"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi
KARAR
A)Davacı İstemi;
Davacılar vekili, dava dilekçesi ile davacı eş ... ve çocuklar ..., ... ve ... için 1.000,00 er TL maddi, her bir davacı için 50.000,00 er TL Manevi Tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.
B)Davalıların Cevapları;
Davalı vekilleri davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
C)İlk Derece Mahkemesi Kararı;
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, vefat eden davacılar murisinin meydana gelen trafik iş kazası neticesinde öldüğü, dosya kapsamına uygun bilirkişi raporuna göre; davacı ... haricinde maddi zararının ilk bağlanan psd düşüldükten sonra zararının bulunmadığı, dava konusu iş kazasında kusurlu olmaları nedeni ile davalıların davacının zararını tazminden müteselsilen sorumlu oldukları anlaşılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D)Bölge Adliye Mahkemesi Kararı;
Bölge Adliye Mahkemesince, olayda üçüncü kişi durumunda olan aşırı süratli ve uykusuz ...'in yolun orta şeridinde seyrederken önünde bulunan büyük aracı (çekici) solladığı esnada üzerinde reflektör yelek beyaz gömlek bulunan ...'a çarptığı, kaza anında aracın bölünmüş yolda 130 km/h ile hareket ettiği, kaza anından sonra aracın 58 metre fren yaptığı, kaza yerinde koruyucu önlem olarak dubaların koyulduğu, dinlenen tanık beyanlarından davalı ...'in ...'dan ... istikametine 27.09.2015 günü saat 21:00 sıralarında çıktığı ve gece boyu hiç uyumadığı anlaşılmakla yargılamaya konu olayda tam kusurlu olduğu, zararlandırıcı sigorta olayının üçüncü kişinin kusurlu davranışları sonucu oluştuğu, işveren bakımından nedensellik bağının kesildiği, bu nedenle işverenin sorumluluğuna gidilemeyeceği, bu açıdan hükme esas alınan ve mahkemece itibar edilen kusur raporlarının oluşa uygun olmadığı, olayda davalı ...'in ağır kusuru nedeniyle illiyet bağının kesildiği, ... yönünden davanın reddi gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’un 353-(1)-b-2 maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.
E) Temyiz Nedenleri,
Davacı Vekili temyiz dilekçesinde özetle: işveren davalı karayollarının da hüküm altına alınan tazminat miktarından müteselsilen ve müştereken sorumlu olduğunu,
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle: Bölge Adliye Mahkemesi kararının manevi tazminat konulu 3 nolu fıkrasında '' Davacı ...yönünden davanın kısmen kabulü ile 30.000,00 TL Manevi tazminatın davalılardan ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verilmesi gerekirken sehven olsa gerek tüm davalılardan alınmasına karar verildiğini, ancak gerekçe kısmında Karayolları Genel Müdürlüğünün vuku bulunan olayda kusursuz olduğunun tespit edildiğini, buna rağmen müvekkil aleyhine tazminata hükmedilmesinin yerinde olmadığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe;
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenler ile temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davalı ...’nün tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,
Dava, 28/09/2015 tarihinde meydana gelen zararlandırıcı iş kazası sonucu vefat eden sigortalının yakınlarının ( eş ve altı çocuk) maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı çocuk ... için 195,91 TL Maddi Tazminatın, her bir çocuk için 30.000,00 er TL manevi, eş için 50.000,00 TL manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı ...’nün istinaf başvurusunun kabulü ile kararın düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, davalı ... hakkında açılan davanın reddine, davacı çocuk ... için 195,91 TL Maddi Tazminatın, her bir çocuk için 30.000,00 er TL manevi, eş için 50.000,00 TL manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile, davacılara verilmesine fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacılar murisi ...‘un ... nezdinde çalıştığı, olay günü olan 28/09/2015 tarihinde davalılardan ...‘in maliki olduğu, davalı ...‘in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile orta şeritte seyir halinde bulunduğu esnada, daha önceden olay yerinde meydana gelen kaza sonrasında güvenlik önlemleri için trafik dubaları ile işaretleme yapan davacılar murisine orta şerit üzerinde aracının sol ön köşe kısmıyla çarparak ölümüne neden olduğu, 07/07/2017 tarihli kusur bilirkişi raporunda davacılar murisinin %10, davalı sürücü ...‘in % 40, davalı işveren ...‘nün ise % 50 kusurlu olduğu anlaşılmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesinin 2. fıkrasında "İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli olan her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür." hükmü yer almaktadır.
