"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi
K A R A R
A)Davacı İstemi:
Dava, 17.02.2003 - 06.12.2010 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinde tam ve eksiksiz çalıştığının tespitine karar verilmesi istemine ilişkindir.
B)Davalı Cevabı:
Davalı ..., davacının 16.03.2004-11.12.2009 tarihleri arasında avukatlık bürosunda çalıştığını , sigorta ettirilmediğinin bilincinde olduğunu, işten ayrıldıktan uzun süre sonra dava açmasının hakkın kötüye kullanılması olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i Müdahil Kurum vekili, davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, davalı “avukatlık bürosu” işyerinden dava konusu dönemde davacı adına yapılan çalışma bildirimine rastlanmadığını, ancak uyuşmazlık konusu dönemde farklı işyerinden yapılan bildirim olduğunu, bu tür davaların kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiğini ve resmi kayıt ve belgelerle ispat edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.
C)İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:
İlk Derece Mahkemesince ; “Davalının samimi ikrarı, davacı tanıkları beyanları hep birlikte değerlendirildiğinde, ” gerekçesiyle “Davanın KISMEN KABULÜNE, Davacının 218651 sicil nolu işyerinde hizmet akdine dayalı olarak ve asgari ücret üzerinden 16/03/2004-30/11/2010 tarihleri arasında 2412 gün çalıştığının, bu çalışmalarının kuruma bildirilmediğinin tespitine,” karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu;
Davalı ..., ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.
Fer'i Müdahil Sgk Başkanlığı vekili, davacının çalışmaları bakımından Kurum kayıtlarının esas olduğunu, davacının hizmet akdiyle davalı işverene bağlı olarak fiilen çalıştığının ispatlanması gerektiğini belirterek davanın esastan reddi yönünde karar verilmesini istemiştir.
D)Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:
Bölge Adliye Mahkemesince “Davada karşı delil ileri sürmeyen davalı işverenin, davacının 16.03.2004 tarihinde avukatlık bürosunda çalışmaya başladığı, 11.12.2009 tarihinde çıktığı,bu süreçte sigorta ettirilmediğinin bilincinde olmasına karşın isteyerek avukatlık bürosunda çalışmasına devam ettiği yönündeki beyanı, dinlenen tanık beyanları ve mevcut deliller hep birlikte değerlendirildiğinde davacının davalı yanında 16.03.2004 tarihinde işe girdiği, ancak çalışmasının dava dışı ... işverenliğinde geçen 3 günlük (26.02.2007 giriş-28.02.2007 çıkış) sürede kesintiye uğradığı, bu durumda 03.12.2015 tarihinde açılan davada 01.03.2007 tarihinden önceki çalışmalarının hak düşürücü süreye uğradığı gözetildiğinde davacının davalı işyerinde 01.03.2007 -30.11.2010 tarihleri arasında davalıya avukat bürosu işi işyerinde hizmet akdine istinaden, asgari ücret ile sürekli ve kesintisiz, çalıştığını ispatladığı kanaatine varıldığından , ilk derece mahkeme kararının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.” gerekçesiyle
“ ... 14. İş Mahkemesinin 29/12/2016 tarih , 2015/432 E - 2016/587 K sayılı kararının KALDIRILMASINA,
1-Davanın KISMEN KABULÜNE, Davacının, 0218651.35 sicil nolu davalı ...'e ait avukatlık bürosu işyerinde hizmet akdiyle ve asgari ücretle 01.03.2007-30.11.2010 tarihleri arasında çalıştığının, bu çalışmalarının SGK Başkanlığına bildirilmediğinin tespitine, fazla talebin REDDİNE, ” karar verilmiştir.
E)Temyiz:
Fer'i Müdahil Kurum vekili “ Hiçbir yazılı delile dayanmayan, sırf tanık beyanlarına göre verilmiş hüküm bozulmalıdır. ” gerekçeleriyle temyiz yoluna başvurmuştur
Davalı; “Avukat tanıklar davacının ne zaman işten çıktığını bilmediklerini beyan etmişlerdir. Davacının ablası ve başka katta sekreter olan diğer yönlendirilmiş tanığın beyanına itibar edilmesi usule aykırıdır. Davacı 11.12.2009 tarihinde işten çıkmıştır ve 5 yıllık hakdüşürücü süre geçmiştir. Davacının iddiasını ispatlayacağı hiçbir yazılı delili yoktur. Afaki tanık beyanlarıyla uzun bir süreye hükmedilemez.”gerekçeleriyle temyiz yoluna başvurmuştur.
