek başına yaşadığı, eski eşinin ise ayrı bir adreste yaşadığına dair tespitleri göz önüne alındığında, bunun aksini gösteren güncel bir denetim raporu da bulunmadığından 5510 Sayılı Yasanın 35/3. Maddesi doğrultusunda davacının başvurusunun kurum kayıtlarına intikal ettiği 01.04.2015 tarihini takip eden Nisan 2015 tarihinden itibaren yetim aylığının bağlanması şartlarının oluştuğu yukarıda anlatılan ve dosyaya celbedilen kayıt ve belgelerle anlaşılmış ve mahkememizce aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ” gerekçesiyle

“Davanın KABULÜ ile; Davacının kuruma başvuru tarihini takip eden Nisan 2015 tarihi itibariyle yeniden yetim aylığı bağlanması gerektiğinin TESPİTİNE, ” karar verilmiştir.

İstinaf Başvurusu ;

Davalı Kurum vekili; Kurum işlemlerinin 5510 sayılı Kanun başta olmak üzere hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, Kurum tarafından düzenlenen belgelerin aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli olduğunu, mahkeme kararının yeterli bir inceleme ve araştırmaya dayalı olmadığını, davanın reddinin gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

D) Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı :

Bölge Adliye Mahkemesince “Somut olayda, ... 22. İş Mahkemesinin 27.05.2014 tarih ve 2013/918 Esas ve 2014/357 K. Sayılı kararının gerekçesi, davacı ile boşandığı eşinin MERNİS adreslerinin farklı olması ve bu adreslerde fiilen ikamet ettiklerine dair İSKİ faturası, ... faturası, ... faturası ve apartman aidat makbuzu bulunması, 06.04.2016 tarihli kolluk araştırmasında birlikte yaşamadıklarının anlaşılması ile tanık beyanlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda davacı ile boşandığı eşinin ölüm aylığı talebinin dile getirildiği 2015 yılında birlikte yaşamadıklarının kanıtlandığı anlaşılmakla; ” gerekçesiyle

“... 21. İş Mahkemesi'nin 16/03/2017 tarih ve 2015/661 Esas - 2017/193 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Yasa'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, ” karar verilmiştir.

E) Temyiz:

Davalı SGK vekili; “Birlikte yaşama olgusu Yargıtay içtihatlarında izah edilen yöntemlerle araştırılmamıştır. Eksik incelemeyle karar verilmiştir. ” gerekçesiyle temyiz yoluna başvurmuştur.

F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:

Dava; 5510 sayılı Yasa'nın 56/2.fıkrası uyarınca boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeni ile ölüm aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

Hüküm, davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir.

Davanın, yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada: “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Düzenleme ile ölen sigortalının kız çocuğu veya dul eşi yönünden, boşanılan eşle boşanma sonrasında fiilen birlikte olma durumunda, ölüm aylığının kesilmesi ve ödenmiş aylıkların geri alınması öngörülmektedir. Buna göre, daha önce sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu, gelir veya aylık kesme nedeni ve bağlama engeli olarak benimsenmiştir.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 59/2. maddesinde: “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmü yer almaktadır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56'ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu nedenle Anayasanın 20'nci maddesi ile 5510 sayılı Kanun, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, 4857 sayılı İş Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacının ve boşandığı eşinin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiğini saptanmalı, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, davacının ve boşandığı eşinin kayıtlı olduğu adreslerde kapsamlı Emniyet Müdürlüğü/Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 15.03.1948 doğumlu davacının 15.09.2009 tarihinde eşi ...'ndan anlaşmalı olarak boşandığı, 16.11.1998 tarihinde vefat eden babasından dolayı 5434 sayılı Kanun kapsamında yetim aylığı aldığı, 01/01/1993 tarihinden itibaren 4/a kapsamında kendi çalışmalarından dolayı emekli aylığı aldığı, Kurumun 24.03.2010 tarihli ve Ü.Ç.-59 sayılı denetim raporu ile aylıklarının kesildiği, ve bu işlemin iptali için açtığı davanın ... 22. İş Mahkemesinin 27.05.2014 tarih ve 2013/918 Esas ve 2014/357 K. Sayılı kararı ile reddedildiği ve kesinleştiği, bu defa, 5510 Sayılı yasanın 35/3. maddesindeki "aylığın kesilmesine yol açan sebebin ortadan kalkması halinde, 34. maddede belirilen şartlar saklı kalmak kaydıyla, müracaat tarihini takip eden ay başından itibaren yeniden aylık bağlanır" hükmüne dayanarak yeniden 17.03.2015 tarihli dilekçesi ile boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşamadığını belirterek tahsis talebinde bulunduğu, Kurumun 21.05.2015 tarihli kararı ile kesinleşen mahkeme kararı gerekçe gösterilerek bu talebin reddedildiği, Kurumun yeni talebe ilişkin güncel bir denetim raporu düzenlemediği, davacının eşinin ikamet adresinde yapılan 06.04.2016 tarihli kolluk araştırmasında;ev sahibi ...’in beyanıyla davacının boşandığı eşi ...'nin 4 yıldır belirtilen adreste tek başına yaşadığının belirlendiği, davacının 05.03.2014 tarihinden itibaren adresinin Altıntepe Mah. Değirmen Yolu Cad. Akyüz Ap. 19/8 .../... olduğu, bu adrese ait 2011/12.ay, 2013/1.ay ... faturası, ... faturası, ... faturası 2012/12. ay apartman aidat makbuzunun sunulduğu, Muhtarlık tarafından düzenlenen ikametgah belgesinde 04.08.2010 tarihinden itibaren bu adreste ikamet ettiğinin belirtildiği, davacının boşandığı eşinin 08/01/2013 tarihinden itibaren yerleşim yerinin “Maltepe Fındıklı Mah. Sarmaşık Sokak 173/4 .../...” olduğu, bu adrese ait 01.03.2012 başlangıç tarihli konut kira sözleşmesi ve faturaların sunulduğu, anlaşılmıştır.

Somut olayda ; Mahkemece, adres, abonelik ve davacının eşinin İstanbul’daki adresinde kolluk araştırması yapıldığı ancak davacının kendi adresinde kolluk araştırması yapılmadığı, kamu tanığı olarak apartman komşularının beyanına başvurulmadığı, taraflarla ilgili seçim ve medula kayıtlarının getirtilmediği (seçim geri izleme formu) ve toplanan delillerin kabule yeterli olmadığı görülmüştür.

Mahkemece yapılacak iş; yukarıda izah edilen açıklamalar doğrultusunda; davacının ve eşinin seçim kayıtlarını getirtmek, kamu tanığı olarak davacının ve eşinin apartman komşularının beyanına başvurmak, Kurumdan davacı ve eşinin Medula sistemindeki kayıtlarını getirtmek, 2009 yılından itibaren hangi şehirlerde ve adreslerde kayıtlı olarak tedavi olduklarını sorgulamak, davacı ve eşinin tespit edilen adreslerinde zabıta araştırması yaptırtarak adres beyanlarının doğruluğunu ve kimlerle yaşadıklarını sorgulamak varsa kira sözleşmelerini incelemek tüm delilleri topladıktan sonra sonuca göre karar vermekten ibarettir.

O halde, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Bölge Adliye Mahkemesince eksik inceleme ve araştırma sonucu davalı SGK vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurulması gerekirken, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı kaldırılmasına ve ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

G)SONUÇ:

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

***