Bu fıkraya göre, işverenin, işçinin yaşam, sağlık ve bedensel bütünlüğünü korumak için gerekli önlemleri alma yükümlülüğü öngörülmektedir. Burada işverenin özellikle iş kazalarına karşı gerekli önlemleri alma yükümlülüğü söz konusudur. Buna göre işveren, hizmet ilişkisinin ve yapılan işin niteliği göz önünde tutulduğunda, hakkaniyet gereği kendisinden beklenen; deneyimlerin zorunlu kıldığı, teknik açıdan uygulanabilir ve iş yerinin özelliklerine uygun olan önlemleri almakla yükümlüdür."
Aynı maddelere paralel olarak, insan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin, iş yerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanununun 77. maddesinin açık buyruğu iken, İş Kanununun 77. ve devamı bir kısım maddeler 30/06/2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 37. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümlülüğünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiş, sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan ölüme ve vücut bütünlüğünün zedelenmesine veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmininde sözleşmeden doğan sorumluluk hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 4. ve 5. maddelerde işverenin yükümlülüklerini, 19. maddede de çalışanların yükümlülüklerinin çağdaş anlaşıyla daha ayrıntılı ve somut olarak ortaya koymuş ve kusur sorumluluğunun sınırlarını kusursuz sorumluluğun sınırlarına yaklaştırmıştır. 6331 sayılı Kanunun 4. ve 5. maddeleri ile buna uygun olarak çıkarılan iş sağlığı ve güvenliği yönetmelikleri hükümleri işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan tenik iş kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. Öte yandan objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştüremez. Çünkü, bazı istisnalar dışında işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Ancak Türk Borçlar Kanununun 417/2. maddesi, Anayasa ve 6331 sayılı Kanun hükümleri objektifleştirilmiş kusur sorumluluğu ilkesi gereğince işverenin sorumluluğunu oldukça genişletmiştir.
Bu açıklamalar doğrultusunda dosya kapsamındaki tüm delillerle beraber bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde; kazanın meydana geldiği yerde daha önceden trafik kazası olması sebebiyle Karayolları ekibinin talimatları doğrultusunda çalışan davacılar murisi ...’un şerit daraltma ve işaretleme faaliyetini icra etmek üzere trafik dubalarını yerleştirirken davalı ...’in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın çarpması sonucu hayatını kaybettiği, 07/07/2017 tarihli kusur raporunda, Trafik Denetimlerinde ve Trafik Kazalarında Alınacak Önlemlere İlişkin Yönergenin 12. Maddesine göre gerekli tedbirlerin alınmadığı, bölünmüş yolda geriye doğru en az 225 m. daraltma emniyet mesafesi bırakılmak yerine 51,1 m. gibi çok kısa mesafenin bırakılarak dubalarla işaretlendiğinin belirlendiği, yolun daraltılması ve işaretlenmesi işinde risk analizi yapılarak emniyetsiz şartlarda çalışılmasını önleyici tedbirlerin alınmadığı, gerekli emniyet mesafelerine uyulmadan çok kısa şerit daraltma mesafesi bırakılarak oluşabilecek muhtemel kazalara zemin hazırlandığı, bu ve raporda belirtilen başka sebeplerle davalı işveren ...’ne kusur atfedildiği ve nihayetinde anılan bu raporun oluşa uygun olduğu anlaşılmakla, hükmedilen tazminatlardan davalı işveren ...’nü de sorumlu tutmak gerekirken, kazanın gerçekleşmesinde üçüncü kişinin ağır kusuru nedeniyle, iş kazası ile davalı işveren arasındaki illiyet bağının kesildiğinin kabulü ile davalı işveren yönünden davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilerek temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
08/10/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.