Davacı; “Dava dışı bildirimlerin bulunduğu işyeri davacının çalışmasının olmadığı, bir muhasebeciye rica üzerine verdirilmiş işe giriş bildirgesine dayanmaktadır. Buradaki imza dahi davacıya ait değildir. Hatta imza bile yoktur .Çalışma aralıksızdır.”gerekçeleriyle temyiz yoluna başvurmuştur.
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 17.02.2003 - 06.12.2010 tarihleri arasında davalı avukatlık bürosu işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Yasal dayanağı 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri olan bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği ya da çalıştıklarının Kurumca tespit edilip edilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu yasal koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı, Kanun'un kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmasının konusu, sürekli kesintili mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenmeli, işyerinin kapsam kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve posta başı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlendikten sonra ücret konusu üzerinde durulmalı, tespiti istenilen sürenin evvelinde ve sonrasında beyyine başlangıç sayılabilecek ödeme belgeleri ve sair bu nitelikte bir belge yoksa Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunun m.288 de yazılı sınırları taşan ücret alma iddialarında yazılı delil aranmalı, bu sınırlar altında kalan ücret alma iddialarında ücret miktarları tanıklardan sorulmalı, 506 sayılı Yasa'nın 3/B-D maddeleri ile 5510 sayılı Yasa'nın 6/a-c maddelerinde de olduğu gibi ücretin sigortalı sayılmanın koşulu olan durumlarda ücret alma olgusunun var olup olmadığı özellikle saptanmalıdır. Bu davalarda işverenin kabulünün tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağı göz önünde tutulmalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının ilk kez dava dışı 1195212.35 sicil numaralı ... işyerinden verilmiş ilk işe giriş bildirgesine istinaden 26.02.2007 tarihinde tescil edildiği, hizmet döküm cetvelinde dava konusu dönem olan 17.02.2003- 06.12.2010 tarih aralığında 1195212.35 sicil numaralı ... işyerinden 2007/2.ayda 3 gün (26.02.2007giriş -28.02.2007 çıkış) bildirimde bulunulduğu, bunun dışında davalı işveren veya başka bir işveren tarafından sigortalı çalışmalarının bildirilmediği, 216042.35 sicil numaralı Av. ...’a ait avukatlık bürosu işyerindeki çalışmalarının 20.07.2011 tarihinde başladığı, “... ... Han No: .../... ...” adresinde kurulu bulunan ... sicil sayılı ... adına tescilli “avukatlık bürosu” işyerinin 01.10.1987 tarihinde yasa kapsamına alındığı ve 31.05.2008 tarihinde kapsamdan çıkarıldığı , ... Barosu Başkanlığının 14.07.2016 tarihli yazısında; Av....’ın 17.02.2003 -06.12.2010 tarihlerinde ve halen ... Cad. No..../... .../... adresinde mesleki faaliyetini sürdürdüğü bildirildiği,katip tanığın çalıştığı avukatlık bürosunun da aynı işhanında olduğu, davalı işyerinin bulunduğu işhanından 4 avukat ve bir katibin tanık olarak dinlendiği,yalnızca katip tanığın beyanlarının giriş ve çıkış tarihlerini tarif ettiği, tanıkların genel olarak çalışmanın giriş ve çıkış tarihlerini belirtmeden 5-6 yıl çalıştığını beyan ettikleri, bu süreyi davalının da beyanıyla kabul ettiği ancak işten çıkışını 5 yıllık hakdüşürücü süreye uğrayacak şekilde 2009 yılı olarak belirttiği, davacı tarafından hiç bir yazılı delil sunulmadığı (tebligat parçası, posta alındısı vb.) eylemli çalışma olgusunun yeterli ve gerekli bir araştırmayla sağlıklı bir biçimde belirlenmeden davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, talep dönemini kesintiye uğratan, dava dışı işyerinden yapılan 3 günlük bildirimin gerçek olmadığına ilişkin davacı temyizi doğrultusunda; bu çalışmanın fiili çalışma olmadığını ispatlama hususunda, (sigortalılığın iptali için dava açmak isterse) davacıya süre vermek, ispatlanamaması halinde aynı şekilde karar vermek, ispatlanması halinde sigortalı çalışmanın başlangıcı yönünden dinlenen tanık beyanları yeterli olmadığından yeniden tanık dinlemek ve yeni delil toplamak, davalı temyizi doğrultusunda; hizmet tespitine karar verilen sürelerde davacının anılan avukatlık bürosunda çalıştığını ispatlayacak tebligat parçası, posta alındısı, makbuz gibi yazılı delil araştırmak, davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
G)SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nun 373/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı ile davalıya iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.