Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işverene ait işyerinde askerlik yaptığı süreler haricinde asgari ücretin üzerinde (en son net 1.100,00 TL) ücetle sürekli ve kesintisiz olarak geçen çalışmalarının karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, davalı ile fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

2- Dava; davalı şirkete ait ... sicil numaralı işyerinde 15.01.1998- 25.06.2008 tarihleri arasında (SGK'ya bildirilen süreler ve askerlikte geçen süreler hariç olmak üzere) asgari ücretin üzerinde en son net 1.100,00 TL ücretle sürekli ve kesintisiz olarak çalıştığının tespitine karar verilmesi istemine ilişkindir.

Mahkemece ; “Davanın KABULÜ ile, davacının ... sicil no'lu davalı işyerinde 15/01/1998 tarihinden 25/06/2008 tarihine kadar kuruma bildirilen süreler ve askerlik yaptığı 15/11/2000- 31/05/2002 dönemleri hariç olmak üzere davalı işyerinde sürekli ve kesintisiz dönem brüt asgari ücretlerinin 2 katı düzeyinde ücretle çalıştığının TESPİTİNE” karar verilmiştir.

Hüküm davalı şirket ve Kurum tarafından temyiz edilmiştir.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/8. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.

Hizmet tespiti davaları, niteliği gereği çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine imkan tanımasına karşılık, ücretin ispatında bu denli serbestlik söz konusu değildir. Ücretin ispatında Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 tarihli, 2005/21-409 E., 2005/413 K.; 19.10.2011 tarihli, 2010/10-480 E. 2010/523 K.; 19.06.2013 tarihli, 2011/10-608 E., 2011/649 K.; ve 19.06.2013 tarihli, 2012/10-1617 E., 2013/850 K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 288. (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200.) maddesinde yazılı sınırları aşan, ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır.

Ücret miktarı HUMK’nın 288. (HMK'nın 200.) maddesinde belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmak kaydıyla, işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle ispatı mümkündür.

Yazılı delille ispat sınırın altında kalan miktar için veya bu miktar üzerinde olsa bile varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgelerin bulunması hâlinde tanık dinletilmesi mümkündür (1086 sayılı HUMK m. 292 (6100 sayılı HMK m. 202).

506 sayılı Kanun'un 78. maddesinde prime esas günlük kazançların alt ve üst sınırlarının ne olacağı gösterilmiştir. Günlük kazancın alt sınırı HUMK’nın 288. (HMK'nın 200.) maddesinde belirtilen sınırı aşıyorsa, ücretin yazılı delille saptanması gereğinin pratikte bir önemi kalmayacaktır. Zira 506 sayılı Kanun'un 78. maddesine göre, “...günlük kazançları alt sınırın altında olan sigortalılar ile ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançları alt sınır üzerinden hesaplanır.” Ücretin alt sınırla tespit edilen miktardan fazla olması hâlinde ise, günlük kazancın hesaplanmasında asgari ücret esas alınır.

Hâl böyle olunca, ücret miktarı HMK’nın geçici 1. maddesinin 2. fıkrası delaletiyle HUMK'nın 288. (HMK'nın 200.) maddesinde belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmak kaydıyla işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle ispatı mümkün olduğundan, buna göre araştırma yapılması gerekmektedir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davanın kabulüne dair ilk kararın Dairemizin 15/03/2018 tarihli ilamıyla eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle bozulduğu, 15/5/1998 tarihli işe giriş bildirgesinin davalı işyerinden 26/5/1998 tarihinde Kuruma verildiği, 5/10/2002, 13/5/2004, 17/5/2005 tarihli işe giriş bildirgelerinin mevcut olduğu, davacının davalı işyerinde 15/5/1998-31/8/1998 arası 60 gün, 5/10/2002-31/10/2002 arası 27 gün, 13/5/2004-22/10/2004 arası 121 gün, 17/5/2005-31/10/2005 165 gün, 26/4/2006-1/11/2006 arası 182 gün, 24/4/2007-7/11/2007 arası 182 gün, 13/4/2008-25/6/2008 63 gün hizmetinin bulunduğu, ücret araştırması yapıldığı,davacının 15/11/2000-31/5/2002 tarihleri arasında askerlik yaptığı, işyerinin 3/7/1989 tarihinde yasa kapsamına alındığı ve faal olduğu, bozma sonrası dinlenen bordro tanıklarının makine bakımı yaptığından davacının yaz -kış çalıştığını beyan ettikleri, ücret bordrolarının dosyada olduğu, ücrete ilişkinbordrolar dışında yazılı delilin bulunmadığı, bozma ilamı doğrultusunda mahallinde keşif yapıldığı, Refakate alınan Makina Mühendisi Bilirkişisi ile Hukukçu Bilirkişinin 03/11/2018 tarihli ortak raporlarında; “Bir fabrikada üeritim sisteminin ve belirli bir donanımın sürekli çalışabilmesi ve gerektiğinde arızaya müdahale edebilmesi için teknik bir eleman bulundurması gerektiği, bu gibi fabrikalarda makina araç gerekçelerinin bakımı, periyodik kontrollerinin yapılması, arıza esnasında müdahale edilmesi, makinelerin kış aylarında stop durumunda iken belirli aralıklar sonucu yıpranan parçaların sökülüp servise gönderilmesi ve yerine montajının yapılmasının teknik elemanlar tarafından yapıldığı, Kaynak ustası olarak görev yapan davacı işçinin yapmış olduğu işin vasıf ve mahiyetinin nitelikli, davacı işçinin ise kalifiye bir işçi olduğu dosya kapsamından anlaşılmakla, asgari ücret ile çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının davalı işyerinde dava edilen dönemde brüt asgari ücretin iki katı düzeyinde ücret ile çalıştığının kabulünün gerektiğini” belirttikleri, anlaşılmıştır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Mahkeme kararının hizmet tespitine ilişkin kısmının isabetli olduğu, prime esas kazanca ilişkin talebin ise 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 288. ve 292. (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200. ve 202.) maddelerindeki hükümler çerçevesinde ispat edilmesi gerektiği ve sadece tanık beyanları veya emsal ücret araştırması yapılarak sonuca gidilmesinin hukuka uygun olmadığı, davacının iddiasının ancak yazılı belgelerle kanıtlanabileceği ve dosyada bu iddiayı ispatlayacak mahiyette yazılı delil bulunmadığı anlaşıldığından,ücret yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 24/